ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Canımcık!..

Uğur Canbolat

14 Nisan 2014 Pazartesi 11:18
  • A
  • A

Seviyordu. Derinlemesine üstelik… Hem yatay hem de dikey!..

Farklı bir sevgiydi bu. İçinde dünyalık bir duygu barındırmıyordu. Oraya ait bir kıymık kadar bir

varlık bile yoktu.

Ötelere hasretlenilen bir sevdaydı bu!

Kendini aramaya çıktığında onu bulmuştu. Pek bi sevinmişti. Ne yapacağını, nasıl davranacağını

bilemiyordu.

Ne ona kıymak istiyordu, ne de kendini affedemeyeceği bir yanlışa düşmeyi…

Ümit ve ürperti arasında bir noktada duruyordu

Kimi zaman tenhada gönül dinlendiriyordu hem de gözünü kırpmadan ona bakıyordu.

Öyle bir dem oluyordu ki, yem yanında coşkunun zirvesinde heyecanın en doruklarında dolaşıyor,

hem de sanki yüzyıllar ötesinden bir hasretle de yüreğinin kavrulduğunu hissediyordu.

Çaresizliğe düştüğü de oluyordu yer yer!

Hüznü bir sonbahar yaprağı gibi derinden yaşıyordu. Acıyı yudumluyor ölmelerden beter oluyordu.

Ne yapacağım ben diyordu. Allah’ım ne yapacağım ben?!

Nedir bu diye döneniyordu? Nedir bu?!

Hasret ve vuslat nasıl da hemdem! Ne kadar da iç içe…

Nasıl bir bilinmezlikler içindeyim bir yandan da her şey âşikar iken!

Var ile yok arasında meğer ne kadar çok iniş çıkış vardır!

Ölmek ve olmak arasında ne çok doğum ve ne çok ölüm yaşanıyordu!

Yaşanıyordu, yaşıyordu ama nasıl da memnundu halinden. Nasıl da ümit papatyalarını kuşanmıştı.

Nasıl da ötelerden daha ötelere uzanabiliyordu bir lahzada!

Nasıl da hem içinde hem de dışında olabiliyordu?

Nasıl oluyor da yanı başındayken başında hasret tütüyordu?

Bu nasıl bir şeydi?

Yıllar yılı bir ad aradı durdu! Verdiği isimleri kendisi de beğenmedi! İçine sinmedi. Hep bir eksik

buldu ya da fazlalık! Benimseyemedi sonuçta.

Sonraları vazgeçti bu tutumundan. İsim budalası değilim ben demeye başladı.

Bu bir haldir isim gerekmez buna noktasına geldi.

İsimler, betimlemeler, simgeler hakikatin tarifinden acizdir demeye başladı.

İsimler faniler içindir. Sonsuza namzet bir duygunun adı olmasa da olurdu ona göre. İsimler

başkalaşır, değişir ama gerçek değişmez noktasına geldi. İsimsizliği böyle gerekçelendiriyordu.

Zihninde bu fikirler cirit atıyor olsa da, kendini inandırmak için bazı yeni argümanlar geliştiriyor

çabasına giriyorsa bile bir yanı sanki tam ikna olmuyordu.

İnsan bu diyordu. İnsanım ben diyordu.

Gönlümdeki yangına bir isim vermem gerekiyordu. Dört mevsimi birden yaşamanın bir adı olmalıydı.

Elince tuttuğu, yüreğine yürek veren bu sevgiye nasıl hitap edecekti.

Hem mahiyetini iyi anlatmalı, izaha ihtiyaç hissettirmemeli ama aynı zamanda sade olmalı,

süslenmeye ihtiyacı olmamalıydı.

Yok, yok yine beyhude arayışım bir isim bulamayacağım derken birden ‘Canımcık’ deyiverdi.

Canımcık!...

İşte bu dedi, işte bu!.. Canımcık…

Bundan böyle senin adın ‘Canımcık’ olsun dedi. Artık seni bu isimle seveceğim.

Canımcık!.. 

YORUM YAZ
TOPLAM 6 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Zeynep Afet:15 Nisan 2014, Salı 10:21

    Okuduğum en duygusal yazılardan biri efendim. Çok teşekkürler

  • - Münteha:14 Nisan 2014, Pazartesi 15:18

  • - SEMA NUR TORUN:14 Nisan 2014, Pazartesi 11:51

    Çok çok güzel bir yazı.'Canımcık' ayrıca özel ve sevimli bir kelime..

  • - Zeynep Ateş:14 Nisan 2014, Pazartesi 11:47

    ben de sevimli arkadaşlarıma hep canımcım derim içten, sevimli bir yazı...

  • - Ahmet Dernekçi:14 Nisan 2014, Pazartesi 11:46

    Çok güzelmiş.

  • - Vedat Kıraç:14 Nisan 2014, Pazartesi 11:39

    Çok şirinmiş...