ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Dersim, Kerbela Travması, Özür, Tazminat Hakkı

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

26 Kasım 2011 Cumartesi 20:07
  • A
  • A

İnsanların hayatında travmatik yaşantılar da olduğu gibi toplumların hayatında da travmatik yaşantıların toplumsal davranışları belirleyici etkisi vardır. Kerbela olayı Emeviler’in uzun ömürlü olmamasının en büyük nedeni idi. Hemen sonraki dönem Abbasiler 500 yıl yaşarken Emeviler’in 80 yıllık kısa ömrü anlamlıdır.

Zalim yöneticiliğin ve siyasetin çıkarının girdiği yerde kardeşliklerin kolayca unutulmasının acı örneği o tarihlerde yaşanmıştı. Emeviler’in siyasi otoritesine itiraz eden verilmiş sözlerin tutulmasını isteyen seyyitler topluluğu katledildi. O acının etkisi ile halen Mezopotamya’nın acı çekme kültürünün Muharrem ayında yaşatıldığını biliyoruz.

Aynı biçimde Seyit Rıza Anadolu’daki seyyitlerdendi. Osmanlı zamanında aşireti istenmeyerek de olsa idare edilmişti. Doğru dürüst vergi vermeyen, askere adam göndermeyen ama isyan da etmeyen bu topluluğu Osmanlı özel fermanlarla isyan ettirmeden yönetebiliyordu.

Fakat Cumhuriyet döneminin yukarıdan aşağı modernleşmesine direnen eski alışkanlıklarını terk etmeyen ve Şeyh Sait isyanına karışmayan, ancak isyan etmeyen bu topluluğu o tarihlerin Ergenekonu tahrik etti. Tıpkı Şeyh Sait’in düğününe baskın yapıp isyanı başlatan Menemen’de ne olduğu belirsiz olayları gibi…

O tarihlerin Ergenekon çetesi Said Nursi’yi ve Arvasi’ leri tahrik edip taraftarlarını sokağa dökmeyi başaramamıştı.

6-7 Eylül azınlık katliamı, 12 Eylül öncesi Maraş, Çorum olayları, 27 Mayıs Hürriyet meydanında Üniversiteli Turan Emeksiz’in öldürülmesi olayları gibi faili meçhul olaylarla halk tahrik edilerek olaylar başlatılıyor ve sonra “En kötü olasılıklı senaryoya göre hazırlanmış harekat planı” uygulamaya geçiyordu.

En kötü olasılıklı senaryo olarak hazırlanmış Balyoz planının ayrıntıları incelendiğinde Adapazarı, İzmit ve Fatih camii olayları ve arkasından isyana müdahale senaryoları ne kadar birbirine benziyor.

Osmanlı döneminde Yavuz Selim Doğu Anadolu’da benzer katliam yapmak istiyor fakat tarihçilere göre Şeyhülislam’ın fetva vermediği Dersim benzeri kıyımın gerçekleşmediği biliniyor. Çünkü Osmanlı dönemi hukuk içinde kalarak asayişi sağlamayı esas almıştı.

Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarında “Devletin ali menfaati için hukuku rafa kaldırarak” isyanlara müdahale olağan bir durumdu.

Bu uygulamalar toplumsal yara oluşturuyordu. Mamafih Sayın Başbakan’ın açıkladığı belgede şu cümlelerin satır aralarını iyi okumak gerekiyor.

“Dersim gittikçe Kürtleşiyor, mefkureleşiyor, tehlike büyüyor. Seyit Rıza'nın hükümete karşı takındığı vaziyetten kendisine husumetleri hasabile müteessir olan bazı aşairin hissiyatının da istifadeye çalışılacaktır.

Dersim, Hükümeti Cumhuriye için bir çibandır. Bu çiban üzerinde kat'i bir ameliye yapmak ve ihtimalatı elimeyi önlemek, selameti memleket namına farzı ayindir…”


1-Bazı aşiretlerin hissiyatından istifade eden o tarihin provakosyanları nelerdi?

2-Dersim’in Türkleşmeye direnmesinin suç sayılması dikkat çekiyor.

3-Çıban’a müdahale eder gibi düşünülüp ameliyat-ı cerrahiye çözüm olarak sunuluyor.

Muhtemelen Seyit Rıza İstiklal savaşını desteklemiş birisi olarak böyle bir oyuna geleceğini hiç düşünememişti.

Sonuçta o bölge insanının unutamayacağı acılar ve kayıplar yaşandı. Anlatılar halinde bugüne geldi hatta yanılmıyorsam yönetmenliğini Özgür Fındık’ın yaptığı ‘Kara Vagon/38 Dersim Sürgünleri’ adlı bir belgesel de yapıldı.

Çözülmemiş travmaların çözülmüş travma haline gelmesi için hem mantıksal hem de duygusal çözümlenmesi gerekmektedir.

Travmalarda yüzleşme ile gerçek ortaya çıktıktan sonra dört türlü tepki çözümlemeyi sağlar.
1-İntikamın alınması,
2-Kurban ve mağdurun kusurluyu affetmesi,
3-Kusurlu tarafın özür dilemesi,
4-İntikamın kader mahkemesine havale edilmesi.

Güneydoğu’da ve Dersim’de teröristin çok yetişmesinde çözülmemiş travmanın büyük rolü vardı tarihi gerçekler konuşulamıyor dolaylı psikodinamik işliyor, öfke farklı ifade ediliyor, acılar sürüyordu.

Başbakan ileri bir tavırla kanayan travmaya özür ilacını uyguladı.Gerçeklerle yüzleşip özür dilemek nefreti artırmaz tam tersi bağışlamayı sağlayarak düşmanlığı azaltır. Yarayı yanlış tedavi eden uzva zarar veren hekim bedelini ödemeli veya affedilmeyi beklemeliydi.

Özür dileyen tarafın özürün kabulü için kan parası vermesi de gelenek haline gelmiştir.Dersim kurbanları kuru özürle yetinmeden mahkeme yolu ile en azından tazminat davaları açabilirler mi?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde davalar şimdiden kazanılmış olarak düşünülemez mi?
ntarhan@gmail.com
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.