ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Mısır’da Dönüşümden Askeri Darbeye

Musa Umutcan Yüksel

08 Ağustos 2013 Perşembe 07:34
  • A
  • A

 

Mısır’da Ocak 2011’de Tahrir meydanında birlik ve beraberlik içerisinde 29 yıl 120 gün süren Mübarek rejimine karşı ayaklanan halk, 25 Ocak devriminden bu yana otoriter devlet anlayışından çıkıp özgürlükçü ve demokratik bir devlet inşasını “Özgürlük, Onur ve Ekmek” sloganlarıyla talep ediyordu. Nitekim bu taleplere Mübarek sonrası yönetime el koyan Devrim Komuta konseyi de karşı koyamayarak iktidardan çekilmek zorunda kalmıştı. “Arap Baharı”nın domino etkisine maruz kalan ülkelerden biri olarak Mısır’da 25 Ocak devriminden 3 Temmuz 2013’de Mursi’nin görevden alınmasıyla gerçekleşen askeri darbeye kadar geçen sürecin ve 3 Temmuz’dan bu yana yaşanan olayların incelenmesi; “Arap Baharı” ruhunun anlaşılması açısından önemli konumdadır.

“Mısır’da Dönüşümden Askeri Darbeye” raporu da, bu kapsamda, Türkiye’de Ortadoğu bölgesi ile ilgili çalışma yapan düşünce kuruluşlarının Mısır anahtar kelimeli yazı, analiz ve makalelerinin derlemesinden oluşmaktadır.

IMPR (Uluslararası Ortadoğu Barış Araştırmaları Merkezi)

Mısır’da Demokrasi ve Diktatörlük Çatışmaları

30 Haziran tarihli, Muhammet Örtlek imzalı yazıda; “Mısır’da tek taraflı demokrasi inşası mümkün mü?” sorusunun yanıtları aranıyor. Ayrıca Tahrir Meydanı’ndaki muhalif gruplar ile Nahda meydanındaki Mursi/iktidar yanlısı gruplar da yazıda analiz ediliyor.

            Mısır’da Mursi Karşıtı İsyan Dalgası: Demokrasi İnşası Sorunsalı

1 Temmuz tarihli, Doç. Dr. Veysel Ayhan imzalı yazıda; Muhammed Mursi’nin cumhurbaşkanı seçilmesinin öncesinde ve sonrasında yaşanan gelişmelerden bahsediliyor. 25 Ocak devriminin ruhundan, anayasa yazım sürecinden, referandum verilerinden bahsedilen yazıda; temel tartışmaların odağı ‘Müslüman Kardeşlerin Mübarek döneminden kalan kurum ve bürokratik yapıyı demokratikleştirme yerine kendi iktidarına dönüştürme yönelmesi olarak’ açıklanıyor. Ayhan’a göre muhalifler ile Mursi/iktidar yanlılarının daha da radikalleşmesi sonucu Mısır’ın bir iç savaşın içerisine sürüklenmesi bile gündeme gelebilir.

            Mısır’da Askeri Darbe: Sivil İktidarın Güç Kullanılarak Devrilmesi

5 Temmuz tarihli, Doç. Dr. Veysel Ayhan imzalı yazıda; Mısır’daki gelişmeler, güç kullanılarak sivil iktidarın devrilmesi anlamına gelen darbe kavramıyla izah edilmiştir. Ayhan’a göre Mısır’daki darbe Arap Baharı açısından büyük bir kırılma olarak tarihteki yerini alabilecek bir adımdır. Ayrıca yazıda darbenin demokratik mücadele açısından hiçbir kabul edilir yanının olmadığı vurgulanmıştır.

            SETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Vakfı)

Devrim’den Darbeye Mısır

4 Temmuz tarihli, SETA Vakfı İmzalı yazı; “9 yıl 120 gün süren Mübarek rejiminin ardından 5. Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi sadece ilk sivil Mısır lideri olmadı, aynı zamanda bölgesel dinamiklerin de baştan aşağı yeniden şekilleneceği sürecin güçlenerek devam etmesini sağladı. Mısır müesses nizamı son yarım yüzyılda büyük ölçüde 'bölgesel düzen' ile ülke içerisinde 'demir yumruk' yönetiminin oluşturduğu makasta varlığını sürdürmekteydi.

Mısır rejimi, Arap isyanlarının Kahire ayağının biyo-siyasal ömrünü tamamlamış olan Mübarek'in 'kurban verilmesiyle' hitama ereceğini düşünüyordu. Mübarek gidecek, müesses nizam kısmi bir iktidar paylaşımıyla yoluna devam edecekti.

Yapılan seçimlerde Hürriyet ve Adalet Partisi ile Nur Partisi’nin meclisin ezici çoğunluğunu ele geçirmesiyle ilk şoku yaşayan Mısır askeri yönetiminin, aslında oldukça soğukkanlı tepkiler verdiğini söylemek mümkündür. Bu durumun hikmeti daha sonra anlaşıldı. Meclisin varlığını fazlaca ciddiye almayan Mısır rejiminin varlık yokluk mücadelesi olarak gördüğü makam cumhurbaşkanlığıydı.

Başkanlık seçimleri öncesi Mısır vesayet rejimi, hala açıklanması zor bir metotla, bir idare mahkemesi kararıyla anayasa komisyonunu feshetti. Ardından da daha radikal kararlar geldi. Mini bir darbe ile meclis feshedildi, cumhurbaşkanlığının yetkileri tırpanlandı.

25 Ocak 2011’den bu yana gerçekleşen, anayasa komisyonunun feshedilmesi, cumhurbaşkanı adaylıklarının iptali, meclisin ve Mursi’nin yetkilerinin kaldırılması, her atamaya ve ekonomik kararlara yapılan müdahalelerle süren darbe teşebbüsleri, 3 Temmuz’da ordunun yönetime el koymasıyla son halkasına ulaştı.”

SETA uzmanları tarafından Mısır’daki dönüşüm sürecinin anlatıldığı yorum-analiz’de Mısır siyasetiyle ilgili analizlere, siyasi haritalara ve raporlara ulaşılabilir.

Rabiatul Adaviyye Zorla Dağıtılabilir mi?

2 Ağustos tarihli, Abdullah Aydoğan Kalabalık imzalı yazıda; “Rabiatul Adaviyye ve Nahda meydanlarını zorla boşaltabilir mi” sorusunun cevabını arıyor. Kalabalık’a göre, Mısır yönetimi, Rabiatul Adaviyye ve Nahda gibi meydanlarda eylemlerin devam etmesini “ülke milli güvenliği açısından ciddi bir tehdit unsuru” olarak algılıyor ve bir an önce boşaltmak istiyor. Bu isteğin bir sonucu olarak Nahda ve Rabiatul Adaviyye meydanlarına müdahale yöntemlerinin de incelendiği yazıda, Rabiatul Adaviyye’nin boşaltılması durumunda halkın Tahrir meydanında yeniden toplanma olasılığının yüksek olduğundan bahsediliyor.

Mısır’da 3 Temmuz Darbesi ve Sina’ya Etkileri

31 Temmuz tarihli, SETA Atölye’de Ahmet Yusuf imzalı yazıda; Mısır’daki 3 Temmuz darbesinin Sina’ya etkilerinden söz ediliyor. Coğrafi olarak Mısır için önemli ve etkili bölge olan Sina’nın İhvan hareketine karşı bir baskı olarak kullanılmaya başladığından bahsedilen analizde; Sina’nın İsrail ile Mısır’ın kara sınırının tümüne ev sahipliği yapması ve kalkınma, güvenlik alanlarında geri kalmışlığından bahsediliyor. Yusuf, Sina ile ilgili şunları aktarıyor: “Rejimin geçmişte Sina halkına yönelik bu tarz muameleleri, devlete karşı büyük bir öfkenin birikmesine ve bu duyguların da devlete karşı intikam hissine dönüşmesine sebebiyet verdi. 30 yıl boyunca Sina’nın toplumsal yapısını iyi okuyamayan Mübarek yönetimi, Sina’da halkın çoğunluğunun devletin kontrol edemeyeceği kabileler ve aşiretlerden oluştuğunu göz ardı etti. Sinalılar kendilerini koruyabilmek adına bir refleks geliştirerek kabileleri devlet yönetiminden daha fazla önemsedi ve sonuç olarak kabileler bölgede epey güçlenerek önemli birer aktör seviyesine gelmeye başladı. Zira Sina’daki halkın yüzde 98’i Arap Bedevilerden ve köklü kabilelerden oluşuyor. Dolayısıyla, bu gelişmeler devlet ile Sina halkı arasındaki ilişkilerin gerginleşmesine ve bölgede devlet otoritesinin sıfırlanmasına neden oldu.”

 

 

 

USAK (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu)

Mısır: Demokratik Askeri Darbe!

16 Temmuz tarihli, Ali Hussein Baker imzalı analizde; Mısır’daki krizi çoğu yazarın ideolojik pencereden ele aldığından ve bunun Mısır’da yaşanılan olayların anlaşılmasını zorlaştığından bahsediliyor. Baker’e göre bu bakış açısı tartışma zeminindeki muhtemel bir çözümü daha da zora sokuyor. Yine Baker’e göre, Mısır’daki süreç iç içe geçmiş kimlik karışıklığının bir sonucu. Analizde medya, ordu, siyasi partiler gibi aktörlerin süreçle ilişkisinden de bahsediliyor.

Devrimden Darbeye Mısır: ANALİST

USAK’ın ANALİST dergisinin 2013 Ağustos sayısında kapak dosyası Mısır olarak seçildi. Devrimden Darbeye Mısır (Osman Bahadır DİNÇER & Burç KÖSTEM & Mehmet HECAN); Türkiye Mısır Realitesini Nasıl Okumalı? (Osman Bahadır DİNÇER); Mısır'ın Problemlerini Ancak Demokrasi Çözebilir (Abdülmevcut DERDARİ) gibi kapak dosyası makalelerinden oluşan dergide Mısır’la ilgili çeşitli mülakatlar ve uzman görüşleri de yer alıyor.

ORSAM (Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi)

Ortadoğu Analiz Ağustos 2013 Sayısı

Ortadoğu Analiz’in Ağustos sayısını “Mısır: Geleceğini Arayan Ülke” kapak konusuyla çıkardı. “Kapak konusunun ilk makalesi Süreyya Yiğit’ e ait. Yiğit makalesinde dünyada ve bölgede gündeme oturan Mısır'daki askeri darbeyi, arka planda yer alan sosyo-ekonomik gelişmeleri mercek altına alarak inceliyor. Nebi Miş ve İsmail Numan Telci tarafından kaleme alınan “Devrimden Darbeye: Mısır’da Askeri Vesayet Dönemi” başlıklı makalede, bu süreci hazırlayan Temerrud Hareketi, 30 Haziran gösterileri, Mısır ordusunun harekete geçmesi,  darbeyi tetikleyen dış etkiler ve dünyadan yansıyan tepkiler incelenmiştir.  Seyfi Kılıç makalesinde, Mısır ile Etiyopya arasında uzun yıllardır devam eden Nil nehrinin sularından faydalanmaya ilişkin ihtilafta Etiyopya’nın inşa etmeye başladığı Büyük Rönesans Barajı ile ilgili yaşanmakta olan son gelişmeleri tartışıyor. Bu sorun, Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı’nın Etiyopya’ya yönelik tehditleri ve darbeden sonraki gelişmeler çerçevesinde ele alınıyor. Tarık Oğuzlu ise makalesinde Arap Baharı sürecinde evrilen Türk dış politikasını realizm-liberalizm ilişkisini temel alarak değerlendiriyor.”

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.