ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Türk silah sanayi ve şakir zümre

Rahmi Akbaş

04 Haziran 2013 Salı 11:59
  • A
  • A

Dünyadaki genel güç kaynaklarına baktığımızda petrol ve silah sanayi ilk iki sırada yer alır. Birincilik konusunda hangisinin ilk sırada yer alacağı ise hep tartışma konusu olmuştur. 16 Haziran 1966’da vefat eden Merhum Şakir Zümre’de silah gücünü Türkiye’ye kazandırmak için mücadele etmiş değerli bir sanayicimizdir.

Mustafa Kemal Paşa, ordunun modernize edilmesi açısından yaptığı ilk çalışmalar 1920’li yıllara dayanmaktadır. Güçlü orduların, modern ordular olduğunu, mekanik araçların gelişmeye başlaması ile güç dengesinin değiştiği ve insan faktörünün yanında, silah gücünün de savaş dengesini değiştirdiğini görmüştür.

Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi Paşa (Çakmak) bu konuda ilk çalışmalarını Milli Mücadele sırasında yapmışlar; Fevzi Paşa’nın akrabası ve Mustafa Kemal Paşa’nın Sofya ataşemiliteri olduğu dönemde tanıştığı dostu Şakir Zümre Beyi bu konuda görevlendirmişlerdir.

1908 yılında Cenevre Hukuk Fakültesini bitiren ve Birinci Dünya Savaşı sırasında Varna Türk Milletvekili olarak Bulgaristan meclisine giren Şakir Bey, Milli Mücadele sırasında, yurt dışından silah, cephane göndererek mücadeleye katkıda bulunmuştur. Milli Mücadele sırasında yerinde üretim için gerekli olan, usta ve teknisyen ihtiyacını da Şakir Zümre tarafından Bulgaristan’dan karşılanmış ve ilk yapılan silah ve mühimmatlar bu usta ve teknisyenlerin öncülüğünde yapılmıştır. Bu amaçla TBMM tarafından Şakir Bey İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

Cumhuriyetin ilanı ile Bulgaristan’dan Türkiye’ye gelen Şakir Bey, Mustafa Kemal Paşa ve dönemin Genelkurmay Başkanı olan Fevzi (Çakmak) Paşa ile bir görüşme yapar; hazırlanan proje Türk Ordusu’nun silah ihtiyacının milli bir silah sanayi ile karşılanmasıdır. Bu amaçla çalışmalara başlayan Şakir Bey, dışarıdan getirttiği ilk uzman kadrosu ile işe başlar. 1930’lu yıllara gelindiğinde ise mühendis, teknisyen ve ustalar tamamen Türk gençlerinden oluşmuştur.

Şakir Bey, Cumhuriyetin ilk yıllarında, Türk Hava, Deniz ve Kara Kuvvetleri’nin silah ve bomba ihtiyaçlarını, Türk Ordusuna ait ‘’İmalat-ı Harbiye Fabrikaları’’ ile müşterek olarak karşılamıştır.

Türk ordusunun Hava Kuvvetleri’nin ilk cephane gereksinimleri, Şakir Zümre Fabrikası tarafından üretilmiştir. Bu bombalara ait kullanma biçimleri Şakir Zümre Fabrikası’nın teknik ekibi tarafından projelendirilerek ‘’tarifnameler’’ hazırlanmış ve 1939 yılında kitap olarak Şakir Zümre tarafından yayımlanmıştır. Türk ordusuna ait İmalat-ı Harbiye Fabrikaları, Şakir Zümre Fabrikası ile müşterek silah üretimi ve revizyonlar da yapmıştır.

Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bombardıman uçaklarının kullandığı ilk bombalar Türk malıdır ve büyük bir bölümü Şakir Zümre Fabrikası’nda üretilmiştir. 100 kg, 300 kg, 500 kg, ve 1 ton .’luk uçak bombaları ve çeşitli yangın bombaları bu fabrikada seri olarak üretilmiştir.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin gereksinimi olan çeşitli boylardaki su bombaları ve cephaneler de fabrikanın seri üretimleri arasındadır. İlk Türk denizaltı su bombaları da bu fabrikada üretilmiştir.

