ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Parçalı Bulutlu

YAZARLAR

Çağın Vicdanı

Uğur Canbolat

16 Mart 2014 Pazar 13:30
  • A
  • A

Bir süredir düşünüyorum. İnsanın en büyük kaybı nedir acaba?

Sağlık mı, para mı, iş mi, itibar mı, mekân mı, dostlar mı, arkadaşlar mı? Hangisi? Hiçbiri değil.

İnanın!

En büyük kayıp, vicdan kaybıdır!

Daha büyük bir felaket düşünülemez. Helak edicidir. Yerle bir eder kişiyi, cemiyeti, hatta milleti!

Vicdanını kaybetmiş bir kişiden hangi hayır beklenebilir?! Bırakın başkasına iyilik götürmesini

kendine bile yararı dokunmaz. Çevresine verdiği zararları düşünmek bile istemeyiz.

Vicdanını kaybetmiş bir yönetici ‘Tiran’ değil midir? Tarihin dehşetle görüp tespit ettiği ‘İnsan

kasapları’ vicdan kaybının bir sonucu değil midir?

Bir patron kendisini, esirlerin efendisi gibi görmez mi vicdanını kaybettiğinde?

Vicdanını kaybeden bir gazeteci haberlerinde gerçeği arayabilir mi?

Vicdan yitimi yaşayan bir hâkim hangi adaletin peşine düşebilir?

Bu kıyaslamalardan vicdanını kaybetmiş toplumların gelecek nesillerinden sıhhat beklenebilir mi

konusunda bir fikre varabiliriz!

Şerri hayır görür, bâtılı hak telakki eder!

Sevginin yerine nefret, şefkatin yerine ise acımazlık gelip yerleşir vicdanın olmadığı yerde!

Ne bir nebata, ne hayvanat cinsine ne de insanlık ailesine bir güzellik beklenemez bunlardan.

Aklın muvazenesini kaybettiği, gönlün karardığı, imana tuzakların kurulduğu yani vicdanın

kaybedildiği dönemlerde yaşanan inançsızlık çağın vebası hâline gelir.

İşte gecenin daha karanlık, sabahın daha uzun, acıların daha derin, hüznün daha katmerli, ümitlerin

daha solgun, insanların daha vahşi olduğu bu dönemlerde merhametlilerin en merhametlisi olan

Rabbimiz çağa diriltici nefesler sunmak üzere rahmet temsilcisi bir iman ışığını gönderir.

Psikiyatri hocacı Prof. Dr. Nevzat Tarhan buna ‘Çağın Vicdanı’ diyor!

Bu çağın vicdanı olarak dikkatimize Bediüzzaman’ı sunuyor.

Geçtiğimiz gün Üsküdar Üniversitesi’nin aktif öğrenci kulüplerinden Çağın Vicdanı Kulübü ile

Tarihin Sesi ve Etik Kulüplerinin üyeleri ile danışman hocalarının da hazır bulunduğu bir toplantı

yaptık.

Burada gençlerin uyanık dikkati, hassas imanları, paylaşımcı tutumları ve keskin zekâları ile

karşılaştım.

‘Vuslatının 54.cü Yılı Münasebetiyle Talebelerinin Gözüyle Çağın Vicdanı: Bediüzzaman’ konulu

bir etkinlik planlamışlar.

Heyecan duymamak mümkün değil!

21 Mart 2014 Cuma günü saat 14.00’de Üniversite Kültürü Dersi kapsamında dış katılıma da açık

olan bu etkinliğe Bediüzzaman’ın talebeleri katılacak ve üniversite gençliğinin sorularını Üsküdar

Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda cevaplandıracaklar.

İstanbul İlim Kültür Vakfı Barla Platformu’nun katkıları ile düzenlenecek ‘Bediüzzaman

Sergisi’nin de yer alacağı etkinliği Said Yüce yönetecek.

Panele katılarak üstadlarını anlatacak olan talebeleri şunlar: Abdullah Yeğin, Mehmet Fırıncı ve

Abdülkadir Badıllı.

