ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

İşte ‘’19 Mayıs’’ gerçeği

Rahmi Akbaş

18 Mayıs 2013 Cumartesi 07:22
  • A
  • A

Limanda bekleyen vapur, bacasından çıkan dumanlardan dolayı hareket etmek üzere olduğu izlenimi veriyordu. Limandaki yükler arasında bekleyen adam, başını çevirdiğinde ay ışığında parlayan mavi gözleri ile bir anda seçilmişti. Yüklerin arasından hızla çıkarak vapura doğru koştu ve aşağı doğru sarkmış ip merdivene atladı. Sessizce yukarı doğru çıkarken ayda bulutların arasına giriyordu. Vapur, limandan hareket ettiğinde vapurun ismi de okunabildi BANDIRMA!

Bu bize yıllarca Mustafa Kemal Paşa’nın Samsuna doğru gidişi anlatan ciddi yazıların, tarafımdan roman şekline dönüştürülmüş halidir. Yani ben yıllarca Mustafa Kemal Paşa’nın, Samsun’a böyle gittiğini zannettim. Paşayı bize bir roman kahramanı olarak, tek başına ve kaçak olarak bindiği bir vapurla gittiğinin şeklini çizdiler.  

Peki, gerçekler ne idi? Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a nasıl, kimler tarafından ve niçin gitmişti.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı tamamen bir planın sonucudur. Çünkü ilk çıkış amacı, Samsun’daki Rum köylerine, Türklerin baskınını önlemek olarak görülürken, önce bölgedeki diğer Türk teşkilatlanmalarının önlenmesi (yani Anadolu’ya inebilme izini), sonra da, 9. Ordu Müfettişlik kadrosuna atanmasıdır. Verilen izinde ‘’Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine ait vazaif yalnız askeri olmayıp, müfettişliğin ihtiva eylediği mıntıka dahilinde aynı zamanda mülkidir.’’ Yani, gittiği bölgedeki mutasarrıflara da, emir verme yetkisidir. Böyle basit bir ayaklanmanın önlenmesi için hem askeri hem de sivil otoriteye emir verme yetkisi ve çok büyük bir bölge sınırlarında, bunun verilmesi ne ile izah edilebilirdi.

Mustafa Kemal Paşa’ya bu kadar geniş yetkiyi veren kimdir? Sadrazam Damat Ferit Paşa, bugün bile soyu yasaklı bir adam. Hatta birilerinin ifadesi ile vatan hainliğindeki bir numara, nasıl bu yetkiyi verebilmişti? El cevap Vahdettin Han.

1926 yılında, Siirt Mebusu Mahmut Bey ile Halit Rıfkı Atay, Ankara’da çıkan ‘’Hâkimiyet-i Milliye’’ ve İstanbul’daki ‘’Milliyet’’ gazetelerin de yayınlanmak üzere, Mustafa Kemal Paşa’nın hatıralarını almak için, kendini ziyaret ederler. Hatıraların yazım izni ile ziyaretler sıklaşır ve bu şekilde hatıraların yazımı da gerçekleşir. Ancak, bugün olduğu gibi dünde, belli çıkar çevreleri ve kraldan çok kralcılar, bu anıların yayınının durdurulmasını paşadan rica ederler ve 10. Yayında, hatıralar kesilir. Fakat, hatıraların belli kısmı yayınlanmıştı. Buna göre Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a şöyle gitmiştir.

Birincisi paşa, Samsun’a tek başına değil 18 kişiden oluşan bir heyet ile gitmiştir. Reis Miralay Kazım Bey (General Kazım Dirik), Erkan-ı Harp Husrev Bey (Husrev Gerede), Ayıcı Arif (Albay, mebus), Dr. İbrahim Tali Bey, Dr. Refik Bey (Refik Saydam) bunlardan birkaçıydı.

İkincisi Vahdettin Han’ın, Paşayı davet ederek gitmeden önce bir konuşma ihtiyacı duymasıdır. Mustafa Kemal Paşa, anılarında bu daveti şöyle anlatmaktadır ‘’Damat Ferit kabinesini bu perişanlık içinde bırakarak, zat-ı şahaneyi ziyaret etmek üzere Babıâli’den ayrıldım.’’

