ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Avrupa’nın altınları ve ABD krizinin tsunami etkisi

Rahmi Akbaş

26 Ekim 2013 Cumartesi 13:16
  • A
  • A

 

Bir süredir dillendirilen ve artık iyice belirginleşen, ABD’deki mali borç sıkıntısı, çok kötü bir sürece girerken, başta Avrupa olmak üzere dünyanında ciddi sıkıntıya gireceği konuşulmaktadır. Yıllarca tüketimi körükleyerek, belli gruplara para kazandıran zihniyetler, tüketime dayalı büyümenin olmayacağını o kadar bağırmamıza rağmen, ancak şimdi haklı olduğumuz ortaya çıktı.

Küresel sermayenin en büyük oyuncularından olan ABD’nin, olumlu ya da olumsuz yapacağı her türlü hareket bizleri de doğrudan etkileyecektir. ABD’de oluşacak olumsuz bir hava küresel sermaye ilişkisi olan her ülkeyi az ya da çok etkilemektedir. Peki, neden?

Bu nedeni bulmak için önce bir hikâye ile konuya başlamak gerekmektedir. Hikâye şudur:
Hitler Almanya’sı, Avrupa’ya saldırdığında dengeleri değiştirmek ve yenidünya’nın hâkimi olmayı amaçlayan ABD, Avrupa’yı Hitlerden kurtarmak için harekete hazırlanır. Hitler her girdiği ülkenin Merkez Bankalarındaki altınlara saldırmakta ve hazinesine aktarmaktadır. Bunu göre ülkeler, yükledikleri altınları işgale uğramamış diğer Avrupa ülkelerine doğru yola çıkartırlar. ABD bu altınların güvende olmadığı ve Hitlerin eline geçmemesi için Amerika’ya gönderilmesi ve burada saklanmasını önerir. Sıkıntı içerisindeki Avrupa bu öneriyi kabul eder ve altınlar bir gemi ile ABD’ye doğru yola çıkarken, ABD’de General Eisenhower kumandasında 1944 Haziran-Eylül aylarında Avrupa’ya ayak basar.

Buraya kadar hikâye, sonrası ise belgeli gerçektir. II. Dünya Savaşı sonrasında, kambiyo kurlarının dünya ticaretini geliştirici bir sisteme göre saptanması için, yeni yöntemler aranmıştır. (altınları kurtarma çalışması) Yapılan çalışmalar sonucunda Temmuz 1944'te ABD'nin New Hampshire eyaletinin küçük bir beldesi olan Bretton Woods'da toplanan Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı’nda imzalanan "Uluslararası Para Anlaşması" ile uluslararası ödemelerde kullanılacak yeni bir sistem geliştirilmiştir. Doğu Blok’u ülkeler dışındaki 44 ülkeden 730 delegenin katıldığı bu anlaşma ile katılan ülke paraları için sabit kur esası benimsenmiş ve anlaşmaya katılan her ülkenin parasının değerinin, dolar esas alınarak saptanması kabul edilmiştir.

Uluslararası para sisteminin kurallarını belirleyen bu anlaşma sonrası, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) kurulmasına karar vermiştir. Bu kurumlar, 1946'da, yeterli sayıda ülke anlaşmayı imzalayınca faaliyete geçmiştir.
Breton Woods anlaşmasına göre, ABD, kendi merkez bankasında altın rezervlerini muhafaza edecek, diğer ülkeler ise kendi merkez bankalarında dolar bulunduracaklardır. Buna karşılık olarak da kendi milli paralarını çıkartacaklardır.
İkinci Dünya Savaşından önce ülkeler, merkez bankalarındaki altın rezervlerine göre milli paralarını basarken, bu anlaşmadan sonra merkez bankalarında dolar tutacaklar ve bu tuttukları dolara göre milli paralarını çıkartabileceklerdir. Bu arada dolar ile altın arasında da bir parite tespit edilmiştir. Paritenin son değeri ise, bir ONS altının 44 dolar olması biçimindedir. Yani herhangi bir ülke merkez bankası, ABD Merkez Bankasına 44 dolar götürdüğünde bir ONS altın alabilecektir. (ya da almaya çalışacaktır.)

1970’lere gelindiğinde ABD kendi altın stoklarını aşan miktarda doları, dünya piyasalarına sürdü ve dolar büyük ölçüde Avrupa piyasalarında dolaşmaya başladı. Bunu üzerine Avrupa, doları altınla değiştirmek gibi bir yola girdi, daha doğrusu böyle bir tasavvurun içerisinde bulundu. Bunun üzerine ABD, 1970’lerin başında Breton Woods Anlaşması’nı tek taraflı olarak feshetti ve yükümlülüklerinden kurtuldu. Ancak hala Avrupa’da dolar stokları vardı ve dolar stokları ABD ekonomisini tehdit ediyordu.

1971 yılında ABD, dolar karşılığı altın veremeyeceğini anlayınca, 1972-1974 yılları arasında Suudi Arabistan ile petrol anlaşmaları yaptı. Bu anlaşmalara göre Suudi Arabistan petrolü sadece dolar üzerinden satacaktı. Aynı zamanda OPEC ülkeleri de petrolü satışını dolar üzerinden yapacağı garantisini verdi. Suudi kraliyet ailesi yani kral, petrolün işletilmesine onay verdi ve Suudiler ile Amerikalılar arasında ilk birleşme gerçekleşti (ARAMCO). ABD’nin varlığı Suudi yönetimi açısından güvenlik anlamına geliyordu. Petrol dünyasını kontrol eden Araplar ambargoyla birlikte güç dengelerini yeniden yorumlamaya başladı.

Bu şu anlama geliyordu; Suudi kraliyet ailesiyle, kraliyet ailesinin hükümranlığını koruma karşılığında petrolü yalnız dolarla satmaları hususunda bir anlaşma yaptı. Diğer OPEC ülkeleri de bunu takip etti ve petrol karşılığı olarak sadece dolar kabul eder oldular.

Öte yandan 1973’te Arap - İsrail savaşı çıkartıldı ve bunun sonucunda da petrol fiyatları üç dört katına çıktı. Bu durum en çok Avrupa’yı vurdu. Altınlarını almak için dolar tutan Avrupa, elindeki dolar stoklarını petrole harcamak zorunda kaldı. Önce petrol üreten ülkelere geçen dolarlar, daha sonra bu ülkelerin silah alımlarıyla ya da paralarını ABD finans piyasalarında değerlendirmeleri nedeniyle ABD’ye aktarıldı. ABD böylece bu tehditten kurtuldu.
Avrupa’nın gücü, Amerikanın gücü kadardır. Çünkü 1970’ler de Avrupa, ekonomik olarak gelişince, hatta kendi ekonomisinin Amerika’yı aşan bir boyuta ulaştığını fark edince, etkin bir güç meydana getirebileceklerini düşündüler. Bu sırada ABD’nin Avrupa gücünü bertaraf etmek için çabaladığını görüyoruz. Bu ekonomik savaş sürekli devam edecektir. Avrupa bir yere endeksli para bastığı sürece ancak, endekslediği ülkenin gücü kadar gücü olacaktır.
ABD’de bir kriz, önce Avrupa’nın parasının pul olmasına, yani batmasına neden olurken, dolar-petrol ticareti ilişkisi nedeniyle OPEC ülkeleri de ellerindeki dolar stoku ile çökeceklerdir. Kısacası, Dünyanın toplam merkez banka stoklarının \%70’i dolar olduğuna göre, doların çökmesi tüm dünyada tsunami etkisi yapacak ve 1930, 1973 ve 1979 sonrası dördüncü ciddi bunalım bu dönemde yaşanacaktır.
 

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - ilhan durmus:29 Ekim 2013, Salı 19:35

    yaziniz yuzeysel olarak mantik li ancak ingiltereye terazinin hangi kefesine koyuyorsunuz ? ingiltereye yok sayarak bi sonuc cikarmak imkansiz, yoksa ingiltere bu kefeleri tutan parcamidir ?