Yaşları seksenlerde olan bu hizmet erenleri ile gençlerin cem olmasından nasıl bir iletişimin çıkacağını

bende merak ediyorum doğrusu!

Nevzat Hocanın ‘Çağın Vicdanı’ olarak tanımlayıp hakkında aynı adla bir eser yazdığı

Bediüzzaman’ın talebeleri bakalım gençlerle neler paylaşacaklar?

Konumuz vicdan kaybıydı!

Cüzdanını kaybeden ve beş parasız kalan bir insanın bunu fark ettiğinde yaşadığı telaşı bir düşünün.

Nasıl da şaşkın, korku dolu ve bîtaptır.

Bu çağın insanına değerler ve asla değişmemesi gereken kutsallarımız, sabitelerimiz açısından

bakıldığında aynı tükenmişlik ve yorgunluk içinde olduğunu görürüz.

Bu durumun farkında olup ‘Çağın Vicdanı’nın mesajlarına aklını ve gönlünü açanlar var.

Fark ettiği halde vicdanının sesini susturmak için yüzyılın uyuşturan bağımlılıklarına başını gömerek

aklını köreltenler var.

Bir de ne kendinin ne çağın ne de tuzakların farkında olmayan bir grup var.

‘Çağın Vicdanı’ bu grupların tümüyle ilgilenmektedir.

Her birine uygun Kur’an eczanesinden sunduğu çözümleri ve reçeteleri mevcut...

“Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, îmânım

tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, îmânımı kurtarmaya koşuyorum.” diyen büyük bir şefkatin

sahibi ‘Çağın Vicdanı!’

...

Cüzdanını kaybeden bir insanın gösterdiği tedirginlik ve telaş kadar vicdanını kaybedenler çaba

gösteremiyorsa toplum hercümerç olmuş demektir.

Sinir uçları duyarsızlaşmıştır.

Uyuşturulmuş bir nesil vardır.

Kendini tahrip eden ve bunu tekrarlayan bir kısır döngünün içine düşülmüştür.

Çekilen azap da bir o kadar dehşetli!

Şunu bilmeliyiz. Her yarayı hekimler iyileştiremezler!

İrfan ehlinin, aşk ve ilim ehlinin manevi müdahalesi kaçınılmazdır.

‘Çağın Vicdanı’ bu müdahaleyi büyük bir dikkatle ve çağın ihtiyaçlarına uygun bir üslup ile yapmıştır

Gönül gülleri açılmıştır.

Aşı tutmuştur.

Vücut müdahaleyi kabul etmiş ve olumlu reaksiyon vermiştir.

Ve…

İman ağacı filiz açarak meyveye durmuştur.

‘Çağın Vicdanı’nın gerçekleştirdiği bu hizmeti ve tecrübeyi dinlemek isteyenler Üsküdar

Üniversitesi’nde Nevzat Tarhan’ın misafiri olarak oturuma katılabilirler!

Ben orada olacağım! 

YORUM YAZ
TOPLAM 5 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Hayati Kadıopğlu:18 Mart 2014, Salı 18:57

    Üstadın bazı talebelerini tanıyorum bu abileri de tanımak ve onların dilinden Bediüzzamanı duymak çok güzel olacak. Gelmek isterim
    Nevzat Hocanın o kitabını da okumuştum

  • - Nihal Keskin:17 Mart 2014, Pazartesi 09:53

    Katılmak isterim inşallah.
    Vicdan kaybı konusunu çok iyi anlatmışsınız.

  • - Nuray Kalmış:17 Mart 2014, Pazartesi 09:49

    Bedüzzamanı doğru tanımak gerek.

  • - Recep Ünsal:16 Mart 2014, Pazar 21:38

    Vicdan kaybı konusunu çok çarpıcı bir biçimde anlatmışsanız
    Tebrikler

  • - Salih Şahinlet:16 Mart 2014, Pazar 16:58

    Bulunmayı çok isterim
    Yakın tanımak istiyorum üstadın talebelerini