ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

İran ve Suriye Krizinin Çözümü: 22 Ocak’ın Kısa Değerlendirmesi

Musa Umutcan Yüksel

23 Ocak 2014 Perşembe 08:48
  • A
  • A

Suriye 2011’den bu yana devam eden iç savaşa siyasi çözüm üretmek için Haziran 2012’de

yapılan Cenevre-1 toplantısı, çatışmanın birincil ve ikincil taraflarının nihai bildiriye

uymamaları nedeniyle somut bir çözüm üretememişti. Bunun üzerine birkaç erteleme

sonrasında Kasım 2013’te, Cenevre-2 toplantısının 22 Ocak 2014’te yapılmasına karar

verilmişti. Cenevre-2 sürecine hazırlık kapsamında 12 Ocak’ta Paris’te toplanan Suriye’nin

Dostları Çekirdek Grubu’nun yayınladığı bildiriye, bu sütunda (IMPR OKUL 5-12 Ocak

Suriye Bülteni) yer vermiştik. Bildiride “Suriye halkının kendi geleceğine kendisinin özgür

iradesi ile karar vermesi gerektiği” belirtilerek, düzenlenecek Cenevre-2 Konferansı ile

Suriye halkının kendi geleceğine karar vermesi ve siyasi geçiş süreci ile despot rejimden

kurtulmasının hedeflendiği ifade edilmişti. Suriye rejiminin saldırılarının şiddetle kınandığı

bildiride, Suriye’de savaşan yabancı silahlı güçlerin varlığından duyulan rahatsızlık da güçlü

bir şekilde dile getirilmişti. Ayrıca bildiride, Rusya ve İran’dan Suriye rejimi üzerindeki

güçlerini kullanarak çatışmaların sona ermesi ve barışçıl çözüm için ağırlıklarını koymaları

istenmişti.

Diğer yandan toplantıda muhaliflere, Cenevre-2’ye katılmaları için baskı kurulmuş ve

muhalifler 18 Ocak’ta kararlarını açıklayacaklarını bildirmişlerdi. 18 Ocak’ta SMDK, bu

sütunda duyurduğumuz gibi 75 üyesinin katılımı ile yaptığı oylamada Cenevre-2’ye

katılacaklarını duyurmuşlardı. Ancak 20 Ocak’ta BM’nin, İran’a Cenevre-2’nin Montrö

ayağına katılımıyla ilgili davet göndermesi kısa süreli bir kriz yaratmıştı. SMDK katılım

kararını askıya almış, “İran’ın milislerini ülkeden çekmemesi ve Cenevre I Konferansı’ndan

çıkan sonuçları kabul etmemesi durumunda” Cenevre-2’ye katılmayacağını belirtmişti. Diğer

yandan ABD Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada “Esad rejiminin halkına uyguladığı

vahşi kampanya ile bölgede radikalizmin ve istikrarsızlığın büyümesini sağlayan duruma

İran’ın katkısından dolayı derinden şüpheyle yaklaşıyoruz. Eğer İran Cenevre tebliğini

tamamen ve açık biçimde kabul etmezse, davet geçersiz sayılacaktır.” görüşünü kaydetmişti.

İran’ın Cenevre-1’de kabul edilen nihai bildiriyi kabul etmemesi üzerine BM daveti geri

çekmişti. Böylece, SMDK’nın sunduğu “Cenevre-2’nin ertelenmesine yönelik önerisi” de

gündemden düşmüştü. Nitekim 22 Ocak’ta Montrö’de Cenevre-2 toplantısının ilk ayağı sıcak

bir gündemle başladı. Görüşmeler Cuma günü devam edecek. Görüşmelerin taraflar açısından

analizi 24 Ocak’taki toplantının çıktılarıyla daha sağlam yapılabilir. Ancak hem Cenevre-

2’ye yönelik beklentileri düşük seviyede kalmasına sebep olan hem de uzun vadedeki siyasi

çözümün önemli bir denklemi olan İran’ın barış görüşmelerindeki durumu bu yazının asıl

konusunu oluşturuyor.

20 Ocak’ta bu sütunda “İran Cenevre’deki görüşme salonunda olsun veya olmasın,

Suriye heyetinin telefonunda “hızlı arama” tuşu Tahran’a ayarlı olacak.” çıkarımında

bulunulmuştu. Buna yönelik ilk tepkiyi Suriye BM Temsilcisi Caferi’nin Cenevre-2’de

“toplantıya gelenlerin çoğu bize karşı politikalar güdüyor, İran’ın çıkarılması dengesizlik

yarattı.” açıklamalarında görebilmek mümkün. Zira 12 Ocak’ta Paris’te yapılan toplantı

sonrası bildiride, yukarıda kaydettiğimiz gibi İran ve Rusya’nın Suriye rejimi üzerindeki

güçlerini kullanmaları istenmişti. Ancak İran’ın Cenevre-2’de fiili olarak bulunmaması bir

güç boşluğu yarattı.

Diğer yandan Reuters’ın bu sütunda aktardığına göre 22 Ocak’ta ABD Dışişleri Bakanı

Kerry, Cenevre-2 kapsamında düzenlenen uluslararası konferansın sonrasında yaptığı basın

toplantısında “Tahran, çatışmanın sona erdirilmesinde farklılık yaratabilir” diyerek İran’ın

Suriye barış görüşmelerine katılması için açık kapı bıraktı. “İran’ın fark yaratmak ve yardımcı

olmak konusunda kesinlikle bir yeteneği olduğunu” vurgulayan Kerry; “İran’ın yapıcı olmaya

karar vermesini umduğunu” kaydetti. Nitekim Katar Dışişleri Bakanı’da bu sütunda Al-
Monitor’e verdiği mülakatta “İran’ın Suriye barışında önemli rolü olduğunu” belirtmişti.

Mohammad Al-Attiyah, “İran’a davetin Cenevre-1 bildirisini kabul etmemesi nedeniyle geri

çekildiğini, ancak Tahran’ın sorunun çözümünde hala önemli rolünün olduğunu” aktarