ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Ulubatlı Hasan'dan sonra Seyit Onbaşı da...

Rahmi Akbaş

27 Aralık 2012 Perşembe 00:18
  • A
  • A

Bugünkü köşe yazımı nasıl meşhur olmaya ayırdım. Bu televizyon, sinemalarda meşhur olmalardan bahsetmiyorum; hani yıllarca uğraşmış akademik ya da bürokratik bir yerlere gelmiş, fakat kimsenin tanımadığı kişilerden bahsediyorum. Bunlar son günlerde popüler olma, gazetelerde görünme şeklinden bahsediyorum.

Bundan bir süre önce, geleceğin tarihçileri sıralamasında ön sıraya oynayan benim de televizyon programına çıkana kadar çok sevdiğim bir akademisyen çıktı ve ‘’Ulubatlı Hasan diye bir şahsiyet yoktur.’’ dedi. Bir anda ortalık ayağa kalktı.

Bugün gazeteler yansıyana göre ise emekli bir deniz Albay, Çanakkale Muharebelerinde, Seyit Onbaşı diye bir şahsiyetin görev yaptığı Mecidiye Tabyası’ndan atılan bir topla Fransız zırhlısı Ocean’ın vurulmadığını, nerden geldiği belli olmayan bir topla vurulduğu belirtilmiştir.

Ben bir tarih uzmanıyım, benimde acil meşhur olmam gerek ve beni sevenlere sesleniyorum; merak buyurmayınız bende bir olay ortaya atar yakında meşhur olurum. Ondan sonra gelsin gazeteler, televizyon programları.

Şimdi gelelim konun özüne, Amerika, hırsız, katil, toplumdan dışlanmış birçok tipi karakter yaparak, onlara roller biçmekte ve bugün dünya sinema-roman piyasasına sunmaktadır. Yani kendi karakterini olumluya çevirip sunmaktadır. Yıllarca kızıldereli düşmanı olan bizler, yok olmaya yakın, aslında doğru olanın kızıldereliler olduğunu öğrendik.

Müslüman Osmanlı toplumunda, her köşe başında hamam, her camisinde tuvalet varken, kilisenin etkisiyle yıkanmayan ve bu yüzden parfümü icat etmek zorunda kalan toplumların filmlerine bakın, güzel giyimli bayanlar, pırıl pırıl saraylar, lüks içinde insanlar. O döneme ait anı yazanlar ise buraların pislikten geçilmediğini yazmaktadır.

Bunlar bunları yaparken, biz hala bu yoktu, şu böyleydi gibi işlerle uğraşmaktayız. Şimdi Sayın Albay’a soruyorum, o mermiyi kim attı? İfadesinde nereden geldiği belli olmayan demektedir.

Şimdi bende şöyle iddia ediyorum. Seyit Onbaşı top mermisini almış, topa koymuş ve ateş ederek bu Fransız zırhlısını vurmuştur. Bunu yukarıdan izleyen bir Alman subay ise Almanya’ya dönünce bunu anlatmış ve olay ondan sonra oraya çıkmıştır.

Sayın Albay, hadi benim doğru söylemediğimi ispatla, hemen belge yok diyeceksin. Aslına bakılırsa bu her şeyi belgeye bağlama olgusu başlı başına bir sorundur. Yıllardır biz Ermenilere, gelin arşivlerimizi açalım dememize rağmen hangisi gelip bir araştırma yapmıştır. Ya da bu olayı bir araştırmaya dayandırıp, bu bir tehcirdir diyenleri, ölümle korkutmadılar mı? Hala bildiklerini okumuyorlar mı?

Ulubatlı Hasan için, yoktur diyen akademisyen beyefendiye şunu sormam gerekir; bu burca çıkıp sancağı oraya asan biri yok mudur?

Tabi ki, birilerinin akademik bir konuyu belgesiz yayınlamasına karşıyım. Ancak, belgesi bulunmayan fakat günümüze kadar gelmiş bir olayı ya da şahsiyeti yok saymakta doğru değildir.

Sonuç olarak, toplum kendi kahramanlarını ortaya çıkartır. Akademisyenin görevi, haksızlığı önlemek ve hakkı haklıya teslim etmektir. Bunu Seyit Çavuş atmamıştır. Peki, kim attı? Valla orasını bilmemem ama o atmamıştır ile bilim olmaz. Bu değil şu ve işte belgesi diyebiliyorsanız o zaman siz haklısınız. O güne kadar kesinlikle ben haklıyım.

YORUM YAZ
TOPLAM 13 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Misafir01 Ocak 2013, Salı 00:37

    tarihi silmeye kallkan kendini bi halt zanneden bilim adamları aslında mason usakları

  • - Misafir31 Aralık 2012, Pazartesi 17:13

  • - Misafir31 Aralık 2012, Pazartesi 09:33

    helal olsun dogru soze ne hacet

  • - Misafir31 Aralık 2012, Pazartesi 08:53

    başka işiniz yoksa

  • - Misafir31 Aralık 2012, Pazartesi 08:25

    yani bir kapak yapmak istesen dünyanın en iyi mühendislerini çağırsan teknoloji harikası o makinalardan ancak bu kadar güzeli yapılabilirdi.

  • - Misafir30 Aralık 2012, Pazar 19:24

    hocam tebrik ederim araştırmalarınızla tarihe ışık tutuyorsunuz.

  • - Misafir30 Aralık 2012, Pazar 18:21

    her akademisyen tarihten anlamaz o albayda firansanin tarihcisi normal görmek lazim firansa tarihinden utandigi icin bir seyler yapmasi gerek buda onlardan biri

  • - Misafir30 Aralık 2012, Pazar 17:18

    Tebrik ederim hocam. Başarılarınızın devamını diliyorum...

  • - Misafir30 Aralık 2012, Pazar 16:53

    hay ağzına sağlık hocam.gerçekten çok doğru yazmışsınız ve hislerimize tercüman olmuşsunuz.

  • - Misafir30 Aralık 2012, Pazar 16:08