ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Argo her ülkenin, uydurma dil ülkesizlerin...

Sırrı Er

02 Ocak 2013 Çarşamba 08:35
  • A
  • A

Bu kavramdan hoşlanmıyorum “Popüler” kültür, dilde yozlaşmaya yol açmıştır. Toplumun belirli kesimleri tarafından kullanılan argo kelimeler ve küfür, kitle iletişim araçlarında yer almıştır. Böylece, belirli kesimlerden bütün topluma yayılan dil kirlenmesi başlamıştır. Bu durumun yüzlerce, binlerce örneği vardır.

İsimlerini zikretmek istemediğim bazı televizyon programlarına katılan kadınlar ve erkekler, mal, mülk, para, şöhret uğruna, bütün toplum değerlerini çiğneyen davranışlar, tutumlar, eylemler sergilemektedirler.

Aşağılık, bayağı, pespaye yollarla karşı cinsi etkilemek, rakibin ayağını kaydırmak, kara çalmak, ikiyüzlülük, yalan dolan bu programların içeriğini, topluma aktardığı iletilerin temelini oluşturmaktadır. Ayrıca, programa katılan birkaç erkeğin argo kelimeler kullanması, küfürlü konuşması, bu programların niteliğini kanıtlayan önemli bir göstergedir.

Bu erkekler sürekli olarak erkek olduğunu anlatmaya çalışan “erkekçe” mesajlar vermiş, “şakır şakır” tespih çekerek, “kodummu oturturum, dağıtırım ulan burayı, aklını alırım senin, karı gibi kıvırtmayın” diye küfürlü konuşmaktan çekinmemişlerdir. Orta yaşa yaklaşan, kendini hâlâ genç kız sanan bir kadın, evlenip para ve şöhret kazanma uğruna onur kırıcı, örseleyici konuşmalara boyun eğmiş, “birinci çıkmazsam ve ödülleri almayacaksam seninle niçin evleneyim” sorusuna katlanmak zorunda kalmıştır. Kadın konusunda en deneyimli erkek olduğunu söyleyen kişiyle evlenmek için türlü roller oynamıştır. Bu arada diziler, dili kirletmede programlardan aşağı kalmıyor.

Argo

Argo’nun tarihçesine bakalım, “Argo” kelimesi Fransızca “argot” sözcüğünden dilimize aktarılmıştır.

Fransa’da 1690 yılına kadar hırsızlık yapan insanlar için kullanılan bu kelime bir yıldan sonra: “Toplumda belirli bir altkültüre, gruba, toplum kesimine ait olan, genel dilden ayrılmış, asalak, uydurma, yakıştırma kelimelerden oluşan, dil” karşılığı kullanılmıştır. Bu kelime 1740 yılında, Fransız Akademisi tarafından kabul edilmiştir. Fransız kaynaklarında, “argot” kelimesinin kökenine ilişkin, değişik yorumlar yer almıştır. Kelimenin kökünün eski Yunan efsanesinde yer alan Argo adlı gemiden geldiğini ileri süren yorumlar yanında, bu kelimenin, İtalyanca hırsız dili anlamına gelen “gergo”dan geldiğini ileri süren yorumlar da vardır.

Argo, bir toplumda, içedönük olarak yaşayan, toplumun geri kalan kesimlerinden ayrılmak ya da korunmak isteyen bir grubun, altkültürün, özel kelimelerden oluşturduğu dil olarak tanımlanmıştır. Argonun amacı, dil bağıyla altkültürün sürdürülmesini sağlamak, gizlilik, sır ortamı oluşturarak, altkültürü kuvvetlendirmektir.

Argoda yer alan kelimeler, çoğunluk tarafından anlaşılırsa argo olmaktan çıkar. Konuşulan dilde yer alan, bir kelime konumuna gelir.

Bütün argo kelimeler, yapma dil ya da başka bir deyişle özel dil içinde yer alır. Argo, bir dilin belirli insan grupları, toplum kesimleri, altkültürleri tarafından kullanılan, içinde özel kelimeler, deyimler bulunan biçimidir. Argo konuşanlar, konuşmalarında argo kelime kullananlar, anadillerini belirler ve konuşurlar. Argo anadil içinde, sonradan türetilmiş özel bir dil olup anadil içinde, belirli bir altkültüründen kaynaklanan yardımcı dil, yapma dil olarak düşünülebilir.

Hangi çağda, dilde ve zamanda olursa olsun, argoyu oluşturan kelimeler hırsızlık, dolandırıcılık, yağmacılık, soygunculuk, kavga, dövüş, yaralama, öldürme gibi suç ve şiddet; alkol ve madde kullanımı gibi bireye ve topluma zarar veren davranışlardan, tutumlardan, eylemlerden kaynaklanmıştır. Türkiye’de Osmanlı Devleti döneminde argonun “aşağılık ya da kaba dil” bölümüne eskiden “reziller dili” (lisân-ı erazil) ya da “şaka dili” (lisân-ı hezel) denilirmiş. “Aşağılık ya da kaba dil” argosunu kullananlar, ilgili oldukları altkültürlere göre birbirinden farklı ayaktakımı, külhanbeyi, tulumbacı ağzı oluşturmuşlardır.

