ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Kitaplar motorlardan daha mı değersiz!

Şaban Özdemir

10 Mart 2014 Pazartesi 08:48
  • A
  • A

Kitaplar; kendimi bulduğum, içinde kaybolmaktan zevk aldığım, teslim oldukça huzur

bulduğum yerlerdir. Bir yenisiyle tanışmak için heyecanlandığım canlardır onlar. Can

diyorum çünkü her birinin ruhu, kişiliği, dili var. Stantta, rafta ya da masada olsun ilk bakışta

onlar merhaba der, tebessüm eder sana üstelik de karşılıksız…

Bakışmanın ötesinde temasa geçtiyseniz yeni bir dünyaya yelken açtınız demektir. Alır

götürür sizi, kontrol onda nereye götürürse sürüklenirsiniz oraya…

O nedenle severim kitap fuarlarını. Yenileriyle tanışacak olmaktan dolayı hep heyecanlanırım.

Her birine sahip olamayacağımı bilsem de hasbihal etmeye gayret eder, dokunmaya çalışırım

her birine.

Hafta sonu da öyle yaptım. 2014’ün ilk kitap fuarı Yeşilköy CNR EXPO’yu ziyaret ettim.

Heyecanla girdim içeri. Daha kapının önünde yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu

hissettim aslında. Merkezi konumu, ücretsiz giriş ve otopark imkânı, kolay ulaşımına rağmen

içeride acı gerçekle karşı karşıya kaldım. Cız etti içim.

İstanbul’un merkezinde kurulan fuarda kimsecikler yoktu. “ İn Cin Top Oynuyor” derler

ya öyleydi abartısız yansıyan fotoğraf karesi. Milyonlarca kitap kendine dokunacak bir el

bekleyedururken, o kitapların yazarları dahi ilgisizliğin şaşkınlığı içinde okurlarının yolunu

gözledi fuar süresince.

150’nin üzerinde yayınevinin yer aldığı fuarda kitaplara rahat rahat dokunabilmenin ayrıcalığı

haz verse de bir yanım ilgisizliğin acısıyla yandı, tutuştu o gün…

O acıyla ayrıldım fuardan. Daha doğrusu ayrılmaya çalıştım.

Eşimle bindiğimiz araçla tam 1 saat fuarın otoparkından çıkamadık. Altı üstü 300 metre

mesafelik bir yoldu gitmeye çalıştığımız. Trafiğin stresiyle yolunda gitmeyen bir şeylerin

olduğunu düşünmeye başladım yine.

Çelişki ki ne çelişki! Yine bir sürpriz beklemeye koyuldum içimden. Kimseciklerin

olmadığını gördüğümüz fuardan çıkamıyorduk. İlginç! Aracımızla milim milim

ilerleyebiliyorduk ancak. Eşime bir ara “ İnip yürür müsün ileride ne var ne yok bir bak, kaza

olabilir ” dedim.

İlerledikçe trafiğin nedeni ortaya çıktı. Aynı fuar merkezinin hemen yanı başında “1’inci

Eurasia Moto Bike Expo” fuarı kurulmuş. Motosiklet, bisiklet ve aksesuarlarının sergilendiği

fuar alanı tıklım tıklım. İğne atsanız yere düşmeyecek gibiydi.

Bir tarafta ini cinin top oynadığı kitap fuarı diğer yanda iğne atsanız yere düşmeyecek boyutta

kalabalık motor fuarı. İlginç olduğu kadar düşündürücü değil mi?

Hüzünle ayrıldığım kitap fuarından hemen sonra karşılaştığım bu manzara beni daha da üzdü.

Motor fuarına gidilmesin, motor ve bisikletlere ilgi duyulmasın demiyorum tabiiki. Motor

ve bisiklet camiası, tutkunları alınmasın, kırılmasın lütfen! Serzenişim aynı ilgi ve alakanın

kitaplara gösterilmemesine, okurlara aslında…

Hava gibi, su gibi, yemek gibi günlük hayatımızın bir parçası olmadıkça kitaplar nasıl kültürel

bir gelişmeden bahsedebiliriz ki? Nasıl bilgi çağını yakalayabiliriz, beynimizi ve bedenimizi

nasıl genç tutabiliriz? Yaş ilerlese de zinde bir zihni nasıl mümkün kılabiliriz? Kitapsız bu

mümkün mü varın siz söyleyin…

Bu anlamda önemli bir öğüdü kendisi gibi kral olanlara Çin Kralı verir ve şöyle seslenir:

“Ey yüce krallar, eğer rahat etmek, halkınızı iyi yönetmek istiyorsanız, halkınızı bilgisiz,

cahil tutun. Bilgisizlik erdemdir. Bilgili insan çabuk bozulur, üstelik onu yönetmek de

zordur. Örneklemek gerekirse, cahil insan boş, bilgili insan dolu bir küpe benzer. Boş küp

işinize yarar. İçine turşu, pekmez, su koyarsınız. Oysa dolu küp zaten doludur, hiçbir işinize

yaramaz. İnsanlar da tıpkı böyledir...”

Üzgünüm hem de çok!

Kitap, Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında maalesef 235’inci sırada.

Ülkemizde 1450 kütüphane varken, kahvehane sayısı yaklaşık 600 bin civarında.

Sevinmeyelim hemen. Bu kahvehaneler önceden okumak için buluşulan yer Kıraathane değil

bugün!

Günde ortalama 5 saat televizyon seyrederken kitap okumaya yılda sadece 6 saat

ayırabiliyoruz.

Klasik ülke örneklerini vermeyi sevmem ama kıyas anlamında verilmesinde fayda

görüyorum.

Bir Japon yılda ortalama 25, İsviçreli 10, Fransız 7 kitap okuyor. Bizde ise bir kişi on yılda bir

kitap okuyormuş!

Eeee ne duruyoruz. Hadi motor fuarına…

sabanozde@gmail.com 

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - uğur canbolat:11 Mart 2014, Salı 12:09

  • - Sevda Öktem:10 Mart 2014, Pazartesi 10:35