ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Parçalı Bulutlu

YAZARLAR

İstanbul Bir Kent mi?

Uğur Canbolat

03 Aralık 2013 Salı 10:04
  • A
  • A

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Dekanı ve Felsefe Bölüm Başkanı Prof.Dr. Adnan Ömerustaoğlu hoca ile zaman zaman kültür ve sosyal konularda küçük sohbetler ederiz. Bir felsefe hocasının benim gündemimdeki konulara yaklaşımı tahmin edersiniz ki kışkırtıcı bir merak içerir. Her ne kadar masasının neredeyse tümünü dolduran kitapları onca işin arasında ne zaman okuyup notlandıracağını merak ediyor olsam da pek sormam. Çünkü ben kitabın bulunduğu her mekânı severim. Kimi zaman yaşadığımız fiziki hayat mı daha kalabalık, yoksa kitapların içindeki yaşamlar mı sorusunu kendime sorarım.

Bunu soruyor olsam da kendime şimdilik bu konuşmayı erteleyelim… Zira çok su götürür, içinden çıkamayabiliriz. Ardından Adnan Ömerustaoğlu hocayı imdada çağırmamız gerekebilir! Yazının yazıldığı gecenin ilerleyen saatlerinde bu zaten hiç mi hiç olmaz.

 

Dün üniversitenin yemekhanesinde aynı masada oturduk. Diğer dostlarımız ise Rektör yardımcısıProf.Dr.Mehmet Zelka, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Selahaddin Gültekin, Naim Deniz ve başka dostlar vardı. Kanal D ekranlarında bu hafta okulumuzdan canlı olarak yapılacak‘Abbas Güçlü ile Genç Bakış’ programının ayrıntılarını paylaştık. Yemek sonrasında merdivenlerden inerken Adnan Ömerustaoğlu hoca ‘Yazete’deki yazılarını takip ediyorum. Bu hafta yazı yok, yazmamışsın?” dediğinde “Aaa evet hocam bu hafta yazamadım” demeye kalmadan devam etti.

-Yahya Efendi bir başka dedi… Yazıdan bahsettiğini bilmemezliğe vererek evet hocam Yahya Efendi bir başkadır. Orasının lezzeti çok farklı, huzur veren bir mekan dedim..

 

Bu kısa diyalogdan bir kez daha anladım ki, Ömerustaoğlu hoca bir İstanbul meraklısı ve belki de sevdalısı… Bunları düşünürken aklıma Marmara Mühendis, Mimar ve Teknik Elemanlar Federasyonu (MÜTEF) tarafından Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "İstanbul Kent Kimliği Sosyal Yaşam ve Kentsel Dönüşüm” panelinde söyledikleri geldi. O zaman bir defa daha anladım hocanın neden Yahya Efendi yazısına dikkat çektiğini…

 

“Kent Kimliği”başlıklı konuşmasında hoca şehrin medeniyet ve kültürel gelişmeyi yansıttığının altını çizdi. Bu kadar mı? Değil elbette… Dinleyelim o halde:  İstanbul her şeyden önce derin bir kültür birikimine sahip… İstanbul’un kimliğini konuşmak hem kolay hem de çok zor... İstanbul bir ticaret, sanayi, turizm, Türkiye’nin en fazla nüfusuna sahip, farklı kültürlerin bir arada bulunduğu ve sahip olduğu 53 üniversite ile bir üniversite şehridir. Dünyada sadece bir şehir için,  İstanbul için, hanımefendi ve beyefendiden bahsedilir. Şehirlerin bir kimliği bir otoritesi vardır. Şehirler karakterimizin bir parçasıdır, şiddeti artıran ve önleyen yapıları vardır. Şehrin mimari yapısı tarih ve kültürel birikimi duyguları etkiler, güçlendirir. İstanbul için bir şehir felsefesinin, şehir bilincinin geliştirilmesi ihtiyacı vardır. Kentsel dönüşüm çalışmaları İstanbul’un mistik, otantik değerini koruyucu olmalıdır. Dönüşüm bir insan hakları sorunu bağlamında düşünülmelidir…

 

Katılmamak mümkün mü? Değil elbette… Hocanın söyledikleri, dikkat çektikleri elbette bundan ibaret değil ama tümünü buraya almam da ne yazık ki mümkün değil.

