ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

'Üst Dünya' Metinleri - 1

Tahir Erdoğan Şahin

07 Şubat 2012 Salı 12:18
  • A
  • A
“Her zerre kendi kemalatına ulaşma çabasındadır” diyordu İbn Haldun. Zerreler,varlık alanının en küçük parçacıkları dahi ötede bir varoluş için hareketediyor ise, bu düşüncelerin failinin, yani insanın kendisinin kemalatı üzerindedurmak, bu doğrultudaki çabalarını ele alıp irdelemek, hatta kendi çağıiçerisinde “insan” olgusunu yeniden ele alıp yorumlamak gerekmez mi?..
İnsan’ıyeniden ele almak, insani olanı-olmayanı belirlemek, insan merkezli oluşumları tayin ve tespit etmek, öncelikle bu failin içinde yaşayıp kuşatıldığı yeryüzünün macerasını izlemeyi de gerektirir. Bu ise, kendi gerçeğimize hayatın bütünlüğü içerisinde dokunmak demektir.

Hayatı her biçimde ele almak mümkündür. Günlük hayatın ve bu “gün”lere giydirilen sanal kılıfların içinde yaşayıp giden sıradan kimseler bile hayatı birkaç açıdan değerlendirebilecek argümanlara sahiptir. Bize imkân alanları yaratacak ve bu alanlarda yürümemizi sağlayacak mümkün mecralardan biri de bilimdir. Yani, yeryüzünün verilerini, kuram- yöntem bağlamında ele alan ve zihinsel ya da amprik/görgül çabalarla elde edilen sistemli bilgiler ışığında varoluşun parametrelerini bulabilir, hatta varoluşun kendisi olabiliriz. Hiçkuşkusuz, şimdiye ve geleceğe müteallik inanç, umut, tasarım ve yapıp- etmeler öncelikle bir “kurma”dır. Ve bu kurma’nın örgüsü “dil”dir. “Üst Dünya”,öncelikle dil merkezli zihinsel çabalarla erişilmeye çalışılan bir geleceğin, ancak dokunabileceğimiz kadar yüreğimizde hissettiğimiz yakınlıkta bir arayışın ifadesidir.

Şu halde, “yeryüzünün hâli”, algı- bilim- dil üçgeninin insicamlı yapısı içerinde de ele alınabilir bir imkân alanıdır. Bu alan aynı zamanda anlama/anlamlandırma çabalarımız için de gerekli gücün kaynağıdır.
İnsan olarak “ne olduğumuza” verilen çıplak cevapların başında “beden-ruh bileşeni bir canlı olduğumuz” gelir. Bu bileşen ile hayatın “soyut ve somut” her şeyin birlikteliği bileşeni örtüşmektedir. Bu demektir ki, insanın hayatı bilmesi doğaldır, çünkü, hayat ile insan, varoluş itibariyle örtüşmekte, bir anlamda aynîleşmektedir. O hâlde, “her şey zıddı ile kaimdir”, kadim diyalektik çizgisine ve bu çizginin ürettiği “hayatı anlamak insanı anlamaktan geçer” tarzı söylemlerinin de makul tespitler olduğunu belirtmeliyiz. İnsan- hayat akışı içerisinde “yeryüzünün hâli”ni açıklamak bu nedenle daha bir kolaylaşmaktadır. Ve eğer yeryüzü anlaşılabilir, ifade edilebilir bir şey ise,bu bizim yeni bir yeryüzü alanı inşa etmemize de vesile teşkil ediyor demektir.
“Şimdiye kadar filozoflar yeryüzünü sadece yorumladılar, oysa yapılması gerekenonu değiştirmektir” diyordu Marks. XXI. yüzyılın yeni ana teması bunun da ötesinde işlevsel olabilecek kelamlara imkân tanımaktadır. Yorumlanan ve değişim için zorlanan yeryüzü oldukça yıpratıldı ve eskitildi. Yaşamak içinbaşka alanlar bulamadığımız bu dönemde, yeryüzünü artık yeniden inşa etmeli; tabii ki yapılan eski yorumları ve değişim çabalarını da gözden ırak tutmadan.
“İnşa” kavramını özellikle tercih ettik. Bu kavram “kurma” ile ilişkili ve fakat onunla eşdeğer olmayan bir algılamanın terennümüdür. Dil merkezli olarak söylenecek olursa, kurma, yapıların tasarım ve pratiğini kapsarken, inşa, varolan yapıları da kapsayan ya da bu doğrultuda ön görülen geleceğe müteallik tasarımların zihinsel öznesidir.
Geleceği inşa tasavvurlarının temelleri, bu vakte uyumlu, onu oluşturacak yeni ya da yeniden üretilecek mevcut kavramlarla örülebileceği esas olsa da,tarihsel bir süreç içerisinde bu geleceğin geçmişten miras kalan unsurları daanaliz etmemizi zorunlu kılmaktadır. En azından bugüne gölgesi yansıyan,yaşayarak dokunduğumuz XX. Yüzyılın niteliğini daha bir kavrama imkânlarına sahibiz. Bunu salt tarihsel bir geçmişi bilmek adına değil, içinden çıktığımız bu yüzyılın pek çok unsurlarının pranga olarak hâla ayaklarımıza takılı durmasından kurtulmak için yapmalıyız.
Gelecek yazımızda, sanayileşmenin tavan yaptığı ve bu noktada anlayışlar üreten, bugün için ise “metal yorgunu ve ideoloji denen zihinsel kusmuk”lara yuva olmuş XX. Yüzyıla değinmek üzere…
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.