ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Bir İnsan Neden Terörist Olur, Güneydoğu'da Ilımlı İslam Bölgesel Değer mi?

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

20 Eylül 2011 Salı 11:42
  • A
  • A
PKK-MİT görüşmeleri tartışılırken veya uluslararası gizli servislerin taktikleri ile vakit geçirilirken terör olaylarının bitirilmemesine bir de bu gözden bakmalıyız.
İngiltere ve İspanya’nın hangi yolla terörü minimize ettiği tekrar tekrar incelenmelidir. MİT veya devlet kurumları terörü önlemeye çalışırken bölgesel değerleri yeterince göz önüne alıyor mu? Maalesef hayır. Güneydoğu’nun genç kuşağının ve Cumhuriyeti kuran değerleri yitirmiş kişilerinin milli aidiyet ve sadakat duygularının zayıflamasının nedenlerini göz önüne almak önemli mi? İncelemeliyiz.

Terörist kişiler incelendiğinde hemen hemen hepsinin terör kurbanı olduğu görülmüştür. Kişisel güvenliklerine olan inancı bozulmuş gelecekle ilgili ümit duygusu zayıflamış, hayatını koruma ile ilgili ilkel inancı ihlal edilmiş kişilerin kolayca terörist oldukları görülmektedir. Terörist kurban bu kişilerde gelecekteki kayıp konusunda bir kaygı yaşarlar. Pasif kalmalarının kurban olma durumunu sürdüreceklerine dair inanç pekişir. Kendisine gelecek tehdidini azaltacak her harekete katılmaya hazırdır.
Genellikle 17-23 yaş arası gençlik döneminde kişisel kimlik sorunları yaşayan gençler teröristler için potansiyel adaylardır. Teröristlerin ruh hali incelendiğinde çoğu defa ebeveynleri tarafından dövüldükleri veya tacize uğradıkları ve kişisel sınırlarının ihlal edilme yoluyla kişisel kimlik duygularının zarar görmesi dikkati çeker.

Rclark (1983)’e gore İspanya’nın Bask ayrılıkçı terör örgütü ETA üzerinde yapılan bir çalışmada teröristlerin çoğunun Bask-İspanyol karışımı melezler olduğu, Baskların nüfusu % 8 olduğu halde onların oranı % 40 olduğu ifade edildi. Bu melezlere toplum tarafından dışlanma uygulandığı, küfür edildiği, aidiyet duygularının zarar gördüğü bu araştırmada çıkan bir sonuçtu. Böylece toplum dışı edilmiş ayrımcılığa maruz kalmış kişiler ait oldukları etnik gruba gerçekten ait olduklarını göstermek için giriyorlardı. Ayrımcılık yapıldı duygusu ana etken olmuştu. (Kaynak: Toplum Psikolojisi, Timaş Yayınları, Nevzat Tarhan)
Terörist kişiler nadiren ruhsal olarak hastadırlar. Çoğu stratejik planlama yeteneğine sahip, zeki insanlardır. Yaralanmış kişisel kimlikleri, grup kimlikleri ve milli kimlikleri, dini kimliklerini onarmak isterler. Bu başarısızlık ve yaralanmışlık duygusu şiddeti idealize etmeye yönlendirir. Eğer birincil kimlikleri, grup kimliği ise bu kişiler kolaylıkla canlı bomba olurlar. Böylece vicdanlarından iç izin çıkmış olur. Kaybolmuş ve yaralanmış grup kimliğini ikame etmek için terörist gruba sıkıca bağlanırlar.

Güneydoğu’da da İslamiyetin ılımlı yorumuna sahip çıkılmalı…
Kimler canlı bomba olmaya aday? İncelediğimizde 17-23 yaşları arasındaki genç bekar erkekler, ergenlik geçişinin kimlik krizini yaşarlarken potansiyel adaylar olduğu anlaşılır. Kimlik krizi içindeki genç ailelere karşı çıkma eğilimleri olduğu dönemde eğer etnik çatışmadan dayak yemişse, ailelerinden, sevdiklerinden, birisini kaybetmişse potansiyel adaydır. Güneydoğu’da terör mağduru olmayan aile yok denilecek kadar azdır.

Politik güçler şiddet ve ayrımcılık uyguladıkça korku duygusu artar, ümit duygusu azalır, intikam ateşi alevlenir. Mezopotamya insanında var olan acı çekme, şehit olma, öç alma, şiddeti sorun çözmede yöntem olarak kullanma kültürüne intihar kültürü eklenerek dünyanın geleceği tehlikeye atılır.Bu nedenle temel insan hakkı olan anadilini konuşma ve öğrenme hakkı hiç pazarlığa tabi olmadan verilmelidir.

11 Eylül 2001 sonrası insanlık kaygısı taşıyan batı düşünürleri İslamiyetin ılımlı yorumunu ön plana çıkarmaya başladılar.

Sayın Başbakan’ın Kuzey Afrika ülkelerini ziyaret etmesi ve orada verdiği demokrasi ve İslamiyetin birbirleri ile doku uyuşmazlığı göstermediği mesajı dünyanın gidişine ve ihtiyacına da uygun olmuştu.

Politik güçler çok önemli bölgesel değer olan dinin ılımlı yorumuna sahip çıkmalı. 11 Eylül sonrası ‘Öfke ve Gurur’ adlı eseri ile Batı’yı İslâm dünyasına karşı kışkırtan Oriana Fallaci’ye sahip çıkan dünya basını yanlış yapıyordu. ‘Korku ve Küstahlık’ diye bu görüşe reddiye yazan Prof. Franco Cordini’yi dikkate almalıydı.
Güneydoğu’da bölgesel değer olan dini değerlere neden sahip çıkılmadığını hep merak etmişimdir.Hatta seçim öncesi Hakkari Yüksekova’da Mustazaf-Der (Türkçe karşılığı ezilmişler derneği) isimli geniş tabanı olan dindar Kürt kökenli vatandaşlarımızdan bir imam öldürüldü. Bilinçli davranan ilgili geniş tabanı şiddet tepkisi vermedi. Siyasette aday çıkarmayarak mesafeli duran fakat 12 Eylül halk oylamasında evet ama yetmez diyen bu dernek de dikkate alınmalıdır.

İslamiyeti ılımlı yorumlayan Kürt kökenli vatandaşlarımızı da devletin muhatap alması sunduğu seçenekleri ciddiye alması gerekmez mi?

ntarhan@gmail.com
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.