ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Kim Durduracak Bu İslam’ı!

Rahmi Akbaş

23 Ekim 2012 Salı 21:18
  • A
  • A

Avrupa konusunda yazdığımız yazılara bakıldığında, hep bozuk Avrupa ekonomiden söz ettik. Ancak, Avrupa’yı bekleyen bir tehlike daha var ki, bunun çözümü de artık pek kolay görülmemektedir. Bu tehlike hızla Müslüman olan Hıristiyanların durumudur.

Hıristiyan âlemi, elindeki çeşitli verileri, imkânları ve teknolojiyi kullansa da bir türlü istenen sonuca ulaşamamıştır. Bu âlem önce, Müslümanları terörist ilan ederek kötülemeye çalıştı; ancak olmadı. Çeşitli basın ve yayın organları ile İslamafobi’yi yaymaya çalıştı; şu ana kadar bu planlarının da tutmadığını, her ne kadar bir kesim buna inansa da, Müslüman komşusu ile basında yazılanları karşılaştıran Hıristiyan aile, buna da itibar etmedi.

Bu nasıl bir kindir ki, ellerindeki tüm veriler ile saldırsalar da ve en aşağılayıcı durumları sergileseler de, Müslümanlığın önüne geçememektedirler. Örneğin, çizgi filmlere bakın, bahçedeki tuvalet sahnelerinin kapısında hep, İslam’ın simgesi olarak kabul edilen hilali görürsünüz ya da o çizgi filmde eğer kötü bir büyücü varsa şapkasında yine o hilale rastlarsınız. Karikatürlerin Müslüman tipi ise hep kara uzun sakallı, ağzından köpükler saçan bir tip olarak karşımıza çıkar. Peki, sonuç nedir? Şu ana kadar 70.000 Hıristiyan Fransız, Müslümanlığı seçmiştir.

Avrupa Birliği ülkeleri arasında, en fazla Müslüman nüfus Fransa'dadır. Bu ülkede,  din değiştirerek İslam'ı seçenlerin sayısı ise her geçen gün artmaktadır. Fransız İçişleri Bakanlığı verilerine göre ülkede her yıl yaklaşık 4 bin kişi din değiştirerek İslam'ı seçmektedir. Bu oran İslam dinini Fransa'da “en çok seçilen din” haline de getirmiştir.

Özellikle Hıristiyan gençlerin tercih ettiği din değiştirme eyleminin ilk adımının nedenini sosyal yapı olarak görülmektedir. Varoşlara itilmiş, Fransa kültür ve yaşam standardından uzaklaştırılmış gençler, çevresindeki Müslüman arkadaşlarından etkilenmekte ve bu dini kabul etmektedirler. İkinci unsuru ise Paris’te yaşayan Mustafa Kara vermektedir. Sayın Kara, ‘’Bu olayın ilk adımından biri de Müslüman aile düzenidir. Gençler, bizim aile sistemimiz ile kendi aile sistemini karşılaştırmakta ve düzenli Müslüman aile sisteminden etkilenmektedir.’’ Demektedir.

Maslow, insan ihtiyaçlarını sıralarken, belli insan grupları AİDİYET duygusu içinde olur ve bu ihtiyaçtır demiştir. Fransız olamayan varoşun Fransız’ı, komşusu ile aidiyet duygu bağı kurmakta ve sisteme dâhil olmaktadır.

Bir diğer unsur ise bu varoşlardan çıkan ve bugün dünyada adından söz ettiren, özellikle sporcu kesiminin de büyük etkisi vardır. Bunların başında, Fenerbahçe’de futbol oynayan Musa Sow,  Franck Ribery ve Nicolas Anelka ile NBA'de oynayan ilk Fransız basketbolcu unvanına sahip Tarık Abdul-Wahad (eski adıyla Olivier Saint-Jean) gibi isimlerdir. Bu dört sporcunun en ortak özelliği, Müslümanların yoğun yaşadığı varoşlarda doğup büyümüş olmalarıdır.

Fransa'da etnik ve dini baz da sayım yapılamamaktadır. Bu nedenle Fransa’da yaşayan Müslüman sayısı tam olarak bilinmemektedir. Ancak değişik kurum ve kuruluşlar bu sayının 5-6 milyon olduğunu söylemektedir. Hatta daha ileri giden kurumlar doğum oranlarının hesaplayarak, bir gün Fransa’daki Müslüman sayısının, Hıristiyan sayısını da geçeceği yönündedir. Doğum oranı verileri sadece Fransa’da değil, diğer Avrupa ülkelerinde de geçerlidir. Müslüman nüfusun doğum oranının yüksek olması, aradaki makası daraltmaktadır.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.