ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Sıfırı çizen başarılı, çeken başarısız…

Şaban Özdemir

28 Nisan 2014 Pazartesi 08:35
  • A
  • A

Başarıyı da başarısızlığı da bu rakam belirler yaşamımızda.

Onun üzerinden değerlendirmelerimizi yapar, başarımızın seviyesini onunla ölçeriz çoğu zaman.

Bugün de öyle yapacağız…

Şimdi bir sıfır düşünmenizi isteyeceğim. Çizenin başarılı, çekeninse başarısız kabul edildiği…

Böyle bir sıfır bulmakta zorluk çekeceğiniz kesin.

Şimdi bu da nereden çıktı?

Böyle bir sıfır da mı var, nasıl oluyor bu diyeceksiniz.

Evet, çizenin başarılı, çekenin başarısız olduğu bir sıfır ( 0 ) var.

Hafta sonu bir olaya şahit oldum. Sıfıra hiç bu yönüyle de bakmamıştım. Çoğu zaman başarısızlık

olarak gördüğümüz ve algıladığımız sıfırın kimi durumlarda başarı olarak da kabul edilebildiğini

gördüm.

Sıfırı tam çizebilenin alkışlandığı ortamda bulundum cumartesi gecesi.

Alkışlar eşliğinde bir de sıfır çekip başarısız kabul edilenleri düşündüm o sıra.

Düşündüm, düşündüm yalnızca düşündüm…

Aslında sıfır eksenin de iki farklı genç profilini değerlendirmeye çalışacağım kısaca.

Aynı yaş aralığında olsalar da yaşamdan beklentileri, zevk ve ilgi alanları bir birinden çok farklı.

Tıpkı sıfıra yükledikleri anlam gibi…

Çocukluk arkadaşımın ısrarı üzerine, arabalara olan ilgisini de ( Biraz da benim ) bildiğimden onu

kırmadım ve götürmek istediği yere gitmek üzere yola çıktık. Gece 23:00 gibi de Pendik sahile vardık.

Yoğun bir duman, ağır lastik kokusu, gaz pedalı takılmışçasına bağıran araçlar ordusu…

Birçoğu modifiyeli.

Onlarca araç ve onları seyretmeye gelen yüzlerce kişi. Baylı, bayanlı… Her cumartesi gecesi ise

toplanıyorlarmış.

Bir çember oluşturmuşlar, ortalarına aldıkları araçların sıfır çizmesini seyrediyorlar hayran, hayran...

Kendi söylemleriyle drift şov yapıyorlar.

Nasıl bir gayret ve hırs görmelisiniz.

Anlıyorum ki araçtan ziyade kişinin performansı da önemli. (En n az araba kadar…)

Çizebilenler alkışlanıyor, başaramayanlar ise sessiz sedasız alandan uzaklaşıyor. (O kadar da gayret

etti insan en azından çıkardığı ses hatırına biraz alkışlar diye geçiriyorum içimden…)

Alkışlananlar bir ara araçtan aşağı iniyor, pantolonun paçasını çekme, üzerini düzeltme bahanesiyle

ama gururla. Göz ucuyla da etrafındaki kalabalığı süzerek inceden inceye…

Televizyonlarda gördüğüm görüntülere ilk kez canlı şahit oluyordum. Şaşkınlık ve heyecanla

seyrediyordum olup bitenleri. Lastik kokusu genzimi yaksa da…

Gözlemde bulundum bir süre.

Rengarenk, aksesuarlarla farklılaştırılmış araçları, yoğun gürültü, duman ve ağır lastik kokusu altında

seyrettim uzun uzun.

Seyrederken de düşündüm yine uzun uzun…

O saatte dizini kırmış, evinde, dershanesinde, okulunda, yurdunda harıl harıl üniversite sınavına

hazırlanan adayları düşündüm.

Düşündüm çünkü buradakilerin çoğu 18-24 yaş aralığında.

Vay dedim kendi kendime…

Biri sıfır çizince başarılı oluyor diğeri ise çekmeyince…

Ne ilginç değil mi?

Hey hayat bu haksızlık değil mi?

sabanozde@gmail.com

twitter/sabanozde 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.