ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Ah Fransa

Rahmi Akbaş

16 Ocak 2013 Çarşamba 08:20
  • A
  • A

Bu haftanın haber yıldız Fransa olmuştur. Koruması altında yaşayan Kürt kökenli üç kadının hunharca öldürülmesi, sömürgesi Afrika Mali’sinin yardım istemesi, Fransa’yı gündeme taşımıştır.

Avrupa yıllarca, geri kalmış ülkeleri sömürerek ve buraları ‘’Pazar’’ olarak kullanıp bugünlere kadar gelmiştir. Yani, değerli her şey yok pahasına alınıp, ellerindeki demode ürünleri, çok pahasına satarak bugünlere kadar gelinmiştir. Bugün hala Okyanusun ta en ucundaki madenlerde günlük 6 dolara çalışan kişiler vardır.

Sömürge denince en akla gelen ülke Fransa’dır. Bir taraftan çeşitli etnik gruplara hamilik yapıp, insan haklarından bahsederken, diğer taraftan başta Cezayir olmak üzere sömürgeci yapısını sürdürmüştür. Belli bir süre sonra özellikle 60’lı yıllarda artık işgal etmenin masrafının ağırlaştığını görerek, artık bağımsızsınız ancak, şunların kullanma hakkını verin diyerek, sömürüyü çok ucuza getirmiştir.

İşte Mali’deki durum, yani Fransa’nın bu ülkeye asker göndermesinin altında yatan neden de budur. Özellikle uranyum ve diğer değerli madenlerin çıkartım hakkını elinde bulunduran Fransa, havadan sivil, ayrılıkçı demeden bomba yağdırmakta, katliam emarelerini oluşturmaktadır.

Şu soruyu cevap aramamız gerekir. Fransa El-Kaide gibi bir gücü karşısına almasının nedeni nedir? Çünkü bu operasyonlar başlarken, tüm Fransa teyakkuza geçmiş, olabilecek herhangi bir terör eylemi için tedbirler almıştır. Bu grup ise verdiği demeçte, Mali Hükümeti’ne yardım eden ülkelere eylem yapacağını duyurmuştur.

Fransa’nın bu ortamda düştüğü bir ikilem vardır. Birincisi, Türkiye’nin terör örgütü üyesi diyerek ‘’kırmızı Bülten’’ ile aradığı kişilere hamilik eden, devletin en başı ‘’tanırım, görüşüyorduk’’ diyerek, bu kişilerle sahip çıkarken, başka bir ülkeye çoluk çocuk demeden terörist avına çıkmaktadır. Türkiye ise Fransa’ya bunun nasıl bir ikilem olduğunu sormaktadır.

Fransa bunu hep yapmıştır. Milli Mücadele sırasında, Adana’nın işgalinde, hem vurmuş hem de bağırarak Avrupa’yı desteğe çağırmıştır. Birçok Anadolu düşmanı örgütlere destek vererek, düşmanlığını ilan etmiştir. Ancak bizim Anadolu halkı çok farklıdır. İkinci Dünya Savaşı’nda, Hitler’in işgaline uğrayan Fransa, deniz araçlarını kaçırarak saklayabileceği ilk ülkeyi yine Türkiye olarak görmüştür. İskenderun’a kaçan gemilere ve personeline yine kendi fakir olsa da gönlü zengin halk bakmıştır.

Fransa, bu haftanın yıldızı olabilir; ama artık karşısında o ezdiği, silahsız insanları kurşuna dizdiği toplumlar yoktur. Devletler de ağabeylik zordu, dünya barışını o ülkeden ne kadar çıkar sağlarım diye düşünen devletlerin ağabeyliği değil; almadan vermeyi kendine düstur edinen ülkelerin ağabeyliği sağlayacaktır.  

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Misafir16 Ocak 2013, Çarşamba 15:25

    Güzel bir makale.