ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Yorma Kendini!

Uğur Canbolat

20 Aralık 2013 Cuma 15:56
  • A
  • A

‘Yorma kendini’ cümlesi artık telefon görüşmelerinde, dijital medya yazışmalarında da aynı şekilde kullanımı artarak devam ediyor.

‘Yorma kendini!’…
Üzerinde düşünmemiz gerekiyor bu anlayışın. Neden kendini yorma?
Emek vermeden, ter dökmeden, çile çekmeden ne elde edilebilir ki?! Ayrıca çabasız ele geçen şey ne kadar bizimdir?
‘Zor kazanılan kolay kaybedilmez’ sözünü burada serlevha olarak hatırlamalıyız.
Eskiden emeksiz elde edilen şeye sahip çıkmak ayıp sayılırdı. Düşkünlük olarak değerlendirilirdi. Bu düşünce ayıplanır, toplum içinde kınanması gereken bir fiil olarak değerlendirilirdi.
Yorulmadan sahip olma duygusu bir nevi ‘Fırsatçılık’ değil mi? Emeğe saygı duyan bir kişi ‘Fırsatçı’ olmak ve böyle anılmak ister mi hiç?
Dünya sadece dönmüyor değişiyor da aynı zamanda… Yeni fikirler ortaya çıkıyor. Bu fikirler müşteri de buluyor. Yeni nesil az çaba ile çok büyük neticeler elde etmenin peşinde. Bunu eskiden olduğu gibi ayıplanması gereken bir davranış olarak değil zekice bir düşünce olarak kabul ediyor.
Başkası yapıyor ya da yapanlar bulunur nasılsa ben neden zahmet çekeyim ki aymazlığında.
Asker bir delikanlı annesine yazdığı mektupta, babasına attığı mesajda “Zorlu bir görevimiz var ve biz bunun üstesinden geliyoruz. Gündüz yoruluyoruz ama bu yorgunluğun ardından gece uykusu nasıl da güzel” demiyor artık. “Siz merak etmeyin, rahatım yerinde” diyor.
Yeni işe girmiş olan bir kişi “Öyle güzel bir işim var ki yoruluyorum ama sürekli yeni şeyler öğreniyorum, hiç boş zamanım yok, kendimi geliştirmem için harika bir fırsat bu” demiyor artık. Ya ne diyor? “İşim çok rahat, keyfim yerinde, karışanım görüşenim yok. Patronda az geliyor zaten. Salla başını al maaşını” yapıyorum diyor.
Sakin bir kafa ile serinkanlı bir biçimde meseleye baktığımızda aslında hayatı nasıl gördüğümüz, ne şekilde anlamlandırdığımızı çok net görebiliriz.
Yorulmayı kendine yasak edinenlerdir başarı merdivenlerinden tırmananlar.
Tüm geceyi uyku ile veya TV başında adeta uyuşmuş olarak geçirenler hayata hangi yeni fikri katabilirler? Nasıl bir üretim sunabilirler?

Bir düşünce virüsü olarak da algılayabileceğimiz bu konu dilimize de öyle yapıştı ki, her vedalaşma öncesi ‘Yorma Kendini’ demeye başladık.
-İyi bir işte çalış, gelirin yüksek olsun ama ‘Yorma kendini!’
- İyi bir okulda oku, yüksek bir akademik geleceğin olsun, herkes seni tanısın, bilsin. Ama ‘Yorma kendini!’
-İyi bir hekim ol. Hastaların senin elinden şifa bulsun, yaşadıkları illetten kurtulsunlar. Ama ‘Yorma kendini!’
- İyi bir tüccar ol. Kazancın bol ve bereketli olsun ama sakın ha sakın, ‘Yorma kendini!’
- İyi yatırımcı ol. Ürettiklerin kalıcı olsun, kaliteli olsun. Lakin ne olur dikkat et kendine ‘Yorma kendini’ olur mu?
- İyi bir fırıncı ol. Gramajdan çalma. Ekmeklerin iyi pişsin, lezzeti muhteşem olsun ama unutma bu ilkeyi. Yani cancağızım, ‘Yorma kendini!’
- İyi bir baba ol. İyi bir anne ol. Çocuklarınız değerleriyle büyüsün, yetişsin. Örnek şahsiyetler olarak toplum onları tanısın. Parmakla gösterilir durumda olsunlar. Ama bunları sağlamak için ‘Yorma kendini!’
- İyi bir sevgili ol. Leb demeden leblebiyi anla. Kaş hareketimden ve bakışımdan aklımdan geçeni, parmak hareketlerimden ne istediğimi, giydiğim kıyafetten ise ruh halimi anlamalısın ama ‘Yorma kendini!’

Bu listeyi uzatmak mümkün…Bu konuda soracağımız soruları da!...
İsteklerimiz ile gayretlerimizin aynı oranda olması gerekir.
Hak etmediğin bir şeyi nasıl sahiplenebilirsin ki?
Uğrana çaba harcamadığın, emek vermediğin sana ait olabilir mi?
‘Yorma kendini’ cümlesinin alt metninde başkaları yorulsun, çalışsın, üretsin, getirsin sen bir yolunu bul ve emek vermeden bunları sahiplen fikri yok mu?
Hayır efendim çalışmalıyız, herkesten daha fazla dikkatimizi, duygumuzu, himmetimizi, emeğimizi vermeliyiz.
Vermeliyiz ve başarmalıyız.
Yoksa mutluluk, gerçek mutluluk olmaz, çalınmış olur. Sahte olur. İçi kof olur. Dışı mutlu görünen içi ise figanlar barındıran her an patlamaya hazır bir bomba gibi olunur.
Hakiki manada kendisi mutlu olamayan, iç barışını gerçekleştiremeyen kişi başkasına nasıl mutluluk verebilir.
Kim bilir? Belki de görünürde mutlu ama hakikat de mutsuz olanlardır saadetin dinamitleri!
Senin için yoruldum. Aşkın için çabaladım. Sevgin için emek verdim. Hayatımı hayatına ekledim cümlelerinden daha fazla içi dolu kaç cümle kurabiliriz dersiniz?

Demem o ki, yorulmadan korkmayalım.
Birileri için yorulman ne güzel! Birilerinin de senin için yorulması ne kadar saygın… Bir şeyler için çabalaması ne kadar kıymetli!
Tembellikten yana değil çalışmaktan yana olalım.
Yorulalım.
Yorulmak güzeldir!
Ne dersiniz?
 

YORUM YAZ
TOPLAM 6 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Şaban Yelken:23 Aralık 2013, Pazartesi 16:48

    Yor kendini demek geldi içimden yaznın başlığı olarak. Güzel olan herşey için yor kendini...

  • - Cumhur İmamoğlu:22 Aralık 2013, Pazar 00:18

  • - Volkan Solmaz:21 Aralık 2013, Cumartesi 00:10

    Yorulmak yasak söz konusu aşk ise!

  • - Semra Şahin:20 Aralık 2013, Cuma 19:13

  • - Asiye Yaman...:20 Aralık 2013, Cuma 16:35

  • - Semra Ebci:20 Aralık 2013, Cuma 16:21

    Bncede yorulmak güzel.
    Tembellikten yana değil çalışmaktan yana olalım.
    Yorulalım.
    Yorulmak güzeldir!