Günümüz Türkçesinde “aşağılık ya da kaba dil”in tam karşılığı olarak “kayış dili” deyimi kullanılmakta, kaba çirkin sözler kullanılan dil anlamına gelmekte, Türk Dil Kurumu’nun 1998 yılında basılan Türkçe Sözlüğü’nde yer almaktadır. Aynı sözlükte argoda aldatma, kandırma karşılığı kayışa çekmek deyimine
de yer verilmiştir.

Osmanlı Devleti döneminde, geniş topraklar üzerinde konuşulan dillerden Türkçeye argo olarak girmiş birçok kelime bulunur. İstanbul’da en çok argo konuşulan yerlerin başında: Aksaray, Beşiktaş, Çeşme Meydanı, Galata, Karagümrük, Kasımpaşa, Kumkapı, Tophâne, Üsküdar, Yenikapı yer almıştır. Ferdî ve toplumda yaşanan sıkıntılar, ekonomik, kültürel değişiklikler, felaketler, devrimler, ihtilaller, savaşlar da argo kelimelerde değişime yol açar.

Argo kelimelerin en çok ve yaygın biçimde üretildiği altkültürlerin başında suç dünyası yer almıştır. Başta kabadayılar, maçolar olmak üzere, dolandırıcıların, hırsızların, yankesicilerin, kumarcıların, cezaevinde yatanların, tutukluların, esrar ve uyuşturucu satanların, kaçakçıların, dilencilerin ürettiği argo kelimeler izler. Kışla ve yatılı okulda bulunanlar, başta denizciler olmak üzere, uzun süre toplumdan uzak kalanlar, azınlıklar, göçmenler kendi aralarında, argo ağırlıklı özel bir dil oluşturmuşlardır.

Bunlara ek olarak, özellikle futbol izleyicilerinin, taraftarların, fanatiklerin, barlara gece kulüplerine gidenlerin, satıcıların, şoförlerin, işportacıların geliştirdiği argo kelimeler zamanla günlük konuşmalara yansımıştır. Değişik cemaat, tarîkat, etnik köken, politik ve siyasal görüşü olan toplum kesimlerinde oluşan argo kelimeler de topluma yayılmıştır.

İlâve olarak, küreselleşen iletişim ağı içinde internet, radyo televizyon aracılığı ile iletilen yabancı dilde argo kelimeler ya da bunların Türkçe karşılıkları argo sözlüğünü zenginleştirmiştir. Günümüzde, değişik altkültürlerin argo kelimeleri, kimi radyo ve televizyon sunucularının konuşmaları, köşe yazarlarının yazıları, televizyon dizileri, filmler aracılığı ile toplumun büyük kesimini etkilemiştir.

“Argo, kanundan kaçanların dili, uydurma dil tarihten kaçanların… Argo, korkunun ördüğü duvar, uydurma dil şuursuzluğun… Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement… Argo, yaralı bir vicdanın sesi, uydurma dil hafızasını kaybeden bir neslin… Argo her ülkenin, uydurma dil ülkesizlerin…” Cemil Meriç

Bir fıkra ile yazımızı noktalayalım:

Bir derneğin genel kurul toplantısında üyeler arasında şiddetli tartışma, ağız dalaşı, bağırış çağırış, kavga gürültü oluyormuş. Bir ara dernek başkanı dayanamamış. Ayağa fırlamış. Kendine ve yönetim kuruluna karşı olan üyelere doğru, “Bu toplantıya katılanların yarısı aptal!..” diye bağırmış. Toplantı salonunda kıyamet kopmuş. Üyelerin bir bölümü “sözünü geri al” diye başkanın üzerine yürümüş. Başkan bir süre direnmiş. Ancak baskılara dayanamamış. Kürsüye çıkmış. Mikrofonu eline almış. “Özür diliyorum. Sözümü geri alıyorum. Bu toplantıya katılanların yarısı aptal değil.” demiş.

Söyleyecek yalan bulamayanların başvurduğu son çare gerçektir. Lâedrî



http://www.facebook.com/konusmasanati
https://twitter.com/konusmasanati 
w
ww.sirrier.com.tr

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Bilal Bey:04 Mart 2014, Salı 14:55

    Tek tek cümleleri yorumlar mısınız? Anlatılmak istenen ne?

  • - Misafir03 Ocak 2013, Perşembe 00:32

    Emeğinize sağlık ...
    Sevgiler, Mehtap