ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Milli ilacımız neden olmasın!

Şaban Özdemir

13 Mayıs 2014 Salı 12:47
  • A
  • A

Her fırsatta dillendiriyoruz.

Gerek Sağlık Bakanlığımız gerek Başbakanımız, ilaçta dışa bağımlılığın önüne geçme adına,

tez elden milli ilaçlarımızın üretilmesi gerektiğinin altını çiziyor fırsat buldukça…

Ülkemizde milli olması istenilen iki şeyden biri aslında ilaç. Bir diğeri ise otomobil…

Öyle görünüyor ki bu ilaçta milli olmaya ramak kaldı. Ancak teşvik ve destekler artırılmalı.

İlaç üretimini istemeyen, desteklemeyen kimi güçler de frenlenmeli…

-----

Evet! Bir 14 Mayıs daha kapıda…

Bu tarih, Türkiye’de Bilimsel eczacılığın başlangıcı olarak kabul edilmesi açısından önemli.

O nedenle de 14 Mayıs Eczacılık Bayramı olarak kutlanıyor.

Türkiye Bilimsel eczacılıkta tam 175 yılını geride bıraktı. Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler

düzenleniyor. Bilimsel toplantılarla yaşanan sorunlar bu haftada dile getiriliyor.

Temennimiz o ki 175. Yıl sorunların dile getirildiği yıl olmaktan biraz daha öte geçerek

Türkiye’nin ilaçta milli olma yılı olur.

Tıbbı teknolojide söz sahibi ülke konumuna gelerek, kendi ilaç ihtiyacımızı karşılar, bölge

ülkelere ilaç ihraç eder hale geliriz. Kendi ilacımızı üretir ve dünyaya sunarız.

-----

Bugün önemli hastalıkların tedavisinde kullanılan yüksek fiyatlı ilaçları ithal ettiğimiz ortada.

Bu ilaçların üretimi için ciddi AR-GE gerekiyor. İnşallah 175. Yıl, gerçek anlamda bilimsel

eczacılığa yol açacak, “ciddi bir sağlık sorunu ortadan kaldıracak yeni bir ilaç keşfi” hedefi ve

vizyonu için bir başlangıç olur.

Ben olacağına inanıyorum. Bu alanda bilim adamlarımız çalışıyor. Ancak destek noktasında

sıkıntı yaşanıyor. Ama olacak…

Türkiye’nin milli ilacı için gayret çok bilim insanı var. Bunlardan biri şizofreni ilacı patentine

sahip olan Prof. Dr. Tayfun Uzbay. Uzbay patent almakla birlikte çalışmalarında baya yol kat

etti. Ancak desteklenmesi gerekiyor…

Uzbay çalışmalarına şuan Üsküdar Üniversitesi’nde devam ediyor. Aynı zamanda Türk

Eczacıları Birliği, Eczacılık Akademisi Bilim Kurulu Üyesi olan Uzbay, Eczacılığın 175.

Yılının Türk eczacılığında yeni ilaç keşfi hedefi ve vizyonu için bir başlangıç temennisiyle

bir bildiri yayınladı. Bildirisinde Uzbay özetle milli ilaç vurgusu yapıyor… Şimdi o bildiriyi

sizinle paylaşıyorum…

TÜRKİYE YENİ BİR İLAÇ KEŞFEDEBİLİR

“Ülkemizde eczacılık eğitiminin başlangıcı Cumhuriyet öncesine kadar uzanır. 14 Mayıs 1839

yılında İstanbul’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de ilk eczacılık sınıfı açılmıştır. Bu tarih aynı

zamanda Türkiye’de bilimsel eczacılığın başlangıcı kabul edilir ve her yıl 14 Mayıs haftası

Eczacılık Haftası olarak kutlanır.

Eczacılık doğrudan ilaç ile ilişkili bir disiplindir. İlaç insanlık tarihi kadar eskidir. Bilimsel

bilgi ve emekle üretilir. İnsan sağlığı için olmazsa olmaz bir üründür. Tarih boyunca yeni

ilaçların keşfedilmesi ve tedaviye girmesi ile insanların yaşam konforu artmış, ortalama insan

ömrü uzamıştır. Penisilinlerin keşfi ve antibiyotikler ile enfeksiyonların tedavi edilmesi 20.

yüzyıl başlarında 40-45 yıl civarında olan insan ömrünü 60-65 yıla çıkarmıştır.

İlk 10 yıllık dönemini çoktan geride bıraktığımız 21. yüzyılda kökten tedavi bekleyen birçok

hastalık söz konusudur. Kanserin yanı sıra, yaşlanan nüfusla görülme sıklığı giderek artan

Alzheimer hastalığı, yaşam boyu görülme sıklığı \%1 olan şizofreni ve giderek artan otizm

hastalığı gibi ciddi beyin hastalıkları da etkili tedavi beklemektedir. Bu nedenle yeni ilaçların

keşfi ve tedaviye girmesine ihtiyaç vardır.

