ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Bozuldu mu fabrika ayarları?

Uğur Canbolat

21 Şubat 2013 Perşembe 00:32
  • A
  • A

Evet bozuldu. Fena şekilde hem de!

Çok alabora olduk. Fırtınalara tutulduk. Kırılmadık dalımız, yerde çamura batmamış yaprağımız kalmadı dersek yeridir.

Bu konu da yeteri kadar farkındalık kazandık mı peki, durumun farkında mıyız, akıllar başa devşirildi mi derseniz eğer bu sorunuza evet diyemem.

Durumu kâfi derecede kavramış değiliz. Ne yazık ki!

Peki, ne yapmak gerekir? Cevap belli ve tek: Fabrika ayarlarına dönmek gerekir!

Masumiyetimizi yeniden kuşanmak gerekir.

Samimiyetimize avdet etmemiz gerekir.

Yeniden selamın sıcaklığını, merhabanın güven vericiliğini, tokalaşmanın sinerjisini, hal hatır sormanın verdiği motivasyonu keşfetmemiz gerekiyor.

Sokakta yürümenin tadını yeniden almalıyız. Caddede esnafa uzaktan da olsa el kaldırıp bol kazanç dileminin vakti geldi de geçiyor bile.

Ne vakittir gerçekten gülen bir göze, sizi hakikaten dinleyecek bir çift kulağa, sımsıcak sarılışlara hasretiz!

Dost seslerine hasretiz. İçimizi ısıtan dost seslerine!

Bozuldu mu fabrika ayarlarımız?

Evet bozuldu. Çok yorulduk, fazlaca yıprandık. Susuz kaldık gereksiz yere bu çöllerde.

Sevdalarımız yarım kaldı, heveslerimiz eksikli… Emellerimize dünya hayatımız yetmedi. Ömrümüz kısa kaldı, emellerimiz uzun…

Arzularımız karşılık bulmadı. Bulamadı. Yanlış şeylere arzulandık. İmkansızlara sevdalandık. Meşru olmayan bahçelerde yuvarlandık. Koştuk, hep koştuk ama yetişemedik. Her zaman bir isteğimiz oldu ve hep bizden önde koşuyordu. Kimi zaman yetiştiğimizi sandık, tutacak gibi olduk ama heyhat yine elde edemedik. Elde sıfır kaldık.

Emellerimizi hep önümüzde koştu. Fabrika ayarlarımız bozulunca önceliklerimiz değişti çünkü. O nedenle durup dinlenemedik. Frene basamadık. Arabayı kenara çekemedik. Hızla yol almayı maharet saydık, bununla da övündük üstelik… Bu nedenle ne geçtiğimiz yollardaki manzarayı görebildik, ne de saçımızı rüzgara serbestçe verebildik.

Bir çeşme başında durup doya doya avuç içinden su içemedik. Serinleyemedik. Suyun ısrarlı akışını görüp kendimize bir pay alamadık. Su gibi nasıl berrak olabileceğimiz, fabrika ayarlarına ne şekilde dönebileceğimiz konusunda bir fikir geliştiremedik.

Bir ağaca yaslanıp gökyüzüne bakamadık. Yaslanılmanın, güvenilir olmanın ne demek olduğunun fikrine eremedik. Dahası o çeşme başındaki kavakların sesini duyamadık. Duyup da eşlik edemedik. Onlara bir türkü çığıramadık. Yaprağın düşüşünü seyredip bundan bir ibret dersi çıkaramadık. Bu sebeple gönlümüzden nelerin koptuğunun idrakine varamadık. Hakikatten kopuşumuzun ayırdına eremedik. Erip de içimizin sızlamasına fırsat veremedik, imkân tanıyamadık. Meleşen kuzulara, koyunlara uzak düştük. Anasını arayan bir kuzunun gözündeki heyecanı hiç hissedemedik. Bir kavalın sesinin ardına takılıp ötelere gidemedik…

Ne oldu tüm bunların sonunda? Ya da bunların bize maliyeti ne oldu? Fıtratımız hasar gördü. Fabrika ayarlarımız bozuldu.

Bu kadarla kaldı mı peki? Hayır. Bakışımız bulandı. Berrak göremez olduk. Şaşı bakar olduk. Çift görmeye başladık. Bire iki demekte ısrar ettik.

Ayarlar bozuldu mu, ipin ucu şeytanın eline geçti mi iş gerçekten çok zor. Nereye kadar gideceğini kestirmek ne mümkün? Kulağımız güzel sesleri duyamaz oldu. O kadar çok gereksiz sesleri duydu, o kadar çok gürültüye yakın durdu ki, artık kulağımız hayata can veren, ruh üfleyen ârifan, âşıkan seslerini duyamaz oldu. İrkiltici, gönle sevda közleri salan nidaları işitemez oldu. Koca Yunus ‘İşitin ey yârenler’ diye ünledi durdu. Biz ne o sesi işitebildik, ne de yâren olabildik. Zira fabrika ayarlarımız bozuldu.

