ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Sahte belgelerle İstanbul Ayasofya Camii nasıl müzeye çevrildi

Rahmi Akbaş

15 Kasım 2013 Cuma 18:55
  • A
  • A

İstanbul Ayasofya Camii, uzun süredir Müslümanların yüreğine saplanmış bir hançer gibi durmaktadır. Sahte ve Atatürk’ün adı kullanarak 79 yıl önce çıkarılan bir kararname ile müzeye dönüştürülmüş bu vakıf eseri ve Fatih-i Sultan-ı Mehmet’in emaneti, neden hala müze olarak durmaktadır?

Bu konu en hassas konulardan biridir. Bugüne kadar halk tarafından iktidar edilmiş ve kendinden biri olarak gördüğü başbakanlar bile bu konu gündeme geldiğinde yutkunmakta ya da farklı yönde cevaplarla bu konuyu geçiştirmektedirler.

Bir kesim ise İstanbul Ayasofya kapalı iken Türkiye’nin Dar-ül Harp (kâfir bir hükümdarın egemen olduğu yerler) olduğunu ve İslam ülkesi niteliği taşımadığını ifade etmektedirler.

Bu hafta MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması için TBMM'ye bir kanun teklifi vererek, müze yapılması hususunda çıkarılan 07.11.1934 tarihli kararnamenin sahte olduğunu söyledi.

Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı olan Halaçoğlu, "Bugün (7 Kasım günü) Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması için kanun teklifi verdim. Müze yapılması hususunda çıkarılan 07.11.1934 tarihli kararname sahte çıktı. Resmi Gazete'de yayımlanmamış. ‘Atatürk' adı verilmeden onun adı kullanılmış. Bu soyadı verilmeden adı böyle kullanılmış. İbadet yapılırken müze olarak da kullanılmaya devam edebilir. Tıpkı diğer camilerimizin turistlere açık olması gibi. Ayasofya fethin ve hâkimiyetin sembolüdür. Ayasofya bir semboldür. İstanbul'un fethinin sembolüdür. İstanbul ile ilgili ABD ve diğer Avrupa liderlerinin beyanlarını görün, Patrikhanenin kullanmasından korkarsanız hiçbir şey yapamazsınız. Zaten bu durumlara düşmemiz hep bu korku değil mi?" dedi.

Haklı, kendisiyle en son görüştüğümde Başbakanlık Arşivi’nden geldi. Hala bu konularda çalışmaktadır. Peki, bu kararname nasıl bir şeydir. Birincisi Ayasofya ile ilgili tüm belgelerin üzerinde gizlilik kararı vardır ve dışarı verilmemektedir. Allahtan, biz zamanında bu belgelerin hem Osmanlıca hem de Latin harfli olanlarını topladık da şimdi bakabiliyoruz.

Dedim ya çok hassas bir konu. İstanbul neden bu kadar önemli ki Hadislere kadar girmiştir. Neden Roma değil de, İstanbul sorusu hep sorulmuştur. İstanbul’un alınması, batıyı da bitirmiş ve yeniden kendilerine çeki-düzen vermelerine neden olmuştur. İslam Âlemi ise bu sayede üstünlüğünü ve İslam dininin ebedi bir din olduğunu ortaya koymuştur.

Doğudan kopacağız, Batılılaşacağız azmi ile mücadele etmeyi hedef edinen bir grup, 24 Kasım 1934’de T.C. BAŞVEKÂLET Kararlar Müdürlüğünün 2/1589 sayılı Kararnamesi ile Ayasofya, Camii olmaktan çıkartılıp, müzeye çevrilen karara imza atmışlardır. Peki, bunlar kimdir? Birincisi Mustafa Kemal Paşa olayı biliyor, üzerinde çok büyük bir baskı var, bu nedenle imzalamıyor fakat olaya da göz yumuyordu. Çünkü paşanın imzasını bir tarihçi olarak çok rahat her yerde görebiliyorum, ancak Mustafa Kemal Paşanın böyle bir imzasını sadece burada gördüm.
Kararnamedeki imza bu, bu imzanın paşaya ait olduğunu, hiçbir tarihçide kabul etmemektedir. Diğerleri kim? Yani kararname ‘’Eşsiz bir mimarlık sanat abidesi olan İstanbul’daki Ayasofya Camiinin tarihi vaziyeti itibari ile müzeye çevrilmesi bütün Şark Âlemini sevindirecek ve insanlığa yeni bir ilim müessesesi kazandıracağı cihetle bunun müzeye çevrilmesi’’ ni isteyenler kim? 

Birincisi Başvekil ve bu tip olayda her taşın altından çıkan kişi İsmet İNÖNÜ, Adalet Vekili İzmir Mebusu Mehmet Şükrü SARAÇOĞLU, Milli Müdafaa Vekili Diyarbakır Mebusu Aziz Zekai APAYDIN, Dâhiliye Vekili Muğla Mebusu Şükrü KAYA, Bu arada Hariciye Vekili İzmir Mebusu Tevfik Rüştü ARAS olmasına rağmen, ya o tarihte yoktu ya da bu karara imza atmadı tam bilinmiyor, onun yerine de Şükrü Kaya imza atmıştır. Başka, Maliye Vekili Elazığ Mebusu Fuat AĞRALI, Maarif Vekili Aydın Mebusu Zeynel Abidin ÖZMEN, Nafia Vekili Afyon Mebusu Ali ÇETİNKAYA, İktisad Vekili anlı şanlı! İzmir Mebusu Celal BAYAR, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili İstanbul Mebusu Dr. Refik SAYDAM, Gümrük ve İnhisar Vekili İstanbul Mebusu Ali Rana TARHAN ve Ziraat Vekili Kütahya Mebusu Muhlis ERKMEN.

Sonuçta ne olduğu tam anlaşılmadan, Şark yani doğu mutlu olsun! diye Camiinin, müzeye çevrilme kararı alınmış, 01 Şubat 1935’de resmen müze olarak açılmıştır. Peki, açılışta kimler vardı. Devlet erkânı ya da halktan kimse katılmamış, sadece o anda İstanbul’da olan 300 civarındaki Alman turist burayı ilk ziyaret eden olmuştur.

Belli dönemler buranın cami ya da kilise olması için müracaat edenlerde olmuştur. Bunlardan Kartal-Yunus İstasyon makasçısı Halit Deliyumruk'un Ayasofya'nın camii olarak ibadete açılmasını isteyen 30/09/1950 tarihli bir mektupla o dönemin hükümetine başvurmuştur. Ayrıca Atina'dan bir mektup gönderen Vasilos Ph. Karamanolis, ‘’Ayasofya Kilisesi'nin, üzerinde meşru hakkı bulunanlara terkedilerek, kuruluşu maksadına uygun şekilde faydalanılmasına’’ dair imzalı 13/09/1948 tarihli o da bir mektup göndermiştir.

Aslına yukarıda da görüldüğü gibi bir gizli çatışma yaşanmaya devam edecektir. Eğer muradımız tam bağımsızlık ise İstanbul Ayasofya Camii, camii olarak açılmalı ve bağımsızlığımız tüm dünyaya ilan edilmelidir.

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Emre Şahin:17 Kasım 2013, Pazar 23:16