ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Yağışlı

YAZARLAR

Türkiye’nin tam bağımsızlık ülküsü ve Ayasofya

Rahmi Akbaş

13 Mayıs 2013 Pazartesi 14:07
  • A
  • A

Bir süredir, İstanbul Ayasofya’nın tekrar camii olarak açılması için, belli gruplar tarafından çalışma yapılmakta ve sivil toplum kuruluşları şeklinde teşkilatlanmaktadırlar. Bu arada bazı okumaktan yoksunlar ise özellikle Mustafa Kemal Paşa ile ilgili ve olumsuz olduğuna karar verdikleri her şeye karşı durmaktadırlar.

Aslına bakarsanız, Ayasofya çoktandır Türk halkının gündeminde olan ve dillendirdiğinde, havanın bozulacağı endişesi ile sesini çıkartmadığı bir durumdur. Peki, Ayasofya hem Türkler, hem Rumlar hem de dünya için ne ifade etmektedir? Ayasofya, herkes için tam bağımsızlığı ve bu toprakların kimin olduğunu ifade etmektedir.

1930’lu yılları bugünden bakarak anlamak çok zordur. Çünkü bu dönemin belgelerine baktığınızda, mantığı zorlayan birçok söz, belge ve gazete haberine rastlarsınız. Bunlardan biri de Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesidir. Her kafadan bir şey söylendiği bir ortamda biz, Başbakanlık Arşivi’nin 030.13.01.02.49.79.6 ve dönemin Başvekâletinin 2/1589 sayılı Kararnamesini ve dönemin gazetelerini kıstas alarak bu konuya değineceğiz.

Ayasofya’nın müze yapılması ile ilgili ilk çalışma aslında 07 Haziran1931 başlar. Bu tarihte The Byzantine Institute Müessesesi Müdürü T. Whittmore'un Ayasofya mozaiklerini meydana çıkarmasına izin verilmesi için bir yazı ile konu gündeme getirilir.

İkinci çalışma ise 14 Kasım 1934 tarihinde, dönemin Maarif Vekâleti tarafından 94041 sayılı tezkere ile olur. Bu tezkerede ‘’Eşsiz bir mimarlık abidesi olan İstanbul’daki Ayasofya Camii’nin tarihi vaziyeti itibariyle müzeye çevrilmesi bütün Şark Âlemini sevindireceği ve insanlığa yeni bir ilim müessesesi kazandıracağı cihetle, bunun müzeye çevrilmesi…’’ denmektedir. Burada zannederim bir ifade hatası vardır; çünkü buranın müzeye çevrilesinde Şark yani Doğu Âlemi neden sevineceği pek anlaşılamamıştır. Acaba yanlışlıkla Garp yani batı yazacağı yerde doğu mu yazılmıştır!

24 Kasım 1934 tarihinde, Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında yapılan İcra Vekilleri toplantısında, Ayasofya’nın müzeye çevrilme nedeni iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Birincisi, burası müze olursa Şark Âlemi çok sevinecek, ikincisi ise buranın tamir, bakım vb. masraflarını kim ödeyecektir. Çünkü düne kadar buranın masrafları Sultanlar ve Halk tarafından belli gelirlerin bağlanması ile ödendiyse de, Sultan gelirleri kaldırıldığından ve halkta kuran okunması için bağış yaptığından, bunların da kesilme ihtimali vardır. Yani buranın camii olarak yaşaması için bir gelir bulunamamıştır.

Peki, müze olunca gelir bulunmuş mudur? Tabi ki bulunmuştur. Kararnamenin son kısmı ve Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilme kararı şu şekilde çıkmıştır. ‘’… Bu iş İcra Vekilleri Heyeti’nce 24/II/934 te görüşülerek, caminin çevresindeki evkafa ait binaların Evkaf Umum Müdürlüğünce yıktırılarak temizlettirilmesi ve diğer binaların istimlak, yıkma ve binanın tamir ve muhafazası masrafları da Maarif Vekilliğince verilmek sureti ile Ayasofya Camiinin müzeye çevrilmesi tasvip ve kabul olunmuştur.’’

Başta Reis-i Cumhur sıfatı ile Kemal Atatürk olmak üzere okuyabildiğim kadarıyla İsmet İnönü/Başvekil, Şükrü Kaya/Dâhiliye ve Hariciye Vekili adına, İktisat Vekili Celal Bayar, Adliye Vekili Şükrü Saraçoğlu gibi isimlerin imzaları bulunmaktadır.

İşte bu kararname ile Ayasofya Camii, müze haline getirilmiştir. Ancak bu kararnamede garip bir durum vardır ki, o da Mustafa Kemal Paşa’nın imzasıdır. O alıştığımız ‘’Atatürk’’ imzasına hiç benzemeyen, kalemle atılmış bir imzadır. Peki, Atatürk’ün diğer imzaları ne ile atılıyordu?