‘’Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Vahdettin’le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında, dirseğini dayamış olduğu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi’ne doğru açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu: birbirine muvazi hatlar üzerinde düşman zırhlıları! Bordalarındaki toplar sanki Yıldız Sarayı’na doğrulmuş! Manzarayı görmek için oturduğumuz yerlerden başlarımızı sağa sola çevirmek kâfi idi. Vahdettin, hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı:

- Paşa paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettik, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (elini demin bahsettiğim kitabın üstüne bastı ve ilave etti ) tarihe geçmiştir.

O zaman bunun bir tarih kitabı olduğunu anladım. Dikkatle ve sükûnetle dinliyordum:

– Bunları unutun dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, paşa, devleti kurtarabilirsin!

Bu son sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle samimi mi konuşuyor? O vahdettin ki ecnebi hükümetlerin yüzüncü derece aletleri ile temas arayarak, devletini ve saltanatını kurtarmağa çalışıyordu, bütün yaptıklarından pişman mı idi? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat böyle bir tahmin ile başka bahislere girişmeği tehlikeli addettim. Kendisine basit cevaplar verdim:

– Hakkımdaki teveccüh ve itimada arz-ı teşekkür ederim. Elimden gelen hizmette kusur etmeyeceğime emniyet buyurunuz.

– Merak buyurmayın efendimiz, dedim, nokta-i nazar-ı şahanenizi anladım. İrade-i saniyeniz olursa hemen hareket edeceğim ve bana emir buyurduklarınızı bir an unutmayacağım. 

– Muvaffak ol!’’

Aslında Mustafa Kemal Paşa’nın Vahdettin Han ile ilgili düşünceleri olumlu değildir. Ancak, bu konuşma onu şaşırtmış, acaba sorularını gündeme getirmiştir.

Mustafa Kemal Paşa hatıralarına şöyle devam etmiştir:

‘’Hitabı-ı şahanesine mazhar olduktan sonra huzurundan çıktım. Naci Paşa, Padişahın yaveri, fakat benim hocam, derhal benimle buluştu. Elinde ufak muhafaza içinde bir şey tutuyordu.

– Zat-ı Şahanenin ufak bir hatırası. dedi.

Kapağın üzerine Vahdettin’in inisyalleri işlenmiş bir saatti.

 – Peki, teşekkür ederim, dedim. Yaverim aldı.

Sonra, sanki Yıldız Sarayı’ndan çıktığımızı ve hareket etmek üzere olduğumuzu gizlemek, saklamak ister gibi bir ihtiyatla, ayaklarımızın patırtısını işittirmekten korkarak, saraydan uzaklaştık.’’

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a hareket edeceği günleri bu şekilde anlatmaktadır. Yani kaçarak eski bir vapurla değil, izinli, aleni bir şekilde yola çıkmıştır.

Milli Mücadelenin başlangıcı olarak kabul edilen 19 Mayıs 1919 bu süreçle başlamıştır. Başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere, Osmanlının en nadide paşalarının katılımı ile de bu Milli Mücadele kazanılmıştır. Bu mücadele top yekun bir milletin bağımsızlık ülküsüdür.

(Bu konuda daha geniş bilgi için, Falih Rıfkı Atay’ın 1944 Yılında Ankara’da basılan ‘’19 Mayıs’’ adlı kitabına bakabilirsiniz.)

YORUM YAZ
TOPLAM 5 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - turan:21 Mayıs 2013, Salı 02:51

  • - engin:21 Mayıs 2013, Salı 01:15

    Vayhala okullarda öğrendiklerinizle yorum yazıyorsunuz. Dünyadan haberiniz yok, elbet gerçekler bir gün ortaya çıkacak bakalım o zaman ne diyeceksiniz

  • - turan:19 Mayıs 2013, Pazar 22:33

  • - Fbliİ:19 Mayıs 2013, Pazar 22:19

    yalan yalan haber yazma kabul edin artık halieyi padişah olan bu adm hain oldugunu

  • - aslı ağca:19 Mayıs 2013, Pazar 21:29

    hocam emeğinize sağlık