Günümüzde geçerli bilimsel bilgi üretme ve bunu teknolojiye dönüştürme kapasitesi bir

ülkenin en etkili ham maddesi veya zenginlik kaynağı ve uluslararası saygınlık gücüdür.

Bilimsel bilgi bilimsel araştırmalardan elde edilir. Nitelikli bilimsel bilgi yeni bir buluşa işaret

ediyor ve teknolojik bir ürüne dönüşebiliyorsa üreten ülkeye hem saygınlık hem de ekonomik

güç kazandırmaktadır. Ülkelerin bilimsel gelişmişliği ile ekonomik gücü ve saygınlığı

arasında doğrudan ve çok net bir ilişki vardır.

Bilimsel eczacılıktan söz ediyorsak bunun eczacılık mesleğine eleman yetiştirmek, yani

eğitim vermek dışında çok daha önemli bir ayağı da bilimsel araştırma ve geliştirme

faaliyetleri olmak zorundadır. Eczacılığın temel ve vazgeçilmez araştırma geliştirme alanı

kuşkusuz ki ilaçtır. Bilimsel bilginin önemli bir buluş olup olmadığının en önemli göstergesi

patentlenebilme ve sonrasında önemli bir soruna çözüm getiren etkili bir ürüne dönüşme

yeterliliğidir. Günümüz dünyasında kanser, şizofreni, Alzheimer ve otizm gibi önemli

sağlık sorunları için yeni keşifler yapmak, bunların patentini almak ve ürüne yani ilaca

dönüştürebilmek ülkemizdeki “bilimsel eczacılığın” temel hedefi olmalıdır.

Ülkemizde 40’tan fazla eczacılık fakültesi bulunmaktadır. Ülkemizdeki ilaç endüstrisinin

gelişmiş ülkeleri aratmayacak donanımlara ve mekânlara sahip fabrikaları vardır. Birçok ilaç,

hammaddesi temin edilerek dünya ölçütlerinde ülkemizde üretilmekte ve pazarlanmaktadır.

Yine birçok ilacın eşdeğeri de nitelikli bir şekilde üretilmektedir. Türkiye’nin bilimsel alt

yapısı, kaynakları ve yasal düzenlemeleri yeni bir ilaç geliştirmeye engel değil iken, yeni

bir ilaç keşfi yapma ve bunu ürüne dönüştürme vizyonu ne yazık ki yetersizdir. Türkiye’de

bilimsel eczacılık bağlamında üniversiteler ve eczacılık fakülteleri daha çok eğitim, yani

eczacı yetiştirme ile daha çok ilgilidir. Endüstri ise daha çok iyi ilaç imal etme, iyi ilaç

pazarlama, eşdeğer ilaç üretme gibi kuşkusuz önemli, ancak çağın vizyonunun gerisinde kalan

rutinlerle uğraşmaktadır.

Küreselleşme ekseninde ekonomik rekabetin giderek sertleştiği bir dünyada güçlü ve saygın

ülke olmanın yolu nitelikli bilimsel bilgiye sahip olma ve bunu teknolojiye dönüştürme

becerisinden geçtiğine göre üniversitelerimiz ve endüstrimiz yeni moleküller keşfetmeyi ve

bunları tedavide işlevselliği olan ilaçlara dönüştürmeyi hedeflemeli ve bu vizyonla yoluna

devam etmelidir. Sürekli mazeret üretmek yerine böyle bir vizyon ile adım atmaya başlamak

“bilimsel eczacılığa” daha yakışır bir eylem olacaktır. En uzak hedeflere ulaşmak için ilk

yapılması gereken şey ilk adımın atılmasıdır. Türkiye’nin yeni bir ilacı keşfedecek ve bunu

tedaviye sokacak alt yapısı ve potansiyeli vardır.

Bilimsel eczacılığın 175. yılını kutlamaktan gurur duyuyor, 175. yılın gerçek anlamda

bilimsel eczacılığa yol açacak olan, “ciddi bir sağlık sorunu ortadan kaldıracak yeni bir ilaç

keşfi” hedefi ve vizyonu için bir başlangıç olması temennisi ile tüm meslektaşlarımın ve

ilaç alanına emek verenlerin 14 Mayıs eczacılık gününü kutluyorum. Eczacılık eğitimine ve

gelişimine katkı veren değerli hocalarımızdan hayatta olanlara saygılar sunuyor, ahrete intikal

edenleri rahmetle anıyorum.”

sabanozde@gmail.com

twitter/sabanozde 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.