ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Küçük Sırlar

Sadık Yalsızuçanlar

10 Mart 2011 Perşembe 15:30
  • A
  • A
Kalem Tanrı’nın yarattığı ilk şeydi. Kalem şeydi ve beyaz inciden yapılmıştı. Uzunluğu yerle gök arasındaki mesafeye benziyordu. Sonra o gizli levha yaratıldı. O da beyaz inciden yapılmıştı. Üzeri yakut rengindeydi. Onun da uzunluğu yerle gök arasıydı. Genişliği doğularla batılar arasındaydı. Tanrı’nın katında bir levha vardı, bir yanı yeşil diğer yanı kırmızıydı. Ve kalem bir heybet korkusu bakışıyla O’na baktı ve ikiye yarıldı ve ondan mürekkep damladı. Kalem Tanrı’nın belirsizliğinin ölçülemezliğini kendi belirlemesinin sınırları içinde tutamadı ve onu farklı biçimde ifade etti. Mürekkep külli imkanın yansımasıydı. Bu yansıma, ne ise o biçimiyle doğuşun tek imkanına karşılık geliyordu ve kalem tarafından sonsuz biçimde farklı varoluş imkanlarına dönüştürülüyordu. Külli imkan, gizlerin tümüydü. Harflerin anlamları da buradaydı. O zaman harfler ister Yüce Varlık’a dolayısıyla varlığın dışına ya da Varlık üstü Varlık’a bağlı olarak, ister niteliklere dolayısıyla Varlık’a bağlı olarak anlaşılacaktı. Ancak bu Varlık’ın hem bitişik hem de ayrı olarak ‘bir’ oluşundan başka bir şeydi. Böylece üst harfler, ışıktan yaratılan kalemde yansıdılar. Nurdan yapılmış olan kalem, onların yansılarını kendine aldı ve onları doğmuş, varkılınmış ve kırılmış biçimde yazmak için o heybetle ikiye yarıldı. Sonra İbn Abbas dedi ki, Kalem yarıldı ve kalkış gününe değin ondan mürekkep akacaktır. Ve Allah kaleme ‘yaz’ buyurdu. Kalem, ne yazayım dedi. Allah, yarattıklarımın bilgisini yaz, buyurdu, kıyamete değin olacakların tümünü yaz. Ve kalem ilk olarak, ‘rahmetim herşeyi kuşatır’ cümlesini yazdı. Sonra kalem olanları ve olacakları yazdı. Mutluluğu yazdı, hüznü yazdı, kederi, umudu, unutuşu ve hatırlayışı yazdı. Herşeyi yazdı kalem. Kalem Muhammed’i yazdı, dönüp baktı kendi kendisini yazıyor. Ben kalemim dedi O. Ben kalemim. Evrensel doğumun iki aracını yazdı kalem yani elifi yazdı be’yi yazdı. Be’nin noktası, kalemden düşen mürekkebin ilk damlasıydı. Anlamı esirgeyişti. Kalem bir kez yazıp sonra durmadı. Durmaksızın yazdı. Olan oluyor, geçen gidiyor, giden gelmiyor, kalem yazmaya devam ediyordu. Sonra arş yaratıldı ve levhada yazılan ilk kelimenin, rahmetin gizine erdi.
Sonra kalem toprağı yazdı ateşi ve nuru yazdı. Onlardan suyu yazdı.Sonra toprağın içinden bir sözcük çıkardı, onu adem diye yazdı. Ateşten cin diye bir sözcük çıkardı onu yazdı. Sonra yağmur yazıldı. Yağmurun her damlası bir melekle birlikte yazıldı. Ya toprağa düşüyordu veya denize.
Sonra kalem bu küçük sırlardan sonra, büyük sırları yazmaya başladı.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.