ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

1993 Miladı mı?

Rahmi Akbaş

08 Ekim 2012 Pazartesi 14:40
  • A
  • A
Bugünlerde merhum Turgut Özal’ın cenazesinin açılarak, Adli Tıpta otopsi yapılması ile gözler bu döneme çevrildi. 1993 yılında vefat eden merhum Cumhurbaşkanına ne hikmetse otopsi yapılması unutulduğundan! bu işlemin yapılması bu güne kalmıştır. Dağda vefat eden bir çobana bile otopsi yapıldığı bir dönemde bunun unutulması 1993’e iyi bakılması gerektiğini ortaya koymuştur.

Türkiye’nin Kurtlar Vadisi dizisine benzer bir dönem geçirdiği 1993 yılı, bu günlerde yine gündeme geldi. 1993 yılı olayları çözülmeden bu ülkede ne Ergenekon ne de diğer çözülmeyi bekleyen olaylar çözülebilir. Bunun da en defans noktası ise aileler olduğunu görüyoruz.

Bu dönemde olan olayları bazı aileler çok istemesine rağmen gücü olmadığı için sonuca ulaşamaz iken, bazı aileler ise nedendir bilinmez; olayın üzerine gitmek istememektedir. Örneğin görüştüğümüz bir ailenin astsubay oğlu, anormal olaylar sonucu görev yaptığı lojmanda intihar etmiş olarak bulunduğu kayıtlara geçerken; aile kesinlikle öldürüldüğü düşünmektedir. Astsubayın ailesi ölüm olayından kısa bir süre önce olan olayları anlattığında, incelenmesi gereken bir olay olduğu görülmektedir.

1993 yılında neler olmuştur.
Bu yıl hem olan olaylar hem de öldürüldüğü düşünülen kişiler açısından çok önemli ve çözülmesi gereken bir dönemdir. İlk olay Ocak ayında Merhum Uğur Mumcu’nun iğrenç bir şekilde düzenlenmiş bir suikasta kurban gitmesidir. Ben Ankara’da cenaze törenini gördüm, binlerce insan bu cenazeye katılırken, yüz binlerce kişide ekranlardan izlemiştir. Olay bekleyen, Ankara’nın yakıp yıkılmasını özleyenlere çok büyük bir insani ders verilmiş ve beklenen olmamıştır.

05 Şubat 1993’te geleceğin en parlak beyinlerden biri kabul edilen ve Merhum Turgut Özal’ın veliahdı olarak görülen Adnan Kahveci ve ailesi, sözüm ona bir kaza sonucu bu dünyadan göçüp gitmişlerdir.

Bu olaydan 12 gün sonra, çok sevilen bir paşamız, Eşref Bitlis Paşa, nedenine çocukların bile güleceği bir nedenle, uçağının buzlanması sonucu uçak düşmüş ve ekibiyle birlikte paşada şehit olmuştur.

Bu arada 17 Nisan 1993’de, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal merhumun vefat ettiği duyuruluyordu.

Mayıs ayı ise ülkeyi yasa boğan bir olay yaşanmış, Bingöl kırsalın da, silahsız 33 askerimiz şehit edilmiştir.
Temmuz ayı ise yine yüreklerimizi yakan bir olay ile başlamıştır. Tarihimize Sivas Katliamı olarak geçen ve toplam 35 kişinin hunharca katledildiği bir gün yaşamıştır. Burada da gizli aktörler amacına ulaşamamış; duyarlı Alevi vatandaşlarımız, bunların istediğini vermemiştir.

04 Kasım 1993’te ise birçok bilgiyi öldürülmesi ile yanında götüren, Binbaşı Cem Ersever’ in ceset’ine ulaşılıyordu. Ankara, Elmadağ'da Ahmet Cem Ersever'in cesedi jandarma tarafından bulundu. Kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülmüştü.

Bizim dikkatimizi çekmeyen daha birçok olay daha olduğu da bir gerçektir. Merhum Turgut Özal’ın vefatına gelecek olursak, bu olayda bu günlerde gün yüzüne çıkma mücadelesi vermektedir.

Merhum Turgut Özal’ın vefat ile bir anda gündem değişmiş, yakın çevresinde zehirlenme şüphesi baş göstermiştir. Bugün tartışılan konu, ailenin bu otopsiyi istemediği yönünde iken aile ise böyle bir karar almadıklarını belirtmeleridir.

Sonuç olarak bu olaylar tek tek bakmak yerine, toplu bir organizasyon olarak bakılmasıdır.
YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Okuyucu ve cevaplayıcı:22 Haziran 2014, Pazar 22:26

    bu yazıyı 2012 yılında müthiş bi kalem şevki ile yazmışsınız ve yıl 2014 müthiş kalem şevkinizi bi kenara bırakıp yazarlıgıda bırakmanızın zamanı gelmedi mi ???