ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

''Bilim'' Gerçeği Temelinde Üniversiteleri Yeniden Yapılandırmak (3)

Tahir Erdoğan Şahin

20 Mart 2012 Salı 11:17
  • A
  • A
Bilimi özgün kılan niteliklerden biri, sürekli zihinsel bir bilgi üretme çabasının sonucu ortaya konulmasıdır. Bilim, ancak süreklilik içinde var olabilir. Bilimsel bilgi ile en çok karıştırılanlar olgulardan biri de, bilimle ilişkileri yoğun ve kendi bilimsel açılımları olan bilgi alanlarıdır. Bilimsel uğraş da dahil bazı çabalar sonucunda ortaya konulan unsurların bir kısmı, örneğin teknik, bilimin pratiğe yansımış bir yüzüdür. Bu nedenle, her hangi teknik bir uğraşı içinde bulunan teknisyen, sağlık konusunda çalışan bir doktor; ders veren bir öğretmen yaptıkları iş itibariyle bilimsel bir üretim değil, bilimsel çalışmalar sonucu üretilen bulguları pratikte uygulayan bir meslek icra etmektedirler.

Teknikerlik/ teknisyenlik ve hekimlik, bilimsel etkinliğin kendisi değil, bilimlerin ortaya koydukları ürünlerden de yararlanan mesleklerdir. Bu nedenle tekniker / teknisyen ya da doktor, bu sıfatlandırmayla bilim adamı değil, eğitim aşamasıyla sınırlı bilimsel disiplinleri tanımış ve sonradan fiilen mesleki çabayı seçmiş bireylerdir. Bu nedenle, salt hekimlik uğraşları sonucu kariyer elde eden kişilere “bilim adamı” demek, yanıltıcıdır. Ülkemizde işi hekimlik olan pek çok zevatın bilimsel sıfatı “seri üretim” mekanizmalarına bağlanmış bir düzenin garabetidir. Bu garabet sonucudur ki, meslek adamı olduğunu bile kavrayamayan bazı kişiler, cemaat bulaşıklı siyasal merkezlere dalkavuklukla üniversal kurumlara ilintilendirilmişlerdir.

Sosyal bilimlerde ise daha önceden ortaya konulmuş olguları tekrar eden, o bilgileri aktaranlar da bilim adamı değil, bilimlerin aktarıcılığını yapan öğretici mesleğe sahip kişilerdir. Üniversitelerde birçok kişi “bilim adamı” sıfatıyla verili bilgilerin aktarımını yapmakla “ bilimsel bir mesleğin” gereğini yerine getirmektedir. Bunun yanı sıra fen bilimleri ise doğaya yönelik ve onun yapısından hareketle ampirik yöntemlerle hareket edilmesini zorunlu kılan zihinsel ve fakat somut sonuçlara giden etkinliklerle uğraşırlar. Kamusal alanda mesleki işlerle iştigal etmek yerine, üniversal yapılar içerisinde fen (doğa) bilimlerine ilişkin bilimsel araştırmalar yapan mühendisliklerle hekimlik işiyle uğraşanlar arasında nicel ve nitel farklılığa da dikkati çekmek gerekir.

Hülasa; herhangi bir bilim dalına ait on binlerce kitapta yer alan bilgilerin yeniden üretilmeksizin ve bir insicam içinde verilmeksizin aktarımı, yalnızca meslekî bir gerekliliktir. Elbette ki bu, toplumsal eğitim düzeni ve sağlık hizmetleri içinde lüzumludur. Ancak, doğrudan bir bilimsel çaba ve üretim değildir. Meslek olmasının doğal bir sonucu olarak malûmun aktarımıdır. Mesleklerde görülen ilerleme, bilimsel buluş niteliğinde değil, geleneksel çizgi içinde yürütülen işlerin tekrarı içinde yapılan somut ve işlevsel yeniliklerdir. Binlerce meslekten ayrı olarak üniversitelerde yapılana ise “bilimsel meslek” denebilir, o kadar.

Başta kendi bilimsel disiplini konusunda olmak üzere, gerekli/genel bilgi donanımına sahip, zihinsel olarak anlık/ tutarlı ve gerekli bilgi üretimi yapma yetisi içinde olan ve çalışmalarını kuramsal-pratik sistem içinde yürüten bilim adamlarıyla, meslek icra eden ve üniversitelerde bilimsel üniformalar adı altında hızla türetilen meslek icracısı (resmi ideolojiyi yaymak için görevlendirilen Atatürkçü İlke ve İnkılaplarını dogma olarak sunan tarihçiler de dahil) yığınları karıştırmamak gerekir. Bilimsel meslek çerçevesinde yapılan iş ile bilinen bilimsel bilgilerin aktarıcılığını yapan geleneksel aktarıcılar arasında da ayrımlama yapılabilir. Bu bağlamda, 12 Eylül 1980 faşizminin, kendi algı düzeylerinde iyice sefilleştirilmiş resmi ideolojiyi yaymak adına ve bilimle asla bağdaşması mümkün olmayan uydurma/formatlanmış disiplinlerin ve buna araç kılınan serbendelerin de bu kurumlardan arındırılması gerekecektir.
Fazla detaya girilmeksizin yukarıda vurgulanan bilim, bilgi alanları ve meslekler ayrımının netleştirilmesiyle, yeniden yapılandırılması kaçınılmaz hale gelen üniversiteleri kendi asli konumlarının kurumsal dokusu hakkında önerilerde bulunabiliriz.


BİLGİ- BİLİM ANLAYIŞI ÇERÇEVESİNDE ÜST BİLGİ ALANLARI
VE BİLİMSEL DİSİPLİNLER

Üst bilgi alanları: DİL ( Dil ve Edebiyat bütünü içerisinde), SANAT, HUKUK
Bilimsel disiplinler; Merkezi Bilimler: MATEMATİK, MANTIK, FELSEFE, PSİKOLOJİ, TARİH,
COĞRAFYA
Sosyal Bilimler: SOSYOLOJİ, SİYASET, EKONOMİ
Doğa Bilimleri: FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ

Üniversal alan dışında olması gereken; doğrudan bilimsel değil, dolaylı olarak bilimle ilişkili alt kültürel- toplumsal etkinlikler: Tıp/hekimlik, Teknikerlik, Eğitimcilik, (Ayrıca; toplumsal- geleneksel /ezoterik etkinlikler: Astroloji, Simya).

Buna göre; Başta hekimlikler (Tıp Fakülteleri) olmak üzere, çeşitli adlar ve işlevler üzerine kurulmuş meslek yüksek okullarının ve öğretmen yetiştirmeye matuf eğitim fakültelerinin üniversiteler dışında tutulmasıyla hem bu etkinliklerin çok daha makul ve toplumsal faydaya yönelik olarak işlevlerini yerine getirmeleri sağlanacak hem de üniversitelerin sürekli bilimsel kan kaybına uğratılmasına son verilebilecektir.

Gelecek yazımızda üniversiteler kapsamı içinde olması gereken akademi ve fakültelerin düzenlenmesi konusuna değinilecektir.

NOT: Daha önceki yazılarımızdan biri (Kurumlara Musallat Olan Tarikatçı - Cemaatçı Mahfiller ve Aidiyetçi İnsansılar) özellikle; hak-hukuk-liyakat kriterlerine önem vermeyen ve kene gibi üniversitelere yapışıp ilkel bir kadrolaşma içinde olan dinci hımbıllar ( kul hakkı gasp eden menzilciliğe ve nurculuğa hizmet eden uşaklar) konusundaydı. Yazının yansımalarından, bazı tıpçı/dinci ve bilimsel vasıftan yoksun tipler yüzünden çok sayıda akademisyenin muzdarip olduğunu, gittikleri kente “yandaş hemşehriler” taşımacılığının yapıldığı bilinmektedir. Bu nedenle, ülkemiz üniversitelerinde özgür, yasal ve bilimsel ortamların yerleşmesi adına bu konuyu her fırsatta dile getireceğimizin, yarası olup gocunmakla birlikte, onursuzlukları nedeniyle (ve hak etmedikleri halde) halkın vergileriyle oluşturulan makamlara yapışanları yazmaya devam edeceğimizin, elde ettiğimiz somut belgeler oranında bu tiplerin ifşa olunacağının bilinmesini isteriz.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.