ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Küçük uyarı, büyük ders

Ömer Baba'nın Gündemi

06 Ağustos 2013 Salı 16:14
  • A
  • A

Bir adam çölde yolunu kaybetti. Sıcaktan ve susuzluktan dudakları çatladı. Ayakları artık kendisini taşımıyordu. Birkaç kez düştü ve zorlukla yerinden kalkabildi. Önündeki tümseği aşınca gözüne bir ağaç göründü. Önce, ‘Acaba serap mı görüyorum?’ diye düşündü. Gözlerini birkaç kez sildikten sonra serap olmadığını anladı. Son gücünü kullanarak ağaca doğru yürüdü ve gölgesine sığındı, rahatladı. Kendine gelince yakınında bir kuyu olduğunu fark etti. Kuyudan su çekerek içti ve ağacın gölgesinde tekrar uzandı. Bu arada ağacı incelemeye başladı. Ağaç gövdesi kalın, güçlü, çok dallı ve geniş yapraklıydı. Ağacın var oluş serüvenini düşündü. Bu ağacın aslı bir tohumcuktu. Toprağa düşen tohum, toprağı yırtarak çıkmış yeşermişti. Hiç şüphe yok ki o önce fidan, sonra bu koca ağaç haline gelinceye kadar çok mücadeleler vermişti. Ağaç çölde yalnızdı. Adam şöyle düşünmeye başladı, şimdi ben varım yanında. Hiç şüphe yok ki, benden önce başka insanlar da bu ağacın gölgesinde oturup dinlenmiş ve sonradan yollarına devam etmişlerdi. Ağaç burada hep yalnız mı kalıyordu. Adam ağaca biraz daha yaklaştı, dallarına doğru baktı. Ağacın dallarında birçok kuşun var olduğunu gördü. İçinden, ‘Onlar da uçar gider kalıcı değiller’ diye düşündü. Ağacın gövdesine baktı sayısızca karıncanın hareket halinde olduğunu, kiminin yukarı kiminin aşağı doğru yürüyerek yuvalarına yiyecek taşıdığını gördü. Birden gözüne birkaç kertenkele ilişti, onlar da ağaçta yerlerini almıştı. İnceledikçe küçük kurtçukları gördü. Sayısızca varlığın o ağaç gölgesinde ve gövdesinde barındığını fark etti. Toprağı karıştırdı, toprak içinde de solucanların yaşadığını gördü. Bir ağaç ama çevresinde barınan milyonlarca, belki milyarlarca varlık. ‘Çevreye faydalı olmak bu olsa gerek’ dedi. Babasının her zaman söylediği ‘Gölgesinde oturduğun ağacın dallarını kesme’ sözünü hatırladı.

Çölde gölgesinde oturulan ağaç ne kadar kıymetli ise, gölgesinde barındığımız anne ve babamız da o kadar kıymetlidir. Her genç düşünmeli; benim annem babam da bir zamanlar gençti. Annem ve babam evlenerek birçok zorluklara birlikte katlandılar. Yaşadıkları birçok zorluğa rağmen ayakta kalmayı başardılar. Ben ve kardeşlerim onların sayesinde dünyaya geldik. Bizim iyi yetişmemiz için çok fedakârlıklara katlandılar. Hep verdiler, almayı hiç düşünmediler.

Maalesef günümüzde bazı gençler anne, babasına isyan ediyor. “Annem veya babam benim her şeyime karışıyor. Özgürce yaşamama engel oluyor. Gençlik halinden hiç anlamıyorlar. Hatta bazen ‘Bu sana son uyarımız, sakın bir daha yapayım deme” diye bağırıp çağırıyorlar. Bazı gençler de bu uyarı üzerine evlerini terk etmeyi bile göze alıyor.

Bütün canlılarla konuşan ve dillerinden anlayan Süleyman Peygamber, su kenarında dostları ile birlikte oturuyordu. O sırada bir saman çöpünü kendine kayık yapan ve onunla suyun üstünde gezinen bir karınca gördü. Kıyıda ise o karıncanın babası vardı.

Baba “ Bak evladım şu su kıyısına kümelenmiş saman çöplerine güvenme. Aniden gelen bir dalga onların her birini başka yere dağıtır. Senin tedbirli olman gerekir. Lütfen ayakların yere bastığı yerde kal. Suda sallantı halinde olan ve idaresi senin elinde olmayan saman çöpüne güvenme, seni felakete götürür” der.

Karınca yavrusu babasının bu güzel sözlerine karşılık, “Böyle güzel bir havada sandalla safa sürmek varken, gelecek dalgayı ve tufanı ihtiyarlıktan içi geçmişler düşünür. Ben gencim ve güçlüyüm. Her durumda kendimi kurtarabilirim” der.

Bu sırada suya atlayan bir kurbağanın suda yaptığı çalkantı, küçük saman çöpünü karınca yavrusu ile beraber kıyıya atıverir.

Baba karınca sert çıkışır:
- Bak işte sana ilk uyarı, iyi bir tesadüfle kıyıya kadar geldin. Eğer daha büyük bir dalga olsa seni sandal yaptığın saman çöpünden alıp götürürdü.

Yavru karınca itiraz eder:
- Olmamış işler için ‘ya olursa’ diye endişelenmek ve zevkli yaşamayı terk etmek ancak budalaların işidir.

Süleyman Peygamber bu gördükleri ve duydukları karşısında seslice güler. Dostları niçin güldüğünü sorunca, duyduklarını ve gördüklerini anlatır.

Gençler! Küçük uyarılardan büyük dersler almalı, hata yapmakta inatçı olmamalısınız. Felaket ve başarının sebebini anlayarak hayatınızın akış şeklini değiştirin. Felaketin sebebini görebilirseniz, aynı felaketle asla bir daha karşılaşmak istemezsiniz. Çamurlu yolda yürüyen birinin ayağı bir yerde çukura batmışsa, aynı yerden tekrar geçtiğinde, adımını nereye basıp basmayacağını öğrenememişse beline kadar batar. Her tecrübeyi kendiniz yaşayacağınıza büyüklerinizin tecrübelerinden faydalanmalısınız. Gitmekte olduğunuz yoldan, onların gelmekte olduğunu sakın unutmayın.

“Ululanmak istiyorsanız ulu sözü dinleyiniz.”

Allah yar ve yardımcınız olsun.

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - arif yıldırım:08 Ağustos 2013, Perşembe 00:56

    Ulu'muzun sözünü dinleyeceğiz insaallah.Allah yolumuzdan ayırmasın..Ask..Muhabbet ve Hürmetler..

  • - zehrd:08 Ağustos 2013, Perşembe 00:36

    slmla çook güzeldi ne yazık ki bunu arkamdan gelenlere sözün kar etmedği şimdi anladım demek ki bizde aynı cahilliklerle zaman kaybetmişiz bayramınız mübarek olsn