ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Yağışlı

YAZARLAR

Kurumlara Musalat Olan Tarikatçı - Cemaatçı Mahfiller ve Aidiyetçi İnsansılar

Tahir Erdoğan Şahin

24 Şubat 2012 Cuma 10:52
  • A
  • A

Geçen haftaki yazımızın (Vesayetçiler Sonrası Dinci, Cemaatçi , Tarikatçı ve Meslekçiler Sarmalına Düşen Üniversitelere İlişkin ) yayınlanışından hemen sonra on binlerce insan tarafından okunmuşluğunun yanı sıra umduğumuzun çok ötesinde ilgi görmesi, doğrusu, bizi bile şaşırttı.

Meğer ki olay yalnızca tarikatçı – meslekçi bilim dışı yobaz rektörlerin üniversiteleri ihvanlara peşkeş çekip bu kurumları çürütmeleriyle sınırlı değilmiş. Pek çok kurum ve kuruluşta, idari kadrolarda hak, hukuk, ehillik, liyakat gibi kriterler hiçleştirilip, atamalar yalnız ve yalnız belli bir “muhterem”in uşağı olmaya indirgenmiş durumdaymış, maalesef.

Din ve dinciliği, gerçek tasavvufi derinlikle günümüz tarikatlarındaki yüzeyselliği, onurlu ve özgür bireylere zemin hazırlayan cemiyetçilikle kendi içine kapanık hımbıl yaratıklar üreten cemaatçiliği biri birinden ayırmaya özen gösterdiğimiz yazımız hakkında çok sayıda olumlu eleştirilere muhatap olduk. Dahası, yozlaşmış cemaat ve tarikat mensuplarının haksızlığına uğrayan mutedil ve samimi dindarların “Allah razı olsun” demeleri yanı sıra laikliği içselleştirmiş, milli değerleri kemalist- ulusalcı- ırkçı- laikçi yobazlıklar içinde heba etmeyen demokrat meşrepli insanların sitayişleriyle karşılaştık.

Yazı ve okurlar arasındaki bu iletişim sayesinde bir kez daha şahit olduk ki; bu ülkede sağduyuya, vicdana ve adalet duygusuna sahip insan sayısı, insanların hakkını kendi sünepe dinci hımbıl dünyaları içinde gasp eden onursuz ve bencil insansılardan çok çok çok daha fazla. Buna rağmen çeşitli kurumlarda “nurcu ya da menzilci” gibi sıfatlarla anılanların neden olduğu olumsuzluklar, insan hakkını yiyen bu zevatın gücünden değil “sinsi”liğinden kaynaklanıyor. Kendisine saygı duyup sevdiğim ve dini konularda yetkinliği ve hassasiyeti olan bir arkadaşımın “ Göreceksin ki, bu ve benzeri yazılara o fitne taifesi tepki vermeyecek ve hatta görmezden gelecek” dedi. Arkadaşımın tespiti, o mahfillerin niteliğini, yani “yüzüne tükürsen yağmur yağıyor addeden” kişilik yoksunu hâllerini de ortaya koymaktadır.

Ak Parti’nin, toplumun çeşitli kesimlerinin teveccühüyle güç kazanmış olmasına rağmen, içten içe yıprandığı en yumuşak karnı, bu sinsi tarikatçı- cemaatçı yapılanmaların devlet kadrolarına sızması, bu sinsi yaratıkların tırnaklarını geçirdikleri kurumlarda adaleti değil aidiyeti gözetmeleridir. İstenilir düzeyde bir muhalefetin olmaması nedeniyle yeterince eleştirilemeyen iktidar, kendisini çıkmaza doğru götüren bu gidişata karşı artık “dur” demeyi de bilmelidir. Cumhuriyet dönemi boyunca Mustafa Kemal Atatürk- Adnan Menderes- Turgut Özal ve R. Tayyip Erdoğan çizgisinde yeni atılımlarla gidişatın olumlu yönde seyrettiğini hiç kimse görmezden gelemez. Ancak, bu süreçte ortaya çıkan olumsuzluklar da bir o kadar görülmeli ve eleştirilebilmeli.

Din olgusundan hareketle oluşan ilkel dinci-cemaatçi-tarikatçı yapıların devlet aygıtında yer tutup “kul hakkını” gasp etmelerinin İslâm tarihi açısından irdelenmesi sonucu ortaya çıkan fecaat nedir biliyor musunuz? 1400 yıllık İslâm toplumları tarihinde nice iç kanatıcı olaylar vuku bulmasına rağmen; bunca zaman içinde günümüzdeki kadar “sinsi” ve toplumda “orta yol” din algısını köleci aidiyet mahfillerine peşkeş çeken bu evsafta başka bir “fitne görülmemiştir. Taberi’den İbn’il Esir’e tüm ana kaynaklardan tutun da Cevdet Paşa’dan Philip K. Hitti’ye değin yüzlerce araştırmacı ve eserlerine bakın, kendi icat ettikleri dincilikle devlet yapısı içerisinde nefes alan bir toplumu böylesine fitne mecrasına savuran yapılanmalara rastlayamazsınız.

Başta bazı üniversiteler olmak üzere; eğitim, sağlık, güvenlik dahil hemen her idari ya da iktisadi işlevleriyle ön planda olan tüm kurumlarda dinci/cemaatçi/tarikatçı aidiyetçiliğin şerrine uğramış yüzlerce insanımız, hakları gasp edilmiş yüzlerce vatandaşımız, liyakatı berhava edilmiş binlerce vasıflı elemanımız pasifize edilmiştir.
Dün militarist - baskıcı güçlerin, bugün de cemaatçi- tarikatçı mahfilerin haksızlığına uğrayan, derin ve sinsi yolsuzluklara şahit olan her insanımız lütfen sesinizi yükseltin! Biz, elimizden geldiği kadar; açıklıkla, hukuka ve etik ilkelere bağlı kalarak, asla haksız bir ithama tenezzül ve tevessül etmeden yeryüzünün dürüst, namuslu ve güzel insanları adına yazmaya devam edeceğiz. Sizlerden gelecek sahih bilgileri değerlendirip ilgili yerlere ulaştırmada elimizden gelen gayreti sarf etmekten geri kalmayacağız. Ta ki, “insanların ne olduğuna göre değil, ne yaptığına bakılan” bir anlayışın egemen olmasına kadar.
Gelecek yazımızda yine ve fakat “bilim” ve “bilim felsefesi” boyutuyla üniversite gerçeğine değineceğiz. Ve bu kurumlara musallat olmuş tarikatçı / cemaatçi idarecileri tekrar ve tekrar gündeme taşıyacağız. Ta ki bu güzide yapıları bu zevattan arındırana ve bu kurumları kendi gerçek işlevleriyle geleceğe taşıyana kadar.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.