Türk Kara Kuvvetleri’nin gereksinimi olan silah ve cephaneler, eğitim bombaları, işaret ve aydınlatma fişekleri ve bu fişekleri ateşlemeye yarayan silahlar Şakir Zümre Fabrikası’nın en çok ürettiği ürünlerdendir. El bombasından top kamasına ve çeşitli çaplarda kara mayınlarına değin, çeşitli cephaneler, bu fabrikada Türk teknisyen ve ustalar tarafından yapılmıştır.

Şakir Zümre Fabrikası, çeşitli ülkelerden siparişler de almış ve yurt dışına da üretimler yapmıştır. İhracat yaptığı ülkelerden bazıları Yunanistan, Bulgaristan, Polonya ve Mısır’dır. Yunan ordusunun "bomba" gereksinimini karşılamak üzere 1937 yılının Şubat ayında Yunanistan’la yapılan 1,5 milyon liralık "iş sözleşmesi", Türkiye’de büyük bir ekonomik zafer olarak değerlendirilmiş ve gazetelerimizin birinci sayfalarında önemli haberler arasında yer almıştır.

Gazeteler, "Harp Sanayimizin Büyük Bir Zaferi… Yunanistan bizden 1,5 milyon liralık bomba satın alıyor" başlığıyla bildirilen haberde, dönemin Yunanistan Başbakanı General Metaksas’ın şu sözlerine de ver verilmektedir:

‘’Bombaların iyiliğine olduğu kadar, ne bizim tarafımızdan Türkiye’ye ne de Türkiye tarafından bize karşı kullanılmayacağına da itimadımız vardır.’’

Şakir Zümre Fabrikası’nda üretilen uçak bombaları Alman saldırısı karşısında, hava kuvvetlerini güçlendirmek amacıyla Polonya tarafından da satın alınmıştır.

Türk Savunma Sanayi Tarihi’nde önemli ve şerefli bir yere sahip olan bu fabrika, ülkemize çok büyük ve unutulmaz hizmetlerde bulunmuştur.

Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın yokluklarla dolu yıllarında, ordumuzun silah ve cephane gereksinimini karşılayabilmek için yoğun bir biçimde çalıştır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında fabrikada çalışan işçi sayısının 2.000’e çıktığı zamanlar olmuştur. Bu yıllarda fabrikanın en büyük sorunlarından biri, uluslararası ulaşım yollarının kapalı ve abluka altında olması dolayısıyla fabrikanın hammadde, teknik alet ve makine gereksinimlerinin karşılanamamasıydı. İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesi ve Türkiye’ye yapılan Amerikan silah yardımlarından sonra Şakir Zümre Fabrikası savunma sanayi üretimlerine son vermek zorunda kalmıştır.

İsmet İnönü’nün Milli Şef döneminde, elimizden alınan Türk Silah Sanayi Gücü, Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi Çakmak Paşa’nın büyük gayretleri ile oluşturmaya çalıştığı bu güç, maalesef tek tek ortadan kaldırılmıştır.

Şakir Zümre, bu tarihten sonra tarım aletleri, pik malzemeden yapılmış sıhhi tesisat malzemeleri, elektrik kofraları gibi ürünlerle üretimine devam etmiştir. İş Bankası kumbaraları, Şakir Zümre’nin uzun yıllar ürettiği ürünlerden biriydi. Türk özel sektöründe üretilen, mazotla çalışan, 5 beygir gücünde ilk motor da Şakir Zümre Fabrikası’nda üretilmiştir.

‘’Şakir Zümre’’ adını bir marka biçimine getiren ve Türk halkının belleğinde iz bıraktıran ise üretmiş olduğu ünlü Şakir Zümre sobalarıdır. Bu sobalar, Türk halkının sosyal sınıflarının zevk ve gereksinimine göre üretilmişti. Zonguldak, Zümre, Ağaçlı, Alman, Çiftlik ve Köylü modeli bir Şakir Zümre soba klasiğidir. Halk arasında ’’kuzine’’ denilen fırın olarak da kullanılabilen mutfak sobaları en çok ilgi gören modellerdendi.

Fabrika, 1946 Haziranı'nda anonim şirkete dönüştürülmüş, kurucusu Şakir Zümre'nin 16 Haziran 1966’da yaşamını yitirmesinden sonra 1970 yılında kapatılmıştır.

(Kaynak: Dönemin Gazeteleri, köşe yazıları ve makaleler)

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.