ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Âşıklar Gülşeni

Uğur Canbolat

10 Ağustos 2014 Pazar 15:01
  • A
  • A

Âşıkların nefes verdiği mekânlar gül bahçesine dönüverirler hemen...

Onlar, aşkın zirvesinde pazar eylediklerinden oradan devşirilen sevdanın mânâ yemişleri dostları da

lezzetlendirir, neşelendirir.

Hakikatin başka şeye benzemeyen ve kıyas edilemeyen tadına ermelerini sağlar.

İnsan bu dünyada ne yapıp etmeli âşıkların gölgesinde geçen bir hayatı bulmanın niyazında olmalıdır.

İşte o zaman ötelerden nefeslenmeleri mümkün olur ancak!

Dünyanın kazuratından başka türlü kurtulmak ne mümkün?!

Erenlerin demine gönül tutup oradan kendi ‘Keşkül-ü Fukara’mıza damıttığımız feyz damlalarına

karışarak ancak ummana ulaşmamız mümkün olur!

‘Âşıklar Gülşeni’ne düşemediğimizde ‘Sahraya düşen damla’ya döneriz. Yazık ederiz kendimize.

Ve işte o zaman Sunullah Gaybi Sultanın ifadesiyle ‘ummanı bilemeden’ terki dünya ederiz de

kimsecikler farkımıza varmaz.

‘Âşıklar Gülşeni’ne düşmeyen ‘Pir eteğin’ tutmanın neye karşılık geldiğini fark edemez.

‘Âşıklar Gülşeni’ne düşmeyen ‘Mir’ati Mücelladan hakkı temaşa etme’yi nasıl zevk edebilir?

Cemal nedir, kemal ne demektir kim üfler ruhunun derinliklerine?

‘Âşıklar Gülşeni’ne düşmeyen aynayı ne bilsin? Sırrı ne bilsin? Kâmilin kendini kendisine nasıl

gösterdiğini nasıl anlasın?

‘Âşıklar Gülşeni’ne düşmeyen dıştan içeriye doğru değil, içeriden dışarıya doğru yaşanan değişime

ve bu ruhani yolculuğun inceliklerine nasıl vakıf olabilir?

Varlığın künhüne ârif olmak nasıl mümkün olabilir ‘Âşıklar Gülşenine düşmeyen için?

‘Âşıklar Gülşeni’ne düşmeyen kesretin keskinliğinden canını kurtarabilir mi? Nasıl muvahhid

olabilir, teklik sırrını nasıl sezebilir?

‘Âşıklar Gülşeni’ne düşmeyen nefs azmanını nasıl enfes hâline evriltebilir?

‘Âşıklar Gülşeni’ne düşmeyenin sevgisi dünyaya olur. İlgisi dünyevi şeylere olur. Mânâya olmaz.

Âfakın derelerinde boğulur, enfüs vadisinde can sofrasına oturamaz.

‘Âşıklar Gülşeni’ne lütfedilmeyen İslâm nezaketinden haberdar olamaz. Kabalık softalığından

yakasını kurtaramaz. Akla esaretin zincirlerini kıramaz, gönlün enginliğinde özgürlük seyranı edemez.

...

Sizi bilmem ama benim yukarıdaki sorulara cevabım kocaman bir ‘Hayır’ şeklinde olacaktır. Hayır!

O nedenle ‘Âşıklar Gülşeni’nde aşka düşmek niyazımız olmalı...

Lütuf beklemeli, himmet dilemeli!

...

Bu satırlar nereden icap etti derseniz iki güzelin, (iki görmek şaşılıktır aslında) iki Hakk âşığının

kavuşmasına, birlikte gönül demi tutmalarına, hakikatten söz edip Muhammediyet esrarından tatlar

sunmalarına olan geçen gün yaşadığım tanıklık söyletti bu sözleri.

Onlarla olmak gerçeğin aydınlığında göz açmak, hakikate doğmak gibi bir şey...

Bir ay önce taşındığım Üsküdar’da birkaç sokak aşağıda Pir Hasan Sezayî Gülşenî hazretlerinin

yolunu süren, aşkını dostlara taşıran, neşesini canlı tutan ‘Gülşeni Tekkesi’nin efendisi Ömür

Coşkundere ile psikoterapist arkadaşım Arzunur Ortakçı vesilesiyle tanıştım. Çingene mahallesi

olarak bilinen ‘Selamsız’ın hemen başlangıcında yıllardır gönüllere hizmet sunuluyor. Ramazan

ayında her gün olmak üzere diğer zamanlarda her Cumartesi günü lokma tâbir edilen yemek ikramı

yapılıyor mahalle sâkinlerine.

Diğer yanda üç yıldan fazla bir zamandır tanıdığım, iki sene önce Hakka vuslat yaşayan Mehmet

Dumlu Kütahyevi hazretlerinin aşkını, şevkini, neşesini, inceliğini, zerâfetini, halk içinde Hakk ile

olmanın hakikatini ve esrarını musikinin billur akışına eşlik ederek cömertçe taliplere dağıtan Maltepe

Musiki Eğitim Vakfı başkanı ve şefi değerli sanatçı Fikret Erkaya...

Tanışmalarına vesile olup tanık olduğum bu iki cemalin vuslatıydı.

Onların birbirlerine olan hâl ve tutumları, nazenin davranışları, yokluk yolunda nasıl yol alınacağını

ihvanlarına gösterişleri gerçekten ‘Âşıklar Gülşeni’nde olmanın nasıl bir keyfiyet olduğunu gösterdi.

Lütuftu elbette!

Ne saadet! Ne büyük bir ikram...

Gönül hafızamızın en güzel karelerinden biri oldu.

Ömür Baba’nın mürşidim Dr. Haluk Nurbaki hakkında söyledikleri ve müşahedeleri, ‘benim de

şeyhimdir’ zerâfeti ise bambaşka bir hoşluk oldu ilk tanışmamızda.

Hakikatin ayak izlerini sürmek ve kendi esrarımıza agâh olmak istiyorsak ‘‘Âşıklar Gülşeni’nden

uzak düşmemeyi dilemek ve bu uğurda aşk ile gayret göstermek gerek!

Aşkınız kavi, gayretiniz daim olsun!

‘Âşıklar Gülşeni’nde gönlünüz rûşen olsun! 

YORUM YAZ
TOPLAM 6 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Halis Polat:11 Ağustos 2014, Pazartesi 12:35

    Ne kadar güzel değerlendirmeler, bir tarz cenneti yaşamak orada bulunmak anlamına geliyor alimlerle olmak

  • - Arzunur ORTAKCI:11 Ağustos 2014, Pazartesi 00:23

    Mana doktorumuz kıymetli dost Uğur CANPOLAT ,gönlüne sağlık.

  • - Mustafa bildi:10 Ağustos 2014, Pazar 21:20

    Gönlüne sağlık ..

  • - UĞUR CANBOLAT:10 Ağustos 2014, Pazar 18:33

    Çok teşekkür ederim
    Güzellerle birlikte olmak gerek!

  • - Dilek Özdemir:10 Ağustos 2014, Pazar 18:19

    Aşıkların gölgesinde ummanı bilerek feyz almak hep nasibimizde olsun sevgiler kaleminoze yüreğinize sağlık..

  • - mehmet taştan:10 Ağustos 2014, Pazar 17:55

    evet evet sevğili kardeşim yazınızı zefkle okudum evet pirin eteğine tutunup ilahi aşkın bahesinden feyizlenmek ne güzel nasip