ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Ertuğrul'da Köle Namazı

Rahmi Akbaş

10 Eylül 2012 Pazartesi 16:33
  • A
  • A
Türk tarihi boyunca özellikle iki Ertuğrul vardır ki, Türk tarih sahnesinde yerini almış çok değerli isimlerdir. Bunlardan birincisi Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi Handır. Mezarı kuruluş ve kurtuluşun beşiği olan Söğüt’tedir. Her yıl yapılan ihtifal ile Ertuğrul Gazi yâd edilir.

Bu yıl, 731’cisi düzenlenen Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri, 7, 8, 9 Eylül 2012 tarihinde yapıldı. Atasını ziyaret etmeye çalışan binlerce insan ve Yörükler bu ziyareti yaparak atasına dua etti. Söğüt ve çevresi hem Osmanlının ilk kuruluş yeri olması, hem de kurtuluşun beşiği açısından önemlidir.

Yunan birlikleri İzmir ve çevresine çıktıklarında çok fazla bir direnişle karşılaşmadan 2 ay gibi kısa bir sürede Söğüt önlerine gelmiş; ilk ciddi direniş ise Söğüt-Bozüyük hattında olmuştur. Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri ile direnişini gösteren Ertuğrul’un torunları, kuruluşta olduğu kadar kurtuluşta da önemli rol oynamıştır.

İkinci Ertuğrul ise Ertuğrul Firkateynidir. Ertuğrul Firkateyni, Sultan Abdülaziz döneminde yani 19 Ekim 1863 yılında yapılmış bir gemi olup uzun yıllar Osmanlı Donanmasına hizmet etmiştir.

II. Abdülhamit Han, alternatif ülke konumuna gelmeye başlayan Japonya ile yakın ilişki kurmak ve 1887 yılında Japon İmparatorunun yeğenini İstanbul’a göndermesinin iade-i ziyareti için Ertuğrul Firkateyni ile 607 bazı kaynaklara göre ise 609 kişilik bir temsil heyeti ve mürettebatı, Japonya’ya gönderir.

1889 yılında İstanbul’dan yola çıkan gemi çeşitli doğu limanlarına uğrayarak Japonya’ya gidecektir. Bunu haber alan doğu’daki Müslümanlar o zamanlar işgal altında bulundukları ülkelerin komutanlarına başvurarak gemiyi gezmeyi talep ederler. Öyle ki o zamanlarda ayrılmamış olan Hindistan’a (daha sonra Pakistan, Hindistan, Bangladeş ve Seylan olarak ayrılmıştır.) bağlı, bugünkü adı Sri Lanka olan Seylan’daki 500.000 kişiden 200.000 kişi bu gemiyi ziyaret etmeyi talep etmiştir. Bunu karşılamak mümkün değildir. Ancak, bu izni kopartan Müslümanlar gemiye biner binmez üzerlerinden çıkarttıkları ceket, palto gibi ne varsa yere sermekte ve namaza durmaktadırlar. Birçokları ise gemiye elini, yüzünü sürmektedirler. Askerlerimiz bu duruma şaşırır ve sorarlar, ne yapıyorsunuz? Onlarda bağımsız bir İslam toprağında namaz kılmanın tadını çıkartıyoruz.

İşte Çanakkale’de, Milli Mücadele’de 3- 5 dakika sonra öleceğini bilmesine rağmen cepheden çıkıp şehit olan Müslüman-Türk insanının ölüme atılış nedeni budur. Türk şehidi, Çanakkale’de, Milli Mücadelede son bağımsız İslam ülkesi için mücadele etmiş ve bunu başarmışlardır. Bizlerin bağımsız olabilmesi için, yayılmacı emperyalist güçlere karşı bağrını siper ederek, bizlerin bugünlere ulaşmasını sağlamışlardır. Peki, şimdi biraz düşünün biz bu şehitlerimize ahtı vefamızı yerine getirdik mi?

Getirmedik ise en kısa sürede Çanakkale’de, Bilecik’te yatanları ziyaret ediniz. İnanın oraya yaklaştıkça onların sizi nasıl gülerek karşıladığını görecek ve tüyleriniz diken diken olacaktır. Onları mutlu ediniz, çünkü onların buna hakkı vardır.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.