ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Bayram o bayram ola!

Uğur Canbolat

07 Ağustos 2013 Çarşamba 05:01
  • A
  • A

 

Evet sustur. Sustur içinde sürekli kavga eden şu sesi.

Bu olumsuz sesi susturmadıkça huzur yok sana! Bayram yok!

Sadece sana mı? Hayır. Çevren için de rahat yok. Sürekli kendini ateşlere mahkûm etmek anlamına gelen bu iç ses, insanda ne tat bırakır, ne tuz!

Bayram da göremez, seyran da edemezsin bu ifrit sesi susturmadıkça.

İğneli yatakta sabahı etmek gibidir.

Susturamazsak, sükûn bulup bayram edemezsek eğer bu yıkıcı iç sesin sürekli negatif enerji üreten bir merkez hâline gelmesi içten bile değildir!

Bayram mı istiyorsun? O halde sustur şu sesi ey can!

Sustur beyninde uğuldamalar hâlinde sürekli dağıtıcı, harap edici kelimeler üreten şu sesi….

Dili hayra dönmeyen sesi ne yapacaksın?

İyi kelimelere alışık olmayan, hatta yatkın olmayan bir yapı ne kadar da yorucudur.

Ne kadar tüketici hem de…

Belaların en püsküllüsü… Ömür boyu hendek kazmaya hüküm giymek gibi bir hal!

Dilimizi susturmayı başarabiliyoruz. Zor olsa da buna muvaffak olabiliyoruz.

Gereksiz değerlendirmelerden uzak tutuyoruz.

Başkalarının işine karıştırmıyoruz dilimizi.

Eleştirmiyoruz. Olumsuz yargılarımızı, subjektif düşüncelerimizi söylemekten kendimizi alıkoyabiliyoruz.

Başkalarına ‘Ayar verme’ rolüne girmiyoruz, girmişsek bile çıkmanın bir yolunu buluyoruz.  Senin kaşın böyle, gözün şöyle gibi ‘Destursuz bağa girme’ tavrını terk edebiliyoruz.

Başkalarının oturuşlarına, kalkışlarına, kılıklarına, kıyafetlerine, bakışlarına, cümle kuruşlarına ilişkin gereksiz değerlendirmelerden dilimizi men edebiliyoruz.

Bu, iyi bir sonuç mudur?

Evet. Çok iyi bir sonuçtur. Takdire değerdir. Önemsenecek bir başarıdır. Alkışlanmalıdır. Bunların tümüne ‘Eyvallah’ diyebiliriz.

Peki, yeterli midir?

Asla yeterli değildir! Bayram ettirmez.

Dilini başkalarının duymayacağı şekilde susturdun. Kutlarım. İyi bir başlangıç ama bayramı hak etmek için yeterli değil!

Soru şu; peki, kendi duymayacağın şekilde de susturabildin mi? Susturabiliyor musun? Başarı seviyen nedir burada?

İşte bu sorulara cevap olmak hiç kolay değil.

Tıkandığımız nokta burasıdır! Kaybediş vadimiz de burası... Bu vadiden çıkmadan bayram hayaldir!

İş buraya gelindiğinde çoğumuz kötü not alıyoruz. Hatta ‘Çakıyoruz’, sınıfta kalıyoruz.

Biz buraya bir nevi ‘Pişmanlık vadisi’ de diyebiliriz.

Geçtiğimiz akşam Maltepe Musiki Eğitim Vakfı’nda günümüz âriflerinden Erol Baba (Yiğitalp) , TRT sanatçısı Alp Arslan ve dostları Fikret Erkaya’nın iftar misafirleriydi. Lütfettiler fakiri de davet ettiler. Burada iki güzelin cemallerine ve sohbetlerine muhatap olmak bu derelerde neden kıvrandığımızı anlamak bakımından bana çok yardımcı oldu.

Kayıplarımızı bu güzelleri gördüğümüzde fark ediyoruz.

Noksanlıklarımızı arifânın huzurunda olduğumuzda hissediyoruz.

Pişmanlıklarımızın yaralarını bu nazarlara uğradığımızda anlıyoruz.

Hayat neymiş, iman neymiş, aşk neymiş en derin biçimde fark ediyoruz.

