ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Oralet Devri Çocuklarıyız Biz!

Uğur Canbolat

22 Nisan 2014 Salı 16:30
  • A
  • A

Lale Devri’ni bilirdik ama oralet devri de ne ola ki diyenleriniz çıkacaktır elbet.

Anlatayım.

Bu devre yetişenlerden ve kısmen de yaşayanlardanız. Bu yazının okuyucuları arasında muhakkak

1960’larda önce kavanozlarla piyasada kendisine yer bulan bir içeceği hatırlayanlar olacaktır.

İlkin turuncu renkle çıkageldi. İçinde portakal aroması vardı.

Takvim 1980’lere geldiğinde ise piyasaya kılık değiştirerek başka bir sermayenin ürünü olarak

karşımıza çıktı. Adı ise, ‘Lezzo’ idi.

Ben daha çok bu dönemi hatırlıyorum. Ne çok yakınımızda olmuş ve içimizi ne güzel ısıtmıştı.

Şimdi bile zihnimde farklı marka isimleri olmasına karşın birlikte yer buluyor. Oralet dediğimde

lezzo geliyor aklıma, lezzo dediğimdeyse oralet!..

Biri diğerini çağırıveriyor yanı başına! Duygusal bir iletişim kurulmamış olsa sanırım etkisi bu kadar

kalıcı olmazdı. Marketlerde gördüğümde bir dakika kalakalırım önünde. Hemen geçemem. Demek

hâlen bir duygusal bağımız var.

Geçenlerde yine aynı şey oldu! Beni durdurmayı başardı.

Ayva yapraklarından yapılan çayların dedemler tarafından tüketildiğini hatırlıyorum hayal meyal!

Her devrin ayrı bir tarihi ve duygusal bağlantıları oluyor.

Benim için oralet, keçiboynuzu ve iğde bir devrin en çekici çağırıcılarıydı. Direnmesi zordu.

Ülkemizde henüz hazır gıdanın tüketilmediği yıllarda ortaya çıkan bir ürün oralet!

Buzdolabı henüz şehirlerden dışarıya çıkmamış, köylere yolu düşmemişti. Bu sebeple de ayran dışında

fazlaca soğuk tüketme adeti henüz yaygın değildi.

Oraletin misafirliği böyle bir zeminde ortaya çıktı ve çayın pabucunu adama attırma yarışına girmişti.

Kahve ise hele Anadolu’da hem biraz zenginlik hem de keyif alameti idi. Dolayısıyla tüketimi daha

azdı.

Başlığı abartılı gören dostlarımız varsa biraz hafızalarını yormalarını öneririm. Reklamları bile

hatırlayacaklardır. Hatta ‘Oralet Osman’ şeklinde bir reklam vardı. Biz ona film gibi reklam diyelim

en iyisi. Abarttığımızı sanıyorsanız alttaki link sizin için:

http://www.youtube.com/watch?v=dpiO6mqq-sg

Evet, bir dönem gerçekten oralet her yeri kasıp kavurmuştu. Evde, iş yerinde, kahvede her yerde o

vardı. Büyüklerimiz sipariş verirken bize çay çocuklara oralet derlerdi.

Benim hatırladığım kadarıyla ilk zamanlar sıcak tüketilirken daha sonraları soğuk içilmeye de

başlanmıştı.

Dönemleri hatırlarken biraz da tüketici davranışlarımız ile de hatırlıyoruz. Dikkat edin bir dönem her

köşe başında lahmacun dükkanları belirmişti. Sonra görünmezleştiler. Yine bir ara her yerde simit

sarayları görmeye başlamış ve şaşırmıştık.

Son yılların en revaçta olanı ise kanaatimce enva-i çeşit yerli yabancı markasıyla kahveler…

Artık randevular buralarda verilir oldu. Buluşma mekânlarımız kahvelendi!

Tutumlarımız değişti, fikirlerimiz değişti, değer verme, misafir ağırlama tarzlarımız farklılaştı.

Artık az biraz dertleşelim yerine ‘Bir kahve içelim mi?’ şeklinde seslenir olduk dostlarımıza. Bu

kahve artık evde ikram edilmiyor, közde elceğizimiz ile köpürtülmüyor.

Kahvenin de bir evreni, bir dünyası var artık. Oralarda ikram ediyoruz birbirimize.

Şimdilerde çocuğumuz kahve dünyası çocukları ya da yetişkinleri durumundayız. İleride devrimizi

anlatırken bu kelimelerin imdadımıza yetişeceği muhakkak!

Ne diyelim?

Oralet devri çocuklarından kahve çağı yetişkinlerine selam olsun! 

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Ahmet Alalylı:24 Nisan 2014, Perşembe 11:46

    Ne desem az. Birkaç kez okudum sanki çocukluk yıllarıma gittim

  • - Özer Tokoğlu:22 Nisan 2014, Salı 17:35

    Ne güzel günlerdi. Toz oralaetlerden sonra kutularda yuvarlak kalıplarla da satılırdı. Keyifli günlerdi.