Sevemez olduk gerçekten… Karşılıksız sevmeyi unuttuk. Sevgi taklidiyle yetinir olduk. Fedakârlık yapılan bir durum değil kaçılan bir durum oldu. Bu nedenle sevgi perdesi altında çıkarımızı sevdik. Menfaatimiz varsa sevdik. Ne kadarsa menfaatimiz o kadar sevdik. Aslında sadece kendimizi sevdik. Çünkü fabrika ayarlarımız bozuldu. O nedenle de bunlardan hicap duyamadık. Yüzümüz kızarmayı unuttu.

Bozuldu mu fabrika ayarlarımız?

Evet, o sebeple yalana meşruiyet kılıfları aradık ve bulduk. Bunu bir gereklilik saydık. Kaz gelecekse tavuğu esirgemedik. Duruma göre, zamana, zemine, elde edeceğimiz yarara göre davranmayı ayıp saymayı bıraktık. Buna bir de başarı kılıfı giydirdik. ‘Gemisini yürüten kaptan’ olmayı önemli bulduk. Nasıl yürütüldüğünü önemsemedik. Sonuca odaklandık, sebepleri görmezden geldik.

Fabrika ayarlarımız bozuldu mu? Evet, bu nedenle yanlışlarımızı muhasebe edemedik. Müzakere de edemedik dostlarımızla. Kendimizi kınayamadık. Levm edemedik. Sarsamadık.

Bozuldu mu fabrika ayarlarımız? Kesinlikle. O sebeple gelsin diye düşündük. Nereden geldiğine bakmadık. Bakmak istemedik. Gelenin doğru gelmediği, doğru yerden gelmediğini bildiğimiz halde ne götüreceğini hesap edemedik. Geleni kâr saydık, kalır zehabına kapıldık. Gitmeyeceği avuntusuna düştük.

Ve yaman yanıldık!

Bozuldu mu fabrika ayarlarımız? Buna ne şüphe! O sebeple sevgisiz kaldı yüreğimiz. Düzen tutmaz oldu aklımız. Terazisizliğe mahkum oldu vicdanımız.

İlimsiz kaldı zihnimiz.

Aşksız kaldık, heyecansız kaldık. Gözümüz yaşsız kaldı. Ruhumuzsa ruhsuz… Yaşayan ölüler defterine kaydedildik.

Fabrika ayarlarımız bozulunca biz biz olmaktan çıktık. Ozanın ‘Kalktı göç eyledi Avşar elleri’ demesi gibi ne varsa güzellikten yana göç eyledi. Terk eyledi.

Bozulunca fabrika ayarlarımız kimliksiz kaldık. Kişiliksiz kaldık. Silik kaldık. Yitik kaldık.

Masumiyetsiz kaldık ah!

Masumiyetsiz!

canbolatugur@gmail.com/
https://twitter.com/ugurcanbolat
https://www.facebook.com/iyibakkendine
7

YORUM YAZ
TOPLAM 12 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Münteha:24 Şubat 2013, Pazar 21:21

  • - PAŞA....:24 Şubat 2013, Pazar 04:13

    Duyup da eşlik edemedik. Onlara bir türkü çığıramadık.

  • - Mürüvvet Türk:22 Şubat 2013, Cuma 12:56

    Dile getiremediğimiz duygulara tercüman olmuşsunuz...Düşündürücü bi o kadarda hissedar..Teşekkürler Efendim..Saygılar..

  • - fİLİZ bEDİRBODUR:22 Şubat 2013, Cuma 08:34

    Sanırım bozulmuş...Müsvedde hayatların yaşanır olduğu bir zamanda nasıl bozulmasın ki..Her temize çekiş hamlesi yeni bir yanılgı ..Ayarlara dönmek mümkün mü bilemem...

  • - Semra Şahin:21 Şubat 2013, Perşembe 21:52

  • - NİSAN CANAN:21 Şubat 2013, Perşembe 21:41

    Fırtınalar geçiyor şükür, gökkuşağı ile bağırma zamanıdır...

    Çok güzel yazı üstad. Gönlünüze sağlık olsun.
    Selâmlar saygılar...

  • - paşa..:21 Şubat 2013, Perşembe 19:23

    Aşksız kaldık, heyecansız kaldık. Gözümüz yaşsız kaldı. Ruhumuzsa ruhsuz Yaşayan ölüler defterine kaydedildik

  • - Canan Ekmekçioğlu:21 Şubat 2013, Perşembe 11:50

  • - Ebruli:21 Şubat 2013, Perşembe 07:12

    İcimizdeki , dile getirmeye cesaret edemedigimiz, hezeyanlari dile getiren harika bir yazi...

  • - RİTA NAZ:21 Şubat 2013, Perşembe 02:27