Bu kararnameden sonra gazetelerin küçük sütunlarında, bu kurum haber olmuştur. İlk rastlayabildiğimiz haber, dönemin Zaman Gazetesi’nin 29 Ocak 1935 tarihinde yayınladığı ‘’Ayasofya Bir Şubat’ta Müze Olara(k) Açılıyor’’ haberidir. Haberde ‘’Müzeler İdaresi, Ayasofya Müzesinin biran evvel açılması için faaliyetlerini arttırmıştır. Camide Evkafa ait bütün eşya tamamen kaldırılmış ve halılardan mühim bir kısmı da Edirne’deki Selimiye Camiine gönderilmiştir. Ayasofya’nın içinde ve avlusunda temizlik yapılmaktadır. Temizlik işi bitince, eserlerin nakline ve teşhir gibi teknik işlere başlanacaktır. Ayasofya müzesi, bir Şubat’ta muvakkaten açılacaktır. Bir Şubat’tan sonra müzenin duhuliyesi on bir kuruş olacaktır. Biletlerin basımına başlanmıştır. Ayasofya’ya kaldırılacak eserler arasında askeri müzede bulunan ve Bizans devrine ait iki büyük lahit vardır. Bundan başka Nuriosmaniye Kütüphanesi önündeki büyük lahit ile Zeyrek Camiindeki lahitte Ayasofya’ya kaldırılacaktır. Müzeler İdaresi, Ayasofya’nın bahçesinde hafriyat yapmağa karar vermiştir. Bu hafriyat neticesinde çok kıymetli eserler bulunacağı zannedilmektedir.  Hafriyat iki ay kadar devam edecektir. Hafriyattan sonra bahçenin bir köşesinde ayrıca ‘Arşitektür’ müzesi vücuda getirilecektir.

Ayasofya müze olarak, hiçbir erkân katılımı olmadan sessiz sedasız 01 Şubat 1935’te açılmıştır. İçerisi bom boş bu binada, camii iken bulunan halılar, cami olduğunda ilave edilen bazı kısımlar kaldırılmış sadece mihrap bırakılmıştır.

O dönem gazetesindeki haberin bir kısmı, o dönemi anlatmaya ciddi anlamda yetmektedir. İlgili gazetenin 01 Şubat 1935 tarihli haberinde ‘’… Yalnız mabedin bir aralık ta cami olarak kullanıldığını göstermek için…’’ buyurun, 482 sene camii olarak kalmış bir mabed için ‘’bir aralık’’ diyerek sunan bu zihniyet, nasıl bir zihniyettir.

Bugün Türk ve Müslümanlar Ayasofya’yı Camii olarak istiyorlar da, Rumlar boş mu durmaktadır. 13 Eylül 1948 tarihinde Atina'dan Vasilos Ph. Karamanolis, hükümete bir mektup göndererek ‘’Ayasofya Kilisesi'nin, üzerinde meşru hakkı bulunanlara terkedilerek, kuruluşu maksadına uygun şekilde faydalanılmasına …’’ diyerek imzalı bir mektup göndermiştir.

Buna karşılık 30 Eylül 1950 tarihinde, Kartal-Yunus İstasyon makasçısı Halit Deliyumruk da, Ayasofya'nın camii olarak ibadete açılmasını isteyen bir mektubu dönemin hükümetine iletmiştir.

Ayasofya dün olduğu gibi bu günde bir ülküdür ve bağımsızlığın sembolü olarak görülmektedir.

YORUM YAZ
TOPLAM 8 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - KIYAMET YAKLA$IYOR:26 Nisan 2014, Cumartesi 20:56

  • - düşünce:16 Mayıs 2013, Perşembe 11:29

    cami olarak açılması devletin milletle barışması demektir herkesi mutlu eder gönüllere su serpilir para ile saadet olmaz ama iman ve ibadetle saadet ve mutluluk olur

  • - kimona:14 Mayıs 2013, Salı 19:32

    devletin o muzeden aldigi parayi siz hayatiniz boyunca goremeyeceksiniz.....yaniiii muslumanlik bi kenara para konusurrr PARAAAA...okadar mi akliniza gelmiyorr

  • - cem aktürk:14 Mayıs 2013, Salı 14:49

    siz kimsiniz atamız fatihin emaneti ayasofyayı bizden esirgeyip gavurlara müze diye gezdiriyorsunuz*rabbimin laneti bunu yapanlara ve açmayanların üzerine olsun ramazanı görmesinler inşallah.

  • - KIMONA:14 Mayıs 2013, Salı 14:37

    KUUBRA SEN BI GIT TE ISMINI DEGISTIRR NE DERSINN...

  • - Safa karaca:14 Mayıs 2013, Salı 14:25

  • - kübra:14 Mayıs 2013, Salı 13:48

  • - lşgkhgfğ:13 Mayıs 2013, Pazartesi 20:10

    tarihce güzelde ülkü ve bağımsızlık yazının neresinde