ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

“Kürdistan” polemiği

Musa Umutcan Yüksel

11 Mayıs 2013 Cumartesi 12:03
  • A
  • A

6 aydan uzun bir süredir bir proje üzerine çalışıyorduk. Projenin adı, “Ulusal Gençlik Sempozyumu”. Sempozyum, gençlik olarak bilinen yetişkinlik ile çocukluk arasındaki geçiş grubuna dair çok boyutlu bir farkındalık yaratmayı amaçlıyordu. Bu kapsamda sanattan spora, dinden demokrasiye kadar birçok konuyu farklı oturumlarda, atölyelerde tartışmak ve konuşabilmek için gerekli platformu sağlamak bu projenin yegane amacıydı. Amaç doğrultusunda projeyi hazırlayarak oturumlardan, atölyelerden ve konserlerden oluşan üç ayaklı bir yapı kurduk ve 7-8 Mayıs’ta bu yapıyı Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gölköy kampüsünde uygulamaya çabaladık. Aslında bir ekip çalışmasıydı bu ve ekibin uykusundan, zamanından ve gerektiği yerde derslerinden feragat etmesini gerektiriyordu ki öyle de oldu.

Çok seslilikti amacımız… Diğer bir amacımızsa, hiçbir ideolojik, siyasi düşünceye hizmet etmemekti. Çünkü ne olursak olalım sonuçta gençtik ve genç olmanın yaşam pratiklerinden bahsetmek istiyorduk sadece. Projenin detaylarına değinmek değil niyetim. Aksine projenin genel çerçevesinin ne olduğunu/ne olmadığını anlatmak.

Öncelikle Gençlik Merkezi spor faaliyetleri düzenledi. Atölye alanında elimizden geldiğince sivil toplum kuruluşlarının tümüne yer vermeye çalıştık, farklı konularda münazaralar yaptık, masa oyunları oynadık, uçurtma uçurduk. Doğa için çalıştık; hat, kaligrafi, micro-art, fotoğraf atölyeleri kurarak sanata yer verdik.

Diğer yandan atölyelerle paralel olarak oturumlar gerçekleştirdik. Sosyal medyayı konuştuk; dini, sivil toplumu, demokrasiyi, gençliğin siyasete katılımını, psikolojiyi… 2 gün boyunca çok sesli ve dolu dolu bir program sürecinden geçtik; ufak tefek program zamanlarındaki değişimlerle.

Niyetimiz iki gün boyunca süren yoğun çalışmaları bir konser programıyla taçlandırmak idi. Bütün faaliyetler gibi konser programı da ücretsizdi. İlk önce Simurg Müzik grubu sahneye çıkacak; onu Doğa İçin Çal grubu izleyecekti. Grup olarak Simurg’u çağırma amacımız farklı dillerde şarkılar söylüyor olmalarıydı. Ancak birinci şarkılarından sonra şöyle bir konuşma yapıldı: “Türkiye’den, Ortadoğu’dan ve Kürdistan’dan topladığımız şarkıları sizlerle paylaşacağız” Burada kullanılan “Kürdistan” ibaresi ve ona izleyenlerin verdiği tepki; bütün bir projeyi, harcanan onca emeği baltaladı. Evet, baltaladı diyorum çünkü; projenin amacı anlaşılmadığı gibi, asparagas haber yapma yeteneği yüksek olan değerli(!) medyamız (sosyal medya da buna dahildir) projeyi sadece Simurg konserinden ibaret olarak yayınladı. Proje ekibi ile ilgili açıklamalar yapıldı, tweetler atıldı; cahil ve faşist ilan edildik. Sebep ise şu: “Kürdistan kelimesine tahammül edemeyen öğrenciler Simurg’u sahneden indirdi”. Buna bir de Simurg’u kulise kilitlediler, polisin sorgusuyla arka kapıdan çıkarıldılar gibi ibareler eklendi. Utanmasalar Simurg’a işkence yaptığımızı söyleyeceklerdi! Unuttukları ise tam olarak şu idi: Orada bir tepki vardı ve bu tepki “Kürdistan” kelimesi ile ilgiliydi; (vurgulayarak söylüyorum) sanat veya müzik ile ilgili bir tepki değildi bu.

Açıklama’da şöyle bir ibare vardı: “Kürdistan’ın coğrafi bölge olduğunu…” O coğrafyanın adının Mezapotamya olduğunu belirtmek isterim. Tarihi referans alanlarınsa tarihi yeniden okumalarını tavsiye ederim. Resmi yahut gayri-resmi tarihi değil; objektif tarihi okuduğunuzda görebilirsiniz. Eğer ki Marksist tarih okuma sürecini referans alıyorsanız; diyalektiği bilmeden işe başlamayın lütfen.

Basın açıklamaları, tweetler, hakaretler, yeni videolar hiç durmadı. Ama bir şeye dikkat ettim de; benim onca kameraya yaptığım açıklamalar hiç yayınlanmadı. Çünkü 7 ay emek harcanmış bir projeyi anlatmaktan çok, spekülasyona sebep olacak olgu haber niteliği taşımaktaydı. Simurg’u niye çağırdın sorusunun cevabı hiçbir yerde yayınlanmadı mesela. Ya da karşıma biri geçip de “arkadaşım nedir bu Ulusal Gençlik Sempozyumu, bir anlat.” Demedi mesela. Onun yerine “neden Ulusal” sorusu soruldu. Traji-komik değil mi? Ulusal Tıp Kongresi olduğu zaman normal, ama “Ulusal Gençlik Sempozyumu” olduğu zaman anormal. Çünkü “gençlik bu, mitolojik olduğu kadar tehlikeli bir grup.”

Biz bu tehlikeli grup algısını değiştirmeyi amaçlayarak hazırladığımız projede, talihsiz bir söz nedeniyle yegane tehlikeli ve faşist grup ilan edildik. Sanata saygısız, cahil gençler olarak nitelendirildik. Söz söylemeye gerek yok artık; üzdün Simurg…

YORUM YAZ
TOPLAM 3 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Koray:12 Mayıs 2013, Pazar 15:18

  • - gamze nur:12 Mayıs 2013, Pazar 13:16

    öteye geçmez.tıpkı şuanki gibi kendini aklama savunma piskolajisiyle yazılmış bir yazı ve yazıdan bağımsız bir fotograf...kolay gelsin..

  • - Gamze nur:12 Mayıs 2013, Pazar 13:14