ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

"Tanklardan haberim yoktu"

Sadık Yalsızuçanlar

07 Ocak 2013 Pazartesi 15:29
  • A
  • A

 

Başlık, geçtiğimiz günlerde genişleyen 28 Şubat soruşturması kapsamında gözaltına alınan, dönemin Genel kurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya ait. Emekli general şöyle devam ediyor : ‘Darbe yapacak adam tankları gündüz vakti safça yürütür mü?’

Açıklamayı, yine dönemin ve bütün dönemlerin, öncelikle ve özellikle Genel Kurmay mahreçli haber ve söyleşilerinin ‘gazeteci’si Fikret Bila’ya yapmış.

Bizde basının önemli bir kesiminin böylesi bir işlevi-görevi olmuştur.

Demokratik bir sistemde, askeri bürokrasi gerekmedikçe ve askeri-teknik sorunlarla sınırlı olmak üzere nadiren açıklama yapar.

Oysa 28 Şubat’ı ve diğer darbeleri alkışlayan, kışkırtan, kalemini generallerin emrine sokan sözüm ona gazetecilerin böylesi bir işlevi ve uzmanlığı söz konusudur.

Bu ayrı bir eleştiri konusu ve utanç nedenidir.

28 Şubat döneminin baş (askeri) aktörlerinden Karadayı’nın çeşitli sesleri de düşmüştü medyaya. Asıp kesen, tahkir eden, küfreden emekli Paşa, mütehakkim, tepeden bakan ve tehditkar üslubuyla, ‘tanklardan haberi’ olduğunu yeterince ima ediyordu.

Darbe yapacak adam gündüz vakti safça tankları yürütür mü? Yürütür. Yürüttü de. Bunu, herkes kendi ifadeleriyle, ‘post modern bir darbe’ olarak algıladı zaten.

Neyse süregelen bir davayı ilgilendiren beyanlardan kaçınalım.

Ayan beyan olana gelelim.

Türkiye’de 1940’lı yılların ikinci yarısından itibaren ABD’nin, Nato’nun vs.nin kontrolünde kirli ve karanlık bir ‘üst yapı’lanma olduğu artık biliniyor. Bu ‘üst yapı’nın, ülkede neler yaptığı da az çok biliniyor ve giderek daha çok bilinir hale geliyor. Türkiye, darbelerle, askeri vesayetle hesaplaşıyor. Bu uzun, sancılı bir süreç. Hukuki ve insani açıdan duyarlı bir biçimde yürütülmesi gereken bir süreç. Bu da gerçekleşiyor.

28 Şubat kirli ve kanlı sürecinin de heybesinde neler varsa birer birer saçılıyor.

Bu arada bu sürecin sivil baş aktörlerinden, Tamer Korkmaz’ın eğretilemesiyle, ‘Büyücü Baba’sına, Demirel’e sıranın gelmekte olduğu da basın-yayın organlarında telaffuz edilmeye başlandı.

Nitekim geçtiğimiz günlerde, Demirel’in heybesinden çıkanlara ilişkin de birtakım haberler yer aldı basında.

Ezcümle, habere göre, Demirel’in arşivinden fişlemelere ilişkin belgeler çıkmış.

Haberi alıntılıyorum:

‘Cumhurbaşkanlığı Süleyman Demirel Arşivi'nden TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu'na gönderilen belgeler, YAŞ kararıyla ordudan ihraç edilen personelin Genelkurmay Başkanlığı tarafından sivil hayatta takibinin yapıldığı ve takip sonuçlarının fişleme listeleri halinde Cumhurbaşkanlığı'na gönderildiğini ortaya çıkardı.

Meclis'in internet sitesinde yayınanan TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Raporu'nun eklerinde, Cumhurbaşkanlığı'ndan Komisyon'a gönderilen 28 Şubat dönemine ait, bugüne dek gün yüzüne çıkmamış bazı fişleme kayıtları yer aldı.

Bu kayıtların, 'Cumhurbaşkanlığı Süleyman Demirel Arşivi'nden çıktığı da listelerin üzerindeki kaşelerden anlaşılıyor.

Raporun eklerinde yer alan bilgi ve belgelere göre; 'irticai faaliyet ve yaşam biçimi' iddia ve gerekçeleriyle, YAŞ kararıyla ordudan ihraç edilen personelin Genelkurmay Başkanlığı tarafından sivil hayatta takibi yapıldı ve bu takip sonuçları da fişleme listeleri halinde Cumhurbaşkanlığı'na gönderildi.

"Refah Partisi'nce maddi açıdan destekleniyor"

Söz konusu belgelerde, ordudan ihraç edilen personelin adı soyadı, rütbesi ve TSK'dan ilişiğinin kesilmesinden sonra çalıştığı iş yeri hakkında bilgiler yer alıyor.

'YAŞ kararı ile TSK'den atılan ve Refah Partili Belediyelerce İşe alınan Personel Listesi' başlıklı söz konusu belgelerde, bir belediyede veya özel kuruluşta işe girmemiş olanlar için herhangi bir kaynak ve delil belirtilmeksizin 'Refah Partisi'nce maddi açıdan destekleniyor' ifadesi kullanılıyor.

Listelerde, YAŞ kararıyla ordudan atılmış bir 'Albay' için çalıştığı iş yeriyle ilgili 'duyum' ifadesinin kullanılmış olduğu görülüyor.’

28 Şubat dönemindeki fişlemelerin, onu oluşturan ve yargılanmakta olan bazı paşaların olmadığını söylediği Batı Çalışma Grubu’nca yürütüldüğü biliniyor. Bu cuntanın merkezi beyin gibi çalışmış. Valilikler, rektörler ve yerel birliklerdeki komutanların da katılımıyla, merkezden gönderilen ve hiç internete girilmemiş sıfır bilgisayarlara bilgiler girilmiş. Bunlardan disket kopyaları ve kağıt çıktıları alınmış BTG’na, merkeze gönderilmiş. 28 Şubat sürecinde 1,5 milyonu aşkın kişinin fişlendiği söyleniyor. On bini aşkın kişinin öldürülmek için belirlendiği belirtiliyor. Bunlardan 3 bini aşkın kişi öldürülmüş, deniliyor. Hizbullah evleri diye bilinen operasyon kurgulanmış bir film ve cesetlerin bir kısmı o film ile günyüzüne çıkarılıyor. Bazı kuşkulu kazalar var. Kaçırmalar, kaybolmalar vs. Bu kirli sürecin sivil başaktörlerinden Demirel’e sıranın geldiği yazılıp çizildi biliyorsunuz. Bunun bir de medya ve işadamları ayağı var. Görünen o ki oralara da sıra gelecek. Gelmeli de. Türkiye madem bağırsaklarını temizliyor, Temizlik tam olmalı. Bir daha darbeyi zihninden dahi geçirememeli kimse. Türkiye bu pis, aşağılık yaftadan kurtulmalı, insanların kendisini güvende hissedebildiği, demokratik bir ülke olmalı. Kendi kaynaklarını kendisi kullanmalı, üretmeli, insanların yüzü gülmeli. Refah düzeyi artmalı. Yoksulluk azalmalı. Siyaset rant aracı olmaktan çıkmalı. Askerlik, halkın vergilerini kullanarak halkı dövmemeli, sövmemeli. Sen merak etme Paşa! Halk, tankların oradan niçin gündüz vakti dahi olsa yürütüldüğünü iyi biliyor. Gerçeğin görünenden ibaret olmadığını ise çok iyi biliyor. Çünkü halk, görünmeyene inanma konusunda birikimli, deneyimlidir.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.