ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

İskilipli Atıf Hoca mezarında artık rahat mıdır

Rahmi Akbaş

04 Mart 2014 Salı 08:32
  • A
  • A

25 Kasım 1925 tarihinde kabul edilen 671 sayılı ‘’Şapka İktisası Hakkında Kanun’’ ile

TBMM üyeleri ve memurlarına başlık olarak şapka giyilmesi zorunluluğu getirilmiş, Türk

halkı da buna aykırı bir davranıştan men edilmişti. Kanun 28 Kasım 1925 tarihinde Resmi

Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Kanunla birlikte bir dramda başlıyordu. Aslında mebuslar, memurlar şapka giyecekti ama

bu, bu kadar basit değildi. Fötr bedeli 80 lira, ekmek ise 5 kuruş apar topar çıkan bu kanunla

bir maaşa denk gelen bu fötr nasıl alınacaktı? Onun da kolayı bulundu ve memurlara avans

verilerek bu sorun çözüldü. (Not: Bu şapkaları ülkemize satan hangi devletler araştırması

devam etmektedir. Çünkü bu tip şapkalar o dönemde ülkemizde üretilmemektedir.)

Bu arada Şapka Kanunu çıkmadan bir buçuk sene önce yazdığı ‘’Frenk Mukallitliği ve

Şapka’’ isimli eseriyle Maarif Vekâleti tarafından takdir alan İskilipli Atıf Hoca, 32 sayfalık

eserinde, şapka mevzuunu eleştirmişti. Takdir, cadı avına dönüştürülmüş, önce bu eser

toplatılırken, Hoca efendi de 7 Aralık 1925’de tutuklanarak Ankara İstiklal Mahkemesine

sevk edildi. Yargılandı ve berat etmesine rağmen, ne olduğu anlaşılmadan 4 Şubat 1926’da

eski meclis binası yakınlarındaki Karaoğlan Çarşısı’nda idam edildi. Yasa 2 ila 6 ay arasında

hapis derken ne olmuştu da asılmıştı?

Bu arada ülkede olaylarda çıkmaya başlamış ve hızla genel bir hal alıyordu. Yasanın kabul

edildiği gün Erzurum’da protesto gösterileri başlamış ve bu ilde TBMM kararı ile sıkıyönetim

ilan ediliyordu. Bu arada tutuklanan 13 kişi ise idama mahkûm edilmişti. 24-25 Kasım’da

Kayseri’de Şeyh Ahmet Efendinin yönlendirmesi ile büyük bir yürüyüş gerçekleştirilmiş,

bu olayda da 300 kişi tutuklanmıştı. Şeyh Ahmet Efendi ve dört arkadaşı bu olayda İstiklal

Mahkemesi kararı ile onlarda idama mahkûm edilmişti. 25 Kasım’da Sivas’ta duvarlara şapka

aleyhinde afiş asıldığı için bütün muhtarlar tutuklanmış, suçsuz olduklarına kani olunanlar

serbest bırakılırken, ulemadan İmam-ı zade Mehmet Necati ve Abdurrahman Efendi idama

mahkûm edilmişti.

Gazeteci Nevzat Çiçek’in araştırmasına göre, Şapka Kanunu'nun çıkmasıyla birlikte Erzurum,

Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve

Gümüşhane'de sert direnişler yaşandı. Asıl vahim olan ise Rize’de yaşanmıştı. Rize’de çıkan

protesto, etkisi bakımından diğerlerinden farklılık arz etmekteydi. Rize’deki isyan sonucunda

kurulan İstiklal Mahkemelerinde, 143 kişi yargılanmış, sanıklardan on dört kişi 15 yıla, yirmi

iki kişi 10 yıla, on dokuz kişi 5 yıla mahkûm edilirken, 8 kişi ise idam cezasına çarptırılarak

idam edilmişti. Bu tarihte Rize’ye bağlı Güneysu İlçesi, Rize’den 13 kilometre uzakta

bulunan bir nahiyeydi. 1925 yılında Güneysu’da başlayan isyanın haberini alan zamanın

Rize Valisi Mehmet Hurşit Bey derhal durumu telgrafla Ankara’ya bildi; Valinin çektiği bu

telgrafın ardından, dönemin en ayakta deniz silahı olan Hamidiye kruvazörü, Rize açıklarına

gelip dağları taşları topa tutu. Bazı anlatımlara göre ise şehir de bombalanır ve ağır zayiat

olur. Olayın ilginç yanı ise Hamidiye kruvazörü dağları topa tuttuğu zaman, Rize’de devam

etmekte olan bir isyan yoktu. Güneysu’dan şehir merkezine yürüyen insanların da çoğu kendi

teslim olmuştu. Teslim olanlar hiç vakit kaybedilmeden İstiklal Mahkemeleri’ne çıkartılır

ve Takrir-i Sükûn Kanunu doğrultusunca yargılanır. Yargılama sonucunda sekiz idam kararı

çıkar, suçsuz birçok insan ise dönemin meşhur hapishanelerinden olan Sinop ve Adana’daki

cezaevlerine gönderdi.

Olayların hepsi çok şiddetli, hatta vahim bir şekilde bastırıldı. Hâlbuki şapka devrimine

direnmenin cezası, kanuna göre üç aya kadar hafif hapisti. Ama o dönemde şapka, İstiklal

Mahkemeleri'nin en önemli maddesi haline getirildi ve şapkaya direndikleri gerekçesiyle,

başta İskilipli Atıf Hoca olmak üzere, Rize'de 8, Maraş'ta 7, Erzurum'da 4, Sivas'ta 3,

İskilip'te 2, Menemen'de 28 ve diğer yerlerle birlikte toplam 78 kişi idam edildi.

1 Mart 2014 tarihinde TBMM’de geçen Demokratikleşme Paketine konulan bir madde ile

Şapka İktisası Hakkında Kanun ile Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunda

yasaklanan eylemler ve yükümlülüklere aykırı davranmayı suç olarak düzenleyen Türk Ceza

Kanununun 222. maddesi yürürlükten kaldırılıyordu. 1925 yılında başlayan bu ucube durum

Sayın Cumhurbaşkanı’nın onayı ve Resmi Gazete de yayınlanması ile sonlanacaktır. Ölenleri

şehit görmemiz gerekirken, bu değişiklikle zannederiz, idam edilenlerin ruhu şad olacaktır. O

günlerde Rize halkının şu serzenişine kulak vermemiz gerekir.

ATMA HAMİDİYE ATMA DİN KARDEŞİYİZ

“Atma Hamidiye atma atma

Din kardeşiyiz bizi yakma

Atma hamidiye atma atma

Taktılar serpuşi kafamıza

Atma Hamidiye atma atma

VERGİMİ VERECEĞUM BİZİ YAKMA

Atma Hamidiye atma atma

SÜRGÜN ETMA bizi yakma “ 

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - m isafir:04 Mart 2014, Salı 13:34

    Allah rahmet etsin.