ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Eskişehir, Kütahya ve Bilecik'in vatansever keçileri

Rahmi Akbaş

04 Eylül 2013 Çarşamba 10:00
  • A
  • A

 

Bu hafta Zaman Gazetesi’nde yazan Sayın Mustafa ARMAĞAN, Milli Mücadele’ye etki eden unsurlardan birini, 1920 Ekim’inde Yunan kralı I. Aleksander’ı ısıran maymunun hikâyesi anlattı. Bu ısırma ve kısa süre sonra ölen kralın kaderi ile Milli Mücadelenin kaderi arasında bir bağlantı kurarak, tarihsel bir noktaya parmak bastı. Gerçektende dünya tarihinde de Türk tarihinde de böyle çok üstünde durulmayan, fakat bir savaşın kaderini etkileyecek olaylar olmuştur. Bunlardan birinide bizim vatansever keçilerimiz yaşatmıştır.

İstanbul’dan kopup Anadolu’nun tam bağrında kurtuluş mücadelesi vermeye başlayan Türk Subayları, çevreden toplayabildikleri irili ufaklı kuvvetlerle Birinci ve İkinci İnönü Muharebelerini kazanırlar.

Bu zaferler, davaya inananların sayısını arttırmış, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen yardımlarla 80.000 kişilik bir ordu kurulmuştur. Albay İsmet (İnönü) Bey’in komutasına verilen bu ordu, onun dâhiyane ve stratejik askeri dehası! sayesinde Eskişehir–Kütahya Muharebelerinde bozguna uğramış ve Eskişehir’in yakınındaki Karacahisar’a ancak 17.000 kadar bir kuvvet çekilebilmiştir.

Durumu haber alan Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi Paşa hemen Eskişehir’e hareket ederler.  Başyaver Salih Bey (Bozok), Eskişehir bozgunu üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın ani olarak oraya gidişini ve oradaki durumu, Paşa’nın emri ile Milli Müdafaa Encümenine şöyle anlatır;

Mustafa Kemal Paşa, Eskişehir’in güneybatısında Karacahisar istasyonundaki Garp Cephesi Karargâhı’na gitti. Önce Cephe kumandanının (İsmet Paşa’nın) moralini düzeltmek istedi ve ona hiç beklenmedik bir şekilde hitap ederek, ‘’Tebrik ederim, tebrik ederim. Deja başarılısın!‘’ diyerek elini sıktı. Onu karargâhtaki odasına götürdü. Orada da bu sözleri tekrar edince kumandan (İsmet Bey) ‘’Ben ne zaman güç durumda kalsam, elimden tutar, beni kaldırırsın! Fakat bu kez durum ağırdır‘’ dedi. Paşa’nın cevabı şu oldu: ‘’İsmet, yaptığın muharebe Eskişehir muharebesi değil, istiklal muharebesidir. Muhakkak muvaffak olacaksın!’’ sonra Harekât Şubesi Müdürü Tevfik Bey’e bazı emirler verdi ve ‘’Bu önlemleri aldıktan sonra Eskişehir’in boşaltılması işlemine başlarsınız‘’ dedi. Mustafa Kemal Paşa’nın not ettirdiği emir şuydu:

     "Dağılan ordu, Eskişehir’in kuzey ve güneyinde toplandıktan sonra Sakarya’nın doğusuna Kadar çekilecektir.‘’[1]

Peki, bizim keçilerin durumu, biraz sabır anlatacağız. Yunan askerleri bizim askerlerin boşalttıkları alanları tek tek ele geçirerek, Ankara yakınındaki en hâkim tepe olan Çal Dağı da alırlar. Mustafa Kemal Paşa Halide Edip Adıvar’ın anlatımı ile karargâhında bir aşağı bir yukarı dolanmakta ve Kızılırmak’ın doğusuna çekilmek için karar verme aşamasındadır. Yunanlılar on gündür büyük bir baskı ile saldırmakta, Türk kuvvetleri ise daha büyük bir mukavemetle karşı koymaktadırlar. Ancak, ordunun dağılma ihtimalide yüksektir.

Aniden, cephenin ön saflarında bulunan Fevzi (Çakmak) Paşa’nın kendisini telefona çağırdığı haber verilir. Karargâhta bulunan Halide Edip Adıvar anlatıyor;

     "Fevzi Paşa, sizi telefonla arıyor efendim dediler. Gece yarısından sonra saat tam iki idi. Mustafa Kemal Paşa, karşıki odada telefon ediyor ben de kapıya dayanmış dinliyorum. Sofa, ayakta dimdik duran zabitlerle doluydu. Herkes bekliyor.

     Mustafa Kemal Konuşuyor:

     Siz misiniz, Paşa hazretleri. Ne? Gün bizim lehimizde mi dediniz? Doğru mu anladım? Ne? Haymana hemen hemen işgal edilmiştir, Ne? Yunanlılar kuvvetlerinin sonuna gelmiş, geri mi çekilecekler? ‘’[2]

Fevzi Paşa ve telefonu her şeyi değiştirmiştir. Halide Edip, ‘’Eğer bazen tesadüfî bir hareket, bir milletin kaderini değiştirebilirse, işte Fevzi Paşa’nın telefonu böyle bir tesadüf olur‘’ diyerek o gecenin nasıl bir kırılma noktası olduğunu ifade etmiştir.

İşte bizim keçiler bu kırılmayı yapan kuvvetlerdir. Yunan ordusu Ankara’ya doğru yaklaştıkça tren hattından uzaklaşmış ve iaşe sorunu başlamıştır. Yiyecek yok, hatta ekmek bile kalmamıştır. Türk ordusunun Eskişehir’den çekilirken Bilecik, Eskişehir ve Kütahya bölge halkının askerimizi doyurmak için cepheye getirdiği keçileri ve davarları geri çekilme esnasında bırakmak zorunda kalmışlar, yiyeceği kalmayan Yunan askerleri de bunları bir güzel yemiştir.[3]

Aylardan Ağustos, hava sıcak eloğluna bu besili keçilerimiz dokunmuş ve ishal yapmıştır. Yunan ordusu ishalden kırılıyor, iki mermi atan soluğu bir çalının ardında alıyor, bakmışlar ki bu böyle olmayacak, Türk ordusunun mermisinden kurtulan ishalden ölecek, işte mukavemetin kırıldığı ve Fevzi Paşa’nın bakın çekilecekler dediği noktada budur. Ekmeksiz ve yaz ortasında yenen bu besili hayvanlar, Yunan ordusunun mukavemetini kırmış ve Türk ordusunun karşı taarruzu ile Sakarya Savaşı kazanılmıştır.

Tabi savaşı bunlara bağlamıyoruz, ancak bizim keçilerinde biraz faydası olmuştur. Böyle bir olay olmuş mudur, inanın ben o günleri yaşayan Dr. Rıza Nur’un dediklerini birazda ben katarak anlattım. Peki, bu keçilerden bizim askerler yemiş midir? Alagöz Köyü’nde yaptığım tespitlerde, bu savaş sırasında ünlü bir komutan ve daha sonra da ünlü bir siyasetçimiz olan kişi, 20 günlük Sakarya Muharebesi sırasında hiç karargâhından çıkmadığı anlatılıyor; bir ihtimal o yemiş olabilir; Ben karışmam.

[1]Kılıç Ali: Kılıç Ali’nin Anıları, s. 146, 147

[2]Halide Edip Adıvar: Türk’ün Ateşle İmtihanı, s. 221

[3]Rıza Nur: Hatıralarım 3, İşaret Yayınları, İstanbul, 1992, s. 209

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - devrim:04 Eylül 2013, Çarşamba 14:56

    sebeplere takılı kalmayın onlar birer perdedir. asıl işi yapan Cenab- Hak tır. onların bir planı varsa ALLAH (CC) da bir planı vardır.