ÖNE ÇIKANLAR :
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 31 Temmuz 2013 Çarşamba 22:06

Erdoğan: "Havaalanı yapanlar tehdit ediliyor!"

Erdoğan: "Havaalanı yapanlar tehdit ediliyor!"

Başbakan Erdoğan, Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği Genel Kurulu'nda önemli açıklamalar yaptı.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 69. Genel Kurulu öncesinde delegelere hitap etti.

TOBB'a, Yarın başlayacak genel kurulunda başarı dileyen Erdoğan, "69. Genel Kurul’un TOBB için, ekonomimiz için, ülkemiz için, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Bugüne kadar TOBB’un tüm genel kurullarına özellikle katılmaya, genel kurullar vesilesiyle sizlerle sohbet etmeye, sizlerle istişarelerde bulunmaya çok büyük özen gösterdim. Yarın Yüksek Askeri Şura toplantımızı gerçekleştireceğimiz için genel kurul açılışında bir arada bulunmayacağız" diye konuştu.

"İHALE BEDELİNİN YÜZDE 10'UNU KANDİL'E GÖNDERECEKSİN!"

Başbakan Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu bölgelerine yapılan yatırımların engellenmeye çalışıldığını anlatırken, bölgedeki şantiyelerin, iş makinelerinin yakıldığını, müteahhitlerin tehdit edildiğini söyledi.

Erdoğan; "Geldiğimizde 26 tane havaalanı vardı. Şimdi 50 havaalanına sahibiz. Bakın şimdi Hakkari'de, Yüksekova'da havalimanı yapıyoruz. Birileri önümüzü kesiyor. Müteahhidin iş makineleri yakılıyor, tehditler-mehditler. Halbuki biz bu arada yine 1-2 ay içinde onun da açılışını yapmayı hedeflemiştik. Fakat müteahhit korku belasına çalışamıyor. Bütün güvenlik tedbirlerine rağmen. İşte geçenlerde Esendere Gümrük Kapısı... Rifat bey geldi bana şikayette bulundu. Müteahhit onu arıyor, ne oldu, iş makineleri yakıldı. Yetmiyor bir tehdit de ne var. Ne diyor, 'İhale bedelinin yüzde 10'unu Kandil'e göndereceksin'. Yani bu şartlar altında bu eserler inşa ediliyor. Bunu da bilmelisiniz. Ama öyle de olsa böyle de olsa biz bunları yapacağız. Yüksekova'ya da havalimanını yapacağız." diye konuştu.

 "Eğer ekonomideki kazanımlarımızı koruyacaksak demokrasiye sahip çıkacağız"

Hukuktan, insan hak ve özgürlüklerinden, iç barıştan, kardeşlikten, istikrar ve güven ortamından en küçük bir geriye gidişin doğrudan ekonomiyi etkilediğini, ülkeyi etkilediğini ve bugün gelinen noktaya çok zor şartlar aldıkta ulaştıklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"10,5 yıl boyunca Türkiye'yi bu seviyelere taşımak için neler çektiğimizi, ne badireler atlattığımızı, nasıl kararlı mücadele verdiğimizi sizler de çok iyi biliyorsunuz. Eğer bir kez taviz vermiş olsaydık inanın bugünlere ulaşamazdık. Eğer bir kez boyun eğmiş olsaydık inanın Türkiye'yi böyle 3 kattan fazla büyütemezdik. Hukukun zorlanması karşısında, provokasyonlar karşısında, tahrikler, tuzaklar, saldırılar karşısında en küçük bir zafiyet göstermiş olsaydık inanın bugün Türkiye'yi dünyanın parlayan bir yıldızı konumuna yükseltemezdik."

"BİZ, 76 MİLYONUN TAMAMIMIN HÜKÜMETİYİZ, SEVEN SEVMEYEN FARK ETMEZ"

TOBB'un, demokratik hassasiyet konusunda 10,5 yıl boyunca üzerine düşeni yerine getirdiğini, bundan sonraki süreçte de genel başkanından üyesine kadar tüm TOBB mensuplarının demokrasi konusunda çok duyarlı olacaklarına, kazanımlara en güçlü şekilde sahip çıkacaklarına yürekten inandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Herkes bizi sevmek zorunda değil. Bunu samimi söylüyorum. Böyle bir mecburiyet yok. Herkes partimizi, politikalarımızı, icraatlarımızı, duruşumuzu, tavrımızı sevmek, beğenmek, onaylamak zorunda değil. Böyle birşey yok, olamaz. Biz, 76 milyonun tamamımın hükümetiyiz. Seven sevmeyen fark etmez. Her zaman söylüyorum: Biz, bu millete efendi olmaya değil, bu millete hizmetkar olmaya geldik. Bizler 76 milyonun tamamının memnun olacağı politikalar üretmekle kendimizi mesul görüyoruz. Ama yüzde 100 herkesi memnun etmek mümkün mü? O da mümkün değil ama biz bu niyetle adımlarımızı atacağız. Temennimiz odur ki niyet hayır olduktan sonra, akibet de hayır olur. 76 milyonun fertleri arasında hiçbir ayrım yapmak, asla. Batı ne hizmet alıyorsa doğu da o hizmeti alacak. Kuzey ne hizmet alıyorsa güney de o hizmeti alacak."

"SEÇİMİN OLDUĞU ORTAMDA DİKTATÖRLÜK OLMAZ, ORADAN ZULÜM SADIR OLMAZ"

"Sandık demokrasinin namusudur, sandık demokrasilerde hesap sorma makamıdır, sandık demokrasilerde çıkış yoludur, emniyet supabıdır, demokrasinin bizatihi teminatıdır" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ancak ben şunu da kabul ediyorum: Sandık kazananı belirlemekten çok, kimin kaybettiğini belirleyen bir demokratik araçtır. Kazanan zaten ülkenin tamamıdır, orada hiçbir şüphe olmaz. Sandıktan çıkan hükümet zaten ülkenin tamamının hükümetidir. Sandık sonucundan asıl ders çıkarması gereken kazanan değil, kaybeden olmalıdır. Kaybeden nerede hata yaptığını, nasıl hata yaptığını, milletin teveccühünü neden göremediğini enine boyuna ölçüp biçmeli, bir sonraki seçime de ona göre hazırlık yapmalıdır.

Ben sandıkta kazandım her şeyi yaparım, biz buna da karşıyız. Asla buna prim vermedik, asla prim vermeyiz. Ne aldık? Yüzde 50. Acaba diğer yüzde 50'nin içinden daha ne kadar alabiliriz, biz bunun hesabını yapmaya başlarız. Çünkü sandıkta kazanan milletin tamamıdır. Biz de 76 milyonun partisiyiz, 76 milyonun hükümetiyiz. Ancak ben sandıktan çıkamadım, çıkamıyorum diyerek başka yollara tevessül etmek gayrimeşrudur, demokrasi dışıdır, milli iradeye, milletin tercihine de tamamen aykırıdır. Yani çoğunluğun azınlığa hükmetmesine hep birlikte karşı çıkacağız, karşı duracağız. Ancak Türkiye'de 10 yıllar boyunca yaşandığı gibi azınlığın çoğunluğa hükmetmesine, baskı kurmasına, dayatmalar yapmasına demokrasi adına hep birlikte karşı duracağız."

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER