ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Güç bilgi ve imandır, ona yön veren amaçtır

Ömer Baba'nın Gündemi

03 Nisan 2013 Çarşamba 11:01
  • A
  • A

Kendimi bir yol kavşağında hissediyorum. Önümde biri yukarı doğru, diğeri aşağı doğru giden iki yol var. Hangisine gideceğime karar veremiyorum. Bilgim olmayan konuda nasıl karar verebilirdim ki. Ben bunları düşünürken o gülerek beni izliyordu. Onunla bu konuyu konuşmalıydım. O’na:

- Senin bu yollar hakkında bilgin var mı?

- Yukarı doğru giden yol insanları saadete ve huzura ulaştıran yol. Aşağı doğru giden ise insanları mutsuzluğa, felakete ve bataklığa götüren yol.

- Bu yollar ve yolcuları hakkında bildiklerini bana anlatır mısın?

- Yukarıya giden yolu yüce Rabbimiz Kur’an’ın ilk suresi olan Fatiha’da şöyle anlatıyor. ( 6 - Hidayet eyle bizi doğru yola. 7- kendilerine nimet verdiğin mesutların yoluna, ne gazap olunanların ne de sapkınların değil! ) bu ayetler bize iki yolun olduğunu haber veriyor. Birincisi eğri büğrü, kıvrımlı olmayan, düzgün ve doğru olan yol. Bu yolda olan yolcular bol nimetler içinde ve mesutlar. İkinci yolda olanlar ise sapkın, mutsuz ve gazap olunmayı hak etmiş durumdalar.

- Birinci yolda yürüyenler hidayete, ikinci yolu izleyenler de delalete mi sapmış oluyor.

- Birinci yolda yürüyenler Allahın c.c bilgiyle donattığı peygamberler ve onlara uyarak takip edenler. Bütün peygamberler, ümmetlerinin rol modelleridir. Çünkü insanlar ahlaki erdemleri, güzel huyları ve insani davranışları tariflerden çok fiili uygulamalardan öğrenir, kavrar ve hayatına uygular. Allah c.c insanlara kendi içlerinden ve kendi cinslerinden peygamberler göndermiştir ki ümmetlerine model olsunlar ve fiilen yol göstersinler. Hz. Muhammed Allah c.c. aldığı vahiyle bilgilendirildi. Yirmi üç sene Cebrail in rehberliğinde, Kur’an’ın ışığında doğru yolda yürüyerek, insanlara güzel model ve örnek olarak yaşadı. Kendi nefsine uygulamadığı hiçbir şeyi diğer insanların yapmasını istemedi. Kur’an’ın ilk emri ‘oku’ olduğundan Peygamber ve ashabı gelen ayetleri okuyor anlıyor ve hayatlarına uyguluyorlardı. İnsanlar ana dillerini her hangi bir kursa tabi olmadan, anne babalarını model alarak kolaylıkla öğrendikleri gibi, ilk Müslümanlar da Peygamberi kendileri için rol model edindiler. İslam dinini onunla birlikte, ona uyarak, onun rehberliğinde, kolaylıkla öğrendiler ve onu yaşar hale geldiler. O güzel insanlar, Peygamberden gördükleri, duydukları her şeyi sonraki nesillere de ulaştırdılar. Onlar hakkında Allahın Resulü:

‘Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz’ buyurmuştur. Bu hadisi şerifle de Peygamberimiz bilen, bildiğini yaşayan, gerçeğe ulaşan kişilerin de rehber olabileceğini yani hayat koçu olabileceğini bildirmiş oluyor.

Kur’an da doğru yol olarak bildirilen bu yolda yürümek için doğru olmak gerek. Yol boyunca yolcu birçok engelle karşılaşır. Nefsinin istek ve arzuları yolcu için her an engel oluşturmaktadır. Özellikle şehvet, şöhret ve servet arzusu en büyük engellerdendir. Yolcunun bu engelleri aşması için güçlü olması gerekir. Güç ise bilgi ve imandır. Bilgi ve imana yön veren ise amaçtır. Yolcu girdiği yola niçin girdiğini, amacının ne olduğunu bilmelidir. Amacı kesin kez bu yolda yürümek olan kişi nasıl başaracağını öğrenir. Başarmak için büyük mücadele verir gerektiği zaman da koç’undan yardım alır. Bu yolda acılar çekse de kendine hoş gelir. Çünkü o, her attığı adımda dosta doğru gittiğini bilir.

Yunus emre bu yolu şöyle tarif eder.

Bu yol uzaktır
Menzili çoktur
Geçidi yoktur
Derin sular var.


- Bu yolda her dileyen yürüyebilir mi?

- Savaşmayı göze alıyorsa yürüyebilir. Çünkü bu yolda savaşarak ve öğrenerek yürümek mümkün. Peygamber Efendimiz ashabıyla Bedir Savaşı’ndan dönerken
‘Küçük savaştan büyük savaşa gidiyoruz’ buyurunca ashabı ‘ Ya Resulallah, Medineyi düşman mı kuşattı’ diye sorduklarında, Allah Resulü, “Hayır, öyle bir savaş değil ‘nefisle savaş” der. Bu savaşı kazanmak için gerekli bilgi ve silahla donanımlı olmak gerekir.

Ben bu yolu yürümeyi düşünürken, Endülüs fatihi Tarık bin Ziyad aklıma gelir. Tarık bin Ziyad ordusuyla İber yarımadası kıyılarına çıkınca, askerlerini taşıyan bütün gemileri yakmıştı. Sonrada beyaz atının üstünde askerlerine şöyle hitap ediyordu:

‘Ey insanlar kaçacak yer yok, arkanız deniz, önünüz düşman. Allah’a yemin ederim ki, sizin için doğruluk ve sabır kapısı açıktır. Şunu kesin olarak bilin ki, bu yarım adada cimrinin sofrasındaki yetimden daha yoksulsunuz. Biraz sonra düşmanınız güçlü ordu ve silahları ile karşınıza çıkacaklar. Onların yiyeceği ve yardımcıları çoktur. Sizin ise Allah’tan ve kılıcınızdan başka yardımcınız yoktur. Düşmandan alacağınız yiyecekten başka yiyeceğiniz de yoktur. Günler uzar da vazifenizi gereği gibi yapamazsanız kendinize kıymış olursunuz. Karşı tarafın kalplerine sizden korkmak yerine cesaret vermiş olursunuz. Bu zorbalara karşı cesaretle savaşarak kötü sonucu kendinizden uzaklaştırın.
Askerlerim içinde olmadığım bir tehlikeye sizleri atmıyorum. Bizzat ben başlamadan sizi savaşa sokmuyorum. Şunu iyi bilin ki, ya burada galip ilerleriz, ya da hepimiz şehit oluruz.’

Tarık bin Ziyad askerleriyle birlikte büyük bir azimle Allah Allah diyerek savaşa girmiş ve bütün İber yarımadasını fethederek Endülüs Emevi devletinin kuruluşuna vesile olmuştur.

Gerçekten bu yolda yürümek isteyen yolcuların bütün bağlarından kurtulmaları gerekir. Yolcu bir yerlere umutla bağlandığı sürece bu yolda yürümesi mümkün değildir. Bu yolda yürüyerek başarı kazananlar ‘ Yalnız Allaha kulluk edenler ve yalnız ondan yardım bekleyenlerdir.’(Fatiha suresi ayet 5)

- Bu yola giren her kişi amaçladığına ulaşır mı?

- Bu yolda ilerlemek istiyorsan Hakk’tan gayri her şeyi terk etmelisin. Sultana ulaşmayı
amaç edinir, inanır ve gereğini yaparsan mutlaka başarırsın.

- Bana ne öneriyorsun, ne yapmalıyım?

- Sana şunu yap şunu yapma diyecek durumda değilim. Yollar senin önünde, tercihini özgür iradenle yapacaksın. Çünkü tercih ettiğin yolda sen yürüyeceksin. Kararın kesin ve net olmalı.

- Kararımı verdim bu yolda yürümek istiyorum.

- Kararından dolayı seni tebrik ediyor başarılar diliyorum.

- Teşekkür ederim.

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - sultanbayindir@hotmail.com:04 Nisan 2013, Perşembe 10:42

    ALLAH VAR GAM YOK

  • - büşra:03 Nisan 2013, Çarşamba 20:14

    Ömer Baba, yalan konuşmak hakkında da bir yazı yazar mısınız ?