Bu gönül insanlarının yanında neden ve nasıl susulacağının talimini yapıyoruz. Konuşmanın değil susmanın erdemini görüyoruz. İç sesleri susturmanın önemini bir kez daha anlıyoruz. İç sesimizi susturmadan ruhumuzu kemiren hayvanatı ve onları temsil eden huylarımızı, davranışlarımızı dışarıya çıkaramıyoruz. O güruhu içimizde taşıdığımızda ise ne iç sesimiz susuyor, ne de bayrama yol alabiliyoruz.

O akşam ve gece iç sesi susturmanın, âdemoğlu ile insanoğlu farkını, Muhammediyet sırrına nasıl ulaşılabileceğini hissettik, yaşadık. Erol Baba’nın mütevazılığı ve sessizliği, dikkati, kalbi hüşyar gözü yaşlı hali çok ders vericiydi. Fikret Erkaya’nın misafirperverliği, incelikli hürmeti, destur ile konuşuşu, Erol Baba’ya iltifatları, uğurlayışı tam bir nâzeninlik örneği idi. Sanatın ve dostluğun timsali Alp Arslan’dan dinlediğimiz nağmeler ise bayrama giden yolun tuğlalarının döşenmesi, bayram bahçesinin güllerinin sulanması gibiydi. İçimiz açıldı, gönlümüz kanatlandı.

Ne diyorduk dostlar?

‘Pişmanlık vadisi’nden çıkmadan bayrama eremeyiz. Arefe’de ârif olmadan hakikate, gerçeğin bilgisine ulaşmadan, aşkın sırrına ermeden bayramı bulamayız. Biz buradan ancak âriflerin gönlümüze yaktığı ‘İhlas fenerleri’ ile aydınlanarak çıkabiliriz. Gönlümüze vurulacak mâhir ellerin ‘Mânâ neşter’i sonrasında halas bulabilir, şifaya kavuşabiliriz. Kurtulmak başka türlü hayal olmaktan öteye gidemez.

Hadi gelin kendimize telkinde bulanalım. Hep başkasına nasihat edecek değiliz ya! Biraz da kendimize seslenelim. Belki lüzumsuz, olumsuza yatkın olan nefsin uğuldamalarını susturup güzellikleri duymaya hasret kalan iç kulağımız sayabileceğimiz vicdanımız bu erenlerin seslerini duyar da bir nokta kadar bile olsa kendine hisse kapar.

Kısa bir nasihat listesi; isteyene!

-Dilini başkalarının değil sadece, kendinin duymayacağı şekilde sustur!

- Unutma! Yolculuğumuz vehimden hakikate gidiş yolculuğudur.

- İçini hesap kitap yapan, başkalarını yargılayan, mahkûm eden, başkalarıyla ve kendisiyle kavga eden yapıdan arındır.

- ‘Benim cehennemim içimde kavga eden bendir’ ilkesini benimse. Karlı çıkacaksın.

- Başkasına kızmayı bırak… Onda kızdığın şeylerin bir zamanlar sende de misafir olduğunu hatırla. Ve onların da bir ‘Esma tecellisi’ olduğunu düşün.

- Şartlanmaların esaretinden kurtar kendini.

- Başkaları hakkında hüküm kurmak, kanaat elde etmek için harcadığın zaman ve eforu ‘Bir şeyin niçini olan’ hakikati bulmaya ve anlamaya harca.

- Bir şeyin niçinini öğrenerek ancak taklitten tahkike geçebileceğin prensibini benimse.

- Hayat yolculuğumuz bir açıdan da ‘Seyr-i Sülük’ümüzün zihnimizi vehimden temizleyerek gerçeğe ulaşmak olduğunun idrakine ulaşmaya çalış.

Tüm bunlar olur mu derseniz evet olur derim. Ama bir şartla. İç sesimizi susturmalıyız ve âriflerin can sunan nefeslerine teşne olmalıyız.

Başkalarının duymayacağı şekilde kıstığımız, dilimize getirmediğimiz menfi yani olumsuz düşüncelerden zihnimizi de onların himmetleriyle temizlemeliyiz.

Kendimize hak tanıdığımız başkalarını eleştirme hoyratlığından vazgeçmeliyiz.

Kısacası, susturmalıyız o sesi.

Duymalıyız o ruhumuza seslenen ârif sesini!

İşte o zaman; bayram o bayram ola!

İyi bayramlar.

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Salih Karanıl:07 Ağustos 2013, Çarşamba 23:46

    Çok sarsıcı ve kendine getirici bir yazı iyi bir bayram hediyesi. Size ve erenlere iyi bayramlar

  • - Münteha:07 Ağustos 2013, Çarşamba 18:46