İstanbul denildiğinde artık eskilerin tabiri ile “Dur ve düşün” ilkesini uygulamalı, ama yetmez. Bir kere daha, bir kere daha durup düşünmeli… Üstelik derin düşünmeli!

 

İstanbul’un semt isimleri ve içerdikleri arka plan bile uzun düşünmeyi gerektirir… İstanbul’un sadece esnafları bile başlı başına bu şehrin kültürel kimliği bakımından çok şey söyler bize… İstanbul’un diğer esnaflarından sarfı nazar etsek dahi sadece seyyar satıcılarını incelemek yeterli olacaktır. İstanbul üzerine daha evvel yazdığım bir yazıyı takdim ederim. ‘Nazenin bir sevgilidir İstanbul’.

http://www.habername.com/yazi-ugur-canbolat-nazenin-bir-sevgilidir-istanbul..-8168.htm

Bu yazıda naçizane ‘Kaç İstanbul var?’ sorusuna cevap aramış ve hemen ardından yine bir soru sormuştum. ‘Sizin İstanbul’unuz hangisi?’

Şimdi bu soruyu Adnan Ömerustaoğlu’na sorma vaktidir?

Hocam sizin İstanbul’unuz hangisi?

Cevaba hazır olun dostlar!

Felsefi bir yolculuğa çıkmanın zamanı gelmişse direnmemek gerek!

Hazırlanmak icap eder.

Felsefecilerin yolu uzundur, nasıl biter bu yolculuk şeklinde bir yargıya sahipseniz ‘Nefesinizi iyi tutun!’ demekten başka bir önerim yok.

Nefesinizi iyi tutun, nevalenizi hazırlayın ve zihinsel bir dönüşüme hazır olun!

Söz yumağı açıldı ve yazı başlığı yalnız kaldı.

Ne demiştik? İstanbul bir kent mi?

İstanbul sadece bir kent midir yârenler? Dostlar! Huu…

Ne dersiniz? İstanbul sadece bu sözcüğe sığar mı?

“Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer” diyen o koca şairi, Yahya kemal Beyatlı’yı ne utandıralım ne de ruhunu muazzep edelim!

Bana sorarsanız İstanbul sadece bir kent değil!.. Daha ötesi, daha ötesi ve daha da ötesidir!

Bu sorunun cevabını felsefe hocamız en mükemmel şekilde verecektir diyen okuyucularımız vardır elbette… Hocadan gelen bir cevap olursa o yazı bu sütunda muhakkak yer alacaktır.

Bekleyelim, görelim.

İstanbul gibi zihniniz ışıltılı olsun temennisiyle yazıyı sonlandırmak istiyorum ama bir cümle var ki, onu buraya almazsam yazı eksik kalır.

‘Sevmek Ölmekle Başlar’kitabının yazarı İstanbul sevdalısı Murat Başaran’ın yıllardır gönlümden gitmeyen cümlesi şudur:

Her gönül bir İstanbul’dur! Fatihini bekler.

 

 

YORUM YAZ
TOPLAM 11 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Münteha:07 Aralık 2013, Cumartesi 00:09

  • - Celal İspir:06 Aralık 2013, Cuma 15:25

    İstanbul için özel geziler düzenlemek gerek. Talha Uğurluel sanırım en iyi anlatan kişilerden

  • - Ramazan Akyol:06 Aralık 2013, Cuma 14:13

  • - MESUT KAÇAK:05 Aralık 2013, Perşembe 23:31

    ÇOK LEZZETLİ BİR YAZI

  • - izzet kaptan:05 Aralık 2013, Perşembe 11:43

  • - Aysel Çınarlı:03 Aralık 2013, Salı 17:56

    Murat Başaran kısaca özetlemiş bu söze kitaplar yazılır...Uğur bey bir İstanbul sevdalısı olarak yine yüreğinizdeki leri aktarmışsınız tebrikler

  • - Asiye Yaman:03 Aralık 2013, Salı 16:42

  • - Mehmet Dayıoğlu:03 Aralık 2013, Salı 16:24

  • - Serpil Güngör:03 Aralık 2013, Salı 13:50

    Adnan Ömerustaoğlu'ndan bir cevap gelmesi gerekiyor artık. Onun kaleminden okumak farklı olacaktır.

  • - Rabia yelkenli:03 Aralık 2013, Salı 11:59

    İstanbula aşık olunacak bir şehir. Yahya Efendi bende pek severim