ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Urartulu taş ustası, iki güzel insan ve iki güzel kitap

Tahir Erdoğan Şahin

09 Şubat 2013 Cumartesi 18:59
  • A
  • A

Yıllar önce, 1968 yılının bir bahar günü Erzincan’a bağlı Pişkidağ Köyü ilk okul talebesi olarak, öğretmenim de olan Babam’ın peşine takılıp Altıntepe kentine yapılan toplu geziye katılmıştım. O yıllarda kazı sonu ortaya çıkan yapılar incitilmemiş, yıkılmamış ya da bi takım köylüler tarafından hazır “köşe taşı” hırsızlığıyla o güzelim duvar temelleri bozulmamıştı. Bozulmayan bölümler arasında mezar odaları da vardı. İçlerinden birine örtü sistemi için konulan ortası çekiçle biçimlendirilmiş kavisli o devasa taş bloklardan birine baktım. Taşa metalle vuran herkes bilir; vurulan nokta taşın gözüken renginin dışında beyaza dönüşür. Baktığım blok, güneşten, rüzgârdan ve yağmurdan uzak, yer altının koynunda o çekiç darbelerinin vurulma anını hâlâ muhafaza ediyordu. Urartulu taş ustası az önce mola vermiş ve birazdan dönecekti! Ne ki o usta gelmeden biz Altıntepe’den ayrılmıştık.

Çok değil (1975 yılıydı sanırım) Altıntepe’ye ikinci kez yolum düştü. Yine o ilk girdiğim taş odaya doğru yöneldim. Birbirine geçişleri olan taş oda çökmüş, Urartulu taş ustası işlediği blokların ve kara toprak yığının altında kalmıştı.

“Erzincan Tarihi”ni de aynı yıl yazma çabasına girmiştim. Kaynaklara günümüzdeki gibi kolay erişilmeyen o yıllarda İstanbul ve Ankara’nın kütüphaneleri, kitapçıları gezilmeksizin, o mekânlarda günlerce hatta aylarca kalmaksızın bilimsel bir kitap yazmak düşünülemezdi. Hemen her bilim adamının kaderi, kitapları bulmak kadar o kitapların peşinde koşuşturmaktır.

Kent tarihini yazmak, o kentin başlangıcından bugüne her dönemine ayrı ayrı dokunmaktır. Kitaplar aracılığıyla geçmişin kesitlerine dokundukça o kent dönem dönem yeniden inşa edilir.
İlk Çağ kesitinde Erzincan’ı gündeme getiren Altıntepe kazısı ve bu kazıyı gerçekleştiren Prof. Tahsin Özgüç’ün Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan “Altıntepe” adlı iki ciltlik kitabıydı. O yıl söz konusu kitabın 2. cildini bulmuş birinci cildine bir türlü erişememiştim.

Altıntepe I de doğrudan elimin altında olması gereken “olmazsa olmaz”lar arasındaydı. Son çare OLARAK Sıhhiye’deki TTK binasından Ankara Üniversitesi rektörlük binasına gitmekti. Çünkü Prof.Tahsin Özgüç o kurumun rektörüydü ve kitabı onun tavassutuyla bulabilirdim. Meramımı, yani “Altıntepe I” kitabının gerekli fakat bulunamaz olduğunu Hoca’nın sekreterine ifade ettim. O yaşın ve o günkü şartların içindeki halet-i ruhiye işte, içimden “umarım Hoca beni görmez ve –niçin bu kitabı istiyorsun- sorusunu yöneltmez” diye geçiyordu. Öyle ya, on sekiz yaşlarında ve henüz üniversitenin birinci sınıfında olan birinin kent tarihi yazıyor olduğunu söylemesini Tahsin Özgüç gibi devasa bir bilim adamı nasıl karşılardı? İhtimal ki kaale almazdı. Yıllar sonra “Keşke Hoca’yla karşılaşsaydım ve onunla yüz yüze bir iki cümle edebilseydim” diye hep aklımdan geçmiştir.

Bir süre sonra sekreterinin aracılığıyla Rahmetli Hoca’nın Uluğ İğtekin’e telefon ettiğini ve kitabı ondan alabileceğimi öğrenmiş olmanın sevinciyle yeniden TTK’nın yolunu tuttum.

Ulup İğtekin… O dönem TTK’nın sorumlu müdürüydü. Oldukça nezih bir insan. “O sen misin evladım?..Tahsin Bey söylediler…Aşağı kattaki görevliye ilettim kitabını alabilirsin evladım.”…
Yalnızca Tahsin Özgüç’ün “Altıntepe I-II” kitabı da değil, sahafçı türü bir kitapçıdan Ekrem Akugal’ın basımı 1959 olan “Urartu Medeniyeti” ni bile bulmuştum. Hem de ne buluş!.. Aldığım kitabın ilk sayfasının üst sağ köşesinde mürekkep kalemle Ekrem Akurgal’ın yazısı ve imzası:

“Milli Müdafaa Vekili Sayın Etem Menderes’e hürmeti mahsusalarımla”..

(Sayın Ali Birinci duymasın, ne eder eyler elimizden alır)

O gün Ankara’dan Erzincan’a dönüşümde bana yoldaşlık eden, derleyip topladığım dokumanlar arasındaki bu iki kitap sanki bana Urartunun anlatacak gibiydiler. Ee artık, Erzincan Tarihi’nin Urartular bölümünü yazmaya başlamak için bu iki kitap neyime yetmezdi ki!..

Acaba, diyorum, belki de o Urartulu taş ustası o çöküntünün altında kalmamıştır, ne dersiniz !?.. Altıntepe’nin hemen kuzeyindeki yeşilin ortasında sıralanmış ağaçların altında oturmuş hâlâ bizi bekliyordur. Yanında iki güzel insan: Tahsin Özgüç, ve Ekrem Akurgal … 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.