ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Üst dünya ve büyük Avrasya

Tahir Erdoğan Şahin

06 Şubat 2013 Çarşamba 15:28
  • A
  • A

Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Şanghay Beşlisi gibi uluslar arası örgütlerin sorgulanması sürecinde alternatif bir gelecek. Tahir Erdoğan Şahin

Makul ve büyük projelerin üretilmesi önemli fakat zordur. Bu projelerin öncelikle zihinsel üst çatısı oluşturulmalı ve söylem seviyesinin ötesine geçip pratiğe yansısı için gerekli katkıda bulunulabilmelidir. Örneğin Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012 yılı sonlarında Birleşmiş Milletler’in vesayetçi yapısının değiştirilmesi önerisine bütünüyle katılıyoruz. Ancak bu söylem için henüz yeni bir üst çatı önerisinde bulunulmadığı gibi, mevcut örgütün tümüyle analizi de yapılmamıştır. Biz, katıldığımız bu söylem için “Üst Dünya Örgütü” nü öneriyoruz. Söz konusu örgüt adından da çıkarılabileceği gibi, adalet ve eşitliği öncellemektedir. Oysa ki, daha önce adı “Milletler Cemiyeti / Cemiyet-i Akvam” olan bu örgütün adı dahi ( Birleşmiş Milletler !)sorunludur. Sosyolojik olarak milletler birleşmez, milletler, daha doğrusu devletler arasında birliktelikler olur. Kaldı ki Birleşmiş Milletler’in oluşumu halkların (milletlerin) tavassutuyla değil, güçlü devletlerin yönetici kesimlerinin buyurganlığıyla gerçekleşmiştir. “Üst Dünya” ise, tüm dünya halklarının yeryüzünün yok olmasına karşı birliktelik içinde vereceği mücadelenin ortak platformudur ve içinde insanca yaşanılacak yeni bir dünyanın inşasıdır.

Bilinmeli ki; araçsal aklın sınırları, araçtan başka niteliği olmayan söylemler ve sözler kadardır. Oysa ki, evrenin olmazsa olmazı olan merkezi insan, hanidir tam ifadesi bulunmamış yeni bir dünya inşasında amaçsal aklın gücüyle kendi kavramlarını üretebilendir. Bu; dokunduğumuz yeryüzünün hissettiğimiz gerçeklerine erişmektir. Bu; canlı - cansız, insansıların doymazlığı ve aymazlığıyla yok edilmekte olan masum ve mazlum her şeyin sorumluluğunu taşımaktır. Bu; her birimizin kendi özgürlüğümüz ve irademizle yaratacağımız ÜST DÜNYA seferine talip olmaktır. 

Üst Dünya; ne kadar rahatlığını yaşasak da, kendimiz olmayan zaman, mekân ve kişilerin kurguladığı bir toplum/dünya teorisi değildir. Üst dünya, her merkezi insan olma yolundaki bireyin, hepimizin aynı evrensel ve aşkın duyarlılık çizgisinde birlikte yaşadığımız ve yaşatacağımız bir amaçtır. Ve bu amaç, mutlaklaştırılmış kabullerle şekillenen sınırlı bir dünya görüşü payandalığı için değil, esasının kendi yöntemini belirlediği bir süreç ve süreklilikle her gün yeniden doğan estetize edilmiş bir yaşama sevincidir.

Üst dünya’yı inşa edecek merkezi birey, geçmişi-şimdiyi - geleceği kucaklayıp aştığı oranda; geçmişi bilir, şimdiyi “insanca” yaşar ve geleceğini ön görür. Ön görülmeyen bir gelecek için dünya inşa etmek zordur. Bilemediğiniz bir geçmişi anlamak ve aşmak bir yana, o bilemediğiniz geçmiş sizin zihinsel mezarınızdır. Ve kendi gerçeğinizle yaşamadığınız bir zamanda var olmak ise yalnızca avuntudur.

XXI. Yüzyıl; hızın önem kazandığı, nicel büyümüşlüğün limite çıktığı, birikimlerin bunalmışlığa evrildiği , mükerrer benzer bilgi ve nesnelerin katmanlaştığı, küreselleşmişliğin net olarak görüldüğü, ayrıntıların gün yüzüne çıkabildiği, toplumsal birimlerin kendi iç gerçekliğinde dünyayla bütünleşme çabalarının arttığı yüzyılın adıdır. Bu yüzyıl, geçmiş filozofların yaptığı gibi ne salt yorumlanmakla ne de radikal düşünürlerin ifade ettiği gibi salt değiştirmekle irdelenip anlaşılacak bir dönem değil; yorumlanıp gerektiğinde değişime de tâbi tutulacak yönleriyle yeniden inşa edilmesi gereken bir dönemdir.

Yüzyılın anlaşılıp inşa edilişi, öncelikle evrensel, kapsayıcı bir dünya modeli tasavvuru çerçevesinde, toplumların kültürel- tarihsel gerçekliğini göz ardı etmeden, her bireyin yaşadığı mekânın yeryüzünde gerçekleştirebileceği rolü kavramasıdır. Ve bu doğrultuda rasyonel projeler kurgulayıp bunu realize etme çabasıyla “üst dünya”nın kurulması mümkün olacaktır. En azından, üst dünya idealine erişme çabasının yöntemlerinden biri budur. Hiç kuşkusuz bu doğrultuda bir yöntem, bireyin yaşadığı alanı, yani mensubiyet hissettiği şehrini geleceğe nasıl taşıyabileceğinin yoludur.

Geçmişten Geleceğe Büyük Avrasya

Ülkeler arası gereklilik nedeniyle oluşturulan çeşitli örgütlü ya da örgütsüz spesifik girişimler mobilize olunmadığı için biri birinden bağımsız olarak güç israfına neden olmakta, benzer amaçlar taşımalarına rağmen, ayrılıkları nedeniyle bazı çelişik konumlara düşmektedirler. Avrupa Birliği’nin dini- kültürel ve demografik açıdan çekingeleri ve çelişkileri, İslâm Ülkeleri ve Karadeniz İşbirliği örgütlerinin yeterince aktif olamamaları, daha yakında yapılan (21- 23 Kasım 2012) Avrasya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri Devlet- Taşra Temsilcileri Kongresi gibi girişimler bir ölçüde başarılı olmakta ama uzun soluklu ve daim projeler üretmekten yana yeterli imkânlardan mahrum olabilmektedirler. Bütün bu örgütlü veya geçici oluşumların Büyük Avrasya örgütlenmesi içine alınmasının gelecek için çok daha önemli olduğu kanaatindeyiz. Bu örgüt, Üst Dünya Örgütü’ne gidecek bir yapının oluşumu için etkin olacağı gibi, içinde yer alan devletler bu üst örgütte eşit şartlarda söz söyleme imkânına kavuşacaklardır.

Orta Asya’da Uygarlık Döneminin ilk evresinde yer alan Ceytun, Anav, Namazgâh çizgisi; Mezopotamya ve İran çizgisi benzerinde ele alınabilecek verileri içerir. Saka, Hun, Göktürk çizgisinde gelişen olayların analizinde; Gök Tanrı anlayışı, kamların çalışmaları, kozmolojik belirlemeler, efsaneler vb. toplanacak malzemelerle, bu kıt’adaki düşünsel yapıların bilinmesi mümkün gözükmektedir. 

Orta Asya ve çevresinde gelişen siyasal ve kültürel olaylara bakıldığında, Avrasya olgusunun kadim-tarihsel temellerinin olduğunu görürüz. Andronova- Afanasyevo, Tagar- İskit oluşumları bunun somut kanıtları arasındadır. Orta Asya’da bozkır kültürü temeli üzerinde yükselen bir uygarlık olması yanı sıra kendi yakın ve uzak çevresi arasında siyasal, ekonomik ve kültürel ilişkilerin sürekli kılındığı, başta göçlerle bunun gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Kafkasya ve Karadeniz’in kuzeyinde meydana gelen kültürel, toplumsal gelişmeler günümüz “Avrasya”laşma gerçeğinin tarihsel gerçekliğini ortaya koymak açısından önemlidir.

Bazı bilim adamlarının yeterince vuzuha kavuşturmada yeterli doneleri elde etmede güçlüklerle karşılaşsalar da ipuçlarını görüp kısmen ifade etmeye çalıştıkları olgulardan biri: kadim bir zamanda Asya, Doğu Avrupa ve Ön Asya’yı içine alan kültürel, siyasal ve ticari bir bütünleşmenin gerçekleştiğidir. Orta Asya’daki buluntuların çok uzak alanlarda benzerlerinin olması, bu bütünleşmeyi teyit eden somut veriler olarak görülmüştür.

Özetle; XXI. yüzyılın dünyasının politik, kültürel, ekonomik açıdan yeniden şekillenme aşamasında ve kurulacak güç dengelerinde Büyük Avrasya oluşumunun önemi giderek anlaşılmakta, bu anlayışın tarihsel temelleri için gerekli verileri ise Orta Asya, Ön Asya ve Avrupa uygarlığı sunabilmektedir.

XXI. yüzyılda oluşturulacak Büyük Avrasya , somut - fiziki planda Eski Dünya Karaları’nın kültürel – ticari birlikteliğini öncelliyor olsa da, esasta tüm mazlum dünya halklarının da yer edinebilecekleri evrensel bir örgütlenmenin adıdır.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.