ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Yağışlı

YAZARLAR

Benim istediğim olursa demokrasi

Rahmi Akbaş

17 Haziran 2013 Pazartesi 00:05
  • A
  • A

Demokrasinin tanımını yapmaya çalışan herkes, kitaplarda yazılanları tekrar ederek tanımlar. Ancak, konuşmaya gelince herkes kendi demokrasi anlayışını sergiler. Yani, bana çıkar sağlayacak sistemler gelirse, benim çıkarımıma, fikrime ve zihniyetime uygun tavır sergileyen varsa ve bu ülkeyi yönetiyorsa o ülkede demokrasi vardır.

Ben aylarca buradan Avrupa’nın zihniyetini yazdım durdum. Son günlerde bir anda ortaya çıkan Gezi Parkı Olayları ve ardından ortaya çıkan gelişmeler, kin, hırs ve gözü dönmüş Avrupa siyasetçilerinin bana hak verir demeçleri, Türk toplumunun, Avrupa Birliğinde işinin olmadığını ortaya koymuştur.

Bugünlerde herkes gündemden dolayı gezi parkını yazmaktadır. Ben bu konuya farklı açıdan bakacağım. Avrupa siyasetçileri kadar, Türkiye içinde de kin, nefret ve gözünü kan bürümüş şekilde dolaşan, ağzından salyalar akıtarak sağa sola sataşan kişiler var. Bu kişiler ki kendilerini sanatçı olarak adlandırıp, demokrat, özgürlükçü olarak da tanımlamaktadırlar. Ancak, bu demokratlık ve özgürlükçülük kendine yontabildiği demokratik ortamlar için geçerlidir. Kendine uymaya, nemalanamadığı sistemlerde, Cellât Ali’nin bile ağzını açık bırakacak eylem ve demeçler vermektedirler.

Böyle biri çıkmış Sayın Başbakanın durumunun, Adnan Menderes’ten daha kötü olacağını dile getirerek sözüm ona gözdağı vermektedir. ‘’Tayyip Erdoğan'ın finali Adnan Menderes'in finali gibi olacaktır. Savaş bizim ve kazandık’’diyen bu kişi,her toplantıda ‘’ben demokratım’’ diyerek ahkâm kesen sen, ne oldu da cellâdı gösteriyorsun. Sen normalde bu işi halk bitirir, bunun sandık tarafı da var neden demiyorsun?

Aslında gezi olayları, birçok gerçeği de ortaya koymuştur. Bu olayların başında, bu gençlere hak verenler, bir süre sonra, kendilerinden nasıl nemalanıldığını anlamışlardır. Anlamayanlar da bir süre sonra anlayacaklardır. Gruplara baktığınızda, ne kadar marjinal parti ne kadar terörist grup varsa bu masum gençlerin arkasına saklanmış, polise taş, demir bilye hatta mermi atıyor. Polis ne yapıyor, o da tazyikli su ve biber gazı kullanıyor; kime, yine masum amaçlar, birazda başbakanın ben yaptım oldu tarzında gördükleri söylemlere tepki gösterenlere, sonuç bugün artık masumiyetleri kalmamış gençler iki baskı arasında eriyor.

Bu eylemlerin bugün masumiyeti kalmamıştır. Bu olaylardan ortaya çıkan birinci ders, bizim, bizden başta dostumuzun olmadığı, ikincisi ise bu halkın artık merhum Menderes dönemindeki halk olmadığıdır. Bu ülkede ne zaman bir gelişme ve ilerleme olsa ya da onların istediği bir eylem gerçekleşmediğinde, öldürülen, zehirlenen, kazaya uğratılan siyasetçileri bilen halk, bu sefer başbakanını bu kazan kaldıran yeniçerilere ve onları dış güç bağlantılarına vermeyecektir. Bu Anadolu halkının, yöneticilerine, liderlerine nasıl sahip çıktıkları da tarihin binlerce sayfasında yazmaktadır.

Bugün, partisi ne olursa olsun, sayın başbakana, bazı yönlerden ne kadar kızılırsa kızılsın, sevelim ya da sevmeyelim, arkasında durma günüdür. Bu başbakana değil, Türk toplumunu yönetme sevdasında olan dünyanın tepesinde oturan ve bu ülkenin kaynaklarını sömürerek yaşamını sürdüren gruplara karşı duruştur. Sandıkta ne yaparsınız, kime oy verirsiniz bilmem ancak seçimlere kadar mutlaka Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ve ekibine sahip çıkmamız gerekmektedir. Bu arada Sayın Devlet BAHÇELİ Beyin, ileriyi gören yapısı ile sömürgeci gruba duruşu içinde minnetle teşekkür ediyorum.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.