ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

1 Eylül 1939, II. Dünya Savaşı Başlaması ve Savaşın Kazananı

Rahmi Akbaş

01 Eylül 2013 Pazar 23:29
  • A
  • A

 

1 Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’ya saldırması ile başlayan II. Dünya Savaşı, dünyanın temelinde değişime neden olmuş, özellikle de kapitalist sistemi kökten sarsmıştı.

Yakılmış, yıkılmış Avrupa’da varolan dengeler tamamen bozulmuş, Almanya, İtalya ve Japonya’nın ekonomik ve askeri yapısı hemen hemen yok olmuştu. Sadece kaybedenler değil,

Avrupa’nın tümünde askeri ve siyasi yapısı tamamen kaybolmuştu. Örneğin, bu savaştan galip çıkan İngiltere ve Fransa, kazanan devletler olmalarına ragmen, ekonomik ve askeri bakımdan onlarda, Almanya ve İtalya kadar, hatta daha da zayıflamış bir yapıya düşmüştü.

Avrupa’nın emperyalist ve sömürgeci yapının çökmesiyle birlikte dünyanın birçok yerinde küçük, kendi kendine yetmeyen, günümüze kadar ulaşacak süreçte hala sistemini kuramamış, yeni ulus devletler ortaya çıkmıştı.

Bu devletler tek başlarına hareket edemediğinden, her ne kadar resmi olmasa da yine de sömürge ve yarı sömürge şeklinde kalmışlardır. Bazı ülkelerde ise emperyalizme karşı milli kurtuluş mücadele verilmişse de, buralarda ki kazanımlarda bir işe yaramamıştır.

İster sömürenlerin ülkeyi terk etmesi, isterse de milli mücadele ile bağımsızlaşan bu devletler hızla sosyalist sisteme girişmişler, sosyalist ekonomik yapı ise gelişimini dünya çapında arttırmıştır.

II. Dünya Savaşı’nın bitmesi ve toz-dumanın kalkmasıyla, Avrupa’nın nasıl harap olduğu ortaya çıktı. 50 milyondan fazla insan ölmüş, ekonomi yani ana lokomotif olan üretim ise tamamen durmuştu. Bu Avrupa emperyalist ülkelerin aksine ABD, bu savaştan muazzam bir güçle çıkmış, bırakın savaştan etkilenmeyi, askeri, siyasi, ekonomik, teknolojik ve bilimsel alanda müthiş bir büyüme sağlarken, çok büyük bir zenginlik birikimi de oluşturmuştu.

Avrupa’nın yıkılan ve borçlanan yapısına tezat, ABD’nin Avrupa’ya karşı muazzam alacaklı pozisyona geçmesi, bu eski emperyalistlerin tek kurtarıcısı yani para ABD’de idi. ABD, bu kapitalist ülkelerin yardımına koşmaktan bir an bile tereddüt etmedi. Özellikle İngiltere’nin, ABD’ye büyük silah alımlarından dolayı borcu vardı. Yani göbek bağı ta savaşın devam ettiği dönemde oluşturulmuştu.

Patron belli olmaya başlamıştı. Savaşın bitimi ve emperyalist-kapitalist dünyanın patronluğunun tartışmaya açılması bile mümkün görünmüyordu. ABD, savaştan sonra İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya gibi ülkelerin ellerinden çıkan sömürgelerini ve pazarlarını ele geçirmek için yoğun bir çalışma başlattı. Zaten rakibi de kalmamıştı.

1 Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’ya saldırması ile başlayan II. Dünya Savaşı, dünyadaki sömürgeci yapıyı değiştirmese de, patronları değiştirmiş, ABD, Sömürgeci patronluk bayrağını, Amerika kıtasına taşımıştır.

Avrupa’da alternatif bir siyasi yapı olarak ortaya çıkan ve savaş sonrası daha popüler hale gelen sosyalizm, ABD’yi korkutuyordu. Sosyalizmin yayılmasından korkan ABD, 1947’deki bir toplantıda Marshall Planı’nın temellerini atmış ve 1948 yılında Plan resmi olarak yürürlüğe koymuştur.

Bu arada Sosyalizme kaptırılmayacak iki ülke, Yunanistan ve Türkiye’ye, acil yardım adı altında, bir yardım planı düzenlendi. Truman Doktrini adı altında, komünizm ile mücadele için 1948 Ocak’ında bu ülkelere para yardımları başlatılmıştır.

Peki, bu meşhur yardımlar Türkiye için ne ifade ediyordu? Ülkenin ABD’ye bağlanması ve elde avuçta bulunan az miktardaki dövizinde ABD’ye teslim edilmesi ki bu geniş olarak ele alınacaktır.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.