ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

En-kıro-men

Sırrı Er

26 Aralık 2012 Çarşamba 11:51
  • A
  • A

Türkiye’de özel radyo ve televizyonlar yayına başladıktan sonra çoğu eğitimsiz ve deneyimsiz kişilerin kameraların ve mikrofonların önüne geçmesiyle Türkçede yozlaşma ve yabancılaşma da hız kazandı. Türkçede yer almayan yabancı kökenli sözlerin hatta ünlemlerin yaygınlaşması, zengin söz varlığımıza rağmen radyo ve televizyon programlarında kısır bir kelime dağarcığıyla programların sunulması, Türkçenin seslerinin eğilip bükülerek yabancılaştırılması gibi olumsuzluklar ilk anda akla gelenler...

Kitle iletişim araçlarında kaba, bozuk, yozlaştırılmış ve yabancılaştırılmış bir dil kullanılması özellikle çocukların ve gençlerin dilini de kısa zamanda etkiledi. Kitle iletişim araçlarının yaygın olmadığı, hatta bulunmadığı dönemlerde dile, yabancı kaynaklı bir sözün girmesi yıllar, yüzyıllar alırken; şimdi özel radyo ve televizyonlar yolu ile yabancı kökenli sözler, yozlaşmış biçimler bir anda yaygınlaşıyor. Radyo ve televizyon yayınlarındaki bu “yozlaşmışlığa” sessiz kalınmamalı.

Dikkatimizi çeken bazı yanlış kullanımları paylaşmadan önce biraz tebessüm edelim:

Beynamaz mısınız, Bînamaz mı?

Beynamazın “Bînamazın” biri, bir mecliste konuşulanlara kulak misafiri olmakta; sohbet, “gece namazı”nın yani yatsının geç saatlerde kılınmasının daha faziletli olduğu hakkında. Bizimki, namazı geciktirmenin güzel bir şey olduğu zehabına katılarak atılıyor:

-Siz yatsıyı sabah namazına yakın kılıp büyük sevap kazanıyormuşsunuz; ben hiç kılmadığıma göre kim bilir nasıl ecir kazanıyorum?

Anchorman

İngilizceden dilimize geçmeye çalışan pek yeni örneklerden biri de anchorman. Okunuşu ise enkırmın. Televizyonda ankırmen, ankorman biçimlerinde telâffuz ediliyor. İngiliz sözlüklerinde çeşitli anlamları bulunan bu kelimenin son anlamlarından biri de “Radyo ve televizyonlarda, gelişmeleri, olayları haber hâline getirip anlatan spiker, nakledici, hikâye edici.” Anlaşılan spiker’den farklı bir sunucu. Derleyip toparlayıp haber hâline getirme işi ağırlıkta; bu işle sorumlu görevli.

Yoğun

“Ne kadar yoğunsun.” (Dillerden düşmeyen şu yoğun kelimesine kulak veriniz. Ne kadar sık kullanılıyor. Sıklıkta neredeyse “yan”i kelimesine ulaşacak. “Hacmine göre ağırlığı çok olan” anlamındaki bu fizik terimi, “kesif” karşılığı olarak da kullanılır. Yoğunluk ise “kesafet”in karşılığıdır. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi “Çok meşgulsünüz, çok işiniz var, işiniz başınızdan aşmış.” gibi çeşitli biçimlerde ifâde edilebilecek bir değerlendirme yalnızca “yoğunsunuz” ile ifâde edilmeye çalışılıyor. Böylece anlatım ve söz dağarcığı daralıyor.

Türkiye Devleti

Bazı siyasî parti mensuplarının zaman zaman Türkiye devleti sözünü kullandıklarını duyuyoruz. Türk devleti mi, Türkiye devleti mi? “Türkiye, devleti ve milletiyle bu güçlüğü yener.” Biçimindeki bir cümlede Türkiye ve devleti bir arada kullanılabilir.
Ancak bu durumda Türkiye sözünden sonra virgül konması gerekir. Yıllardan beri Türk devleti derken şimdi bunun yerine Türkiye devleti demek nereden çıktı?
Türk yerine Türkiyeli demek ne kadar yakışıksızsa, Türk devleti yerine Türkiye devleti de o derece yakışıksız bir ifâdedir.

Ajansa Düşmek

“Haber, ajansımıza geç saatlerde düştü, baskıya son anda veya zor yetiştirdik.” biçiminde, basın dilinde “ajansımıza ulaştı” yerine “ajansımıza düştü” ifâdesine sık sık rastlıyoruz. Tercüme yoluyla dilimize giren bu söz yerine, “ajansımıza ulaştı” dersek, bu söyleyiş Türkçeye çok daha uygun düşer.

Affedersiniz

Arapça kökenli af (<afv) kelimesinin iki ünsüzü var. Biri f, diğeri ise v’dir. İkisi de üst diş, alt dudak sesi olduğu için ilki (f), ikincisini (v) etkiler; v’yi f yapar. Yalın durumda af sözünü çift ünsüzle yazmayız. Ünlü ile başlayan ek aldığında bu çift ünsüz ortaya çıkar: Affını rica ederim, affı yoktur. Bu durum, af kelimesinin etmek ve olmak yardımcı fiilleriyle kullanılması sırasında da görülür: Sizi affedebilir. Böylece suçu affolunur. Ses ve yazı ile ilgili bu bilgileri verdikten sonra söyleyişteki farklı durum üzerinde de kısaca duralım. Özür dilemek amacıyla kullandığımız “affedersiniz” hazır söz kalıbında ise yazılış böyle olmakla birlikte söyleyişte tek (f) kullanılır.

Ne İçersiniz?

“Ne alırsınız?” denildiğinde “Ne satıyorsun?” diye bir soru ile cevap vermek gerekir. Bununla “içmek” veya “yemek” fiilinin yerine neden “almak” fiilinin kullanıldığına dikkat çekmek gerekir. Ne içersiniz?, Ne yersiniz?

Altını Çizmek

Anlatımı daraltan, fakirleştiren ve kısırlaştıran örneklerden biri de altını çizmek deyimidir. Eski tabiriyle dillere pelesenk olan yani dile dolanan, dilden düşmeyen altını çizmek deyimi öteki karşılıklarını, yakın anlamlı biçimlerini dilin dışına itmiştir.

Altını çizmek yeni bir sözdür. Önemle üzerinde durmak, önemle belirtmek, vurgulamak, vurgulayarak belirtmek, dikkati çekmek gibi karşılıkların yerine bugün bir tek bu söz kullanılıyor. Eskiden bu kavram için dilde tebârüz “belirme, görünme” etmek, ehemmiyetle ifâde etmek, nazar-ı ehemmiyete almak gibi karşılıklar vardı. Şimdi anlatımlarımızda altını çizmek ile sınırlı kalmış olmamız insanı düşündürüyor. Ne zamandan beri altını çizmek deyimi kullanılıyor, bu söz Türkçeye, ikinci baskısı 1890’da yayımlanmış olan ve Prof. Dr. Recep Toparlı tarafından gün ışığına çıkarılıp yayımlanan Ahmet Vefik Paşa’nın Lehce-i Osmanî adlı eserinde altını çizmek yer almamıştır. 1900 yılında çıkmış olan Şemsettin Sami’nin Kamus-ı Türkî adlı sözlüğünde de bu söz bulunmamaktadır.

Daha sonraki yıllarda Türk Dil Kurumunca yayımlanmış olan 1974 tarihli Türkçe Sözlük’te de altını çizmek fiiline rastlanmaz. Mustafa Nihat Özön’ün 1967 yılında çıkan Resimli Türk Dili Sözlüğü’nde de bu söz bulunmamaktadır. Anlaşılan altını çizmek deyimi son olarak 20 - 25 yıl içinde yayımlanan Türkçe sözlüklerde ve deyim sözlüklerinde yer almış.

Çeviri eserler, dizi filmler aracılığı ile Türkçeye geçen altını çizmek, TRT dâhil olmak üzere bütün radyo ve televizyonlarda bıktıracak bir biçimde sık kullanılmaktadır. En çok da haber programlarında duyulan altını çizmek bazen bir iki dakikalık haber içinde birkaç kez tekrar edilebiliyor, özellikle devlet adamlarının dilinden düşmüyor.

Herkes kendince önemli olan bir şeyin altını çizip duruyor. Bu durumu, anlatımı zengin kılma, tekrara düşmeme gibi bir kaygının yitirilmiş olmasıyla açıklayabiliriz.

Üst ile alt maddeleri içinde toplanmış olan deyimler anlam açısından ele alınacak olursa, Türkçede, olumlu anlam taşıyan deyimlerin daha çok üst’te toplanmış olduğu görülür. Alt sözü altında kalmak, altından çapanoğlu çıkmak, alt etmek, altını üstüne getirmek, altına yatmak, altını pislemek, altını ıslatmak gibi daha başka deyimlerde görülür. Alt maddesi içindeki sözler daha çok olumsuz, hoş olmayan anlamlarda kullanılmıştır. “Altını çizmek çeviri bir sözdür, öyle ise kullanılmasın” demek istemiyoruz. Bu söz dile girdiğine göre doğal olarak kullanılacaktır. Bizim burada üzerinde durmak istediğimiz konu, anlatımın yalnızca bu sözle sınırlı kalmış olmasıdır.

Aynı kavramı karşılayan vurgulamak, önemle belirtmek, önemle üzerinde durmak, üzerinde hassasiyetle durmak gibi öteki sözlere de yer verilmesi, anlatımın zenginleştirilmesi gerekir. Son dönemlerde kalıplaşmış sözlerle konuşuluyor. Bu tür moda sözler açısından anlatımlar incelenecek olursa, olayın ürkütücü bir boyutta olduğu görülecektir. Bu durumun biraz da rahat konuşamamadan, kelime seçiminde aşırı bir titizlik göstermemekten kaynaklandığını söyleyebiliriz. Zengin bir edebiyâta ve köklü bir dile sahip olan Türkçeyi bu kadar sınırlı bir anlatım içine sıkıştırmak gerçekten haksızlıktır.

Uzunca bir zaman dil ırkçılığı yapılmıştır. Arapça, Farsça diye bin yıldır kullanılan yüzlerce kelime dilden atıldı. Onların boşluğu doldurulamadı. Yerlerini Fransızca, İngilizce kelimeler aldı. Öz Türkçecilik dayatması ile dil fakirleştirildi. Masa başında kelimeler uyduruldu. Fakat uydurma kelimeler tutmadı ve sevilmedi.

http://www.facebook.com/konusmasanati
https://twitter.com/konusmasanati 
w
ww.sirrier.com.tr

YORUM YAZ
TOPLAM 6 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Misafir29 Aralık 2012, Cumartesi 03:47

    harbi çok komikmiş:))

  • - Misafir29 Aralık 2012, Cumartesi 00:57

    "altını çizen"lerin üstünü çizmek lazım aslında :))

  • - Misafir29 Aralık 2012, Cumartesi 00:25

    Harikasınınz hocam

  • - Misafir28 Aralık 2012, Cuma 23:52

    Evet anlattıklarınız acı gerçekler ve korkuyorum ilerisi için .

  • - Misafir28 Aralık 2012, Cuma 16:39

    maşşallah maşşallah ...

  • - Misafir28 Aralık 2012, Cuma 16:11

    Harikasınınz hocam :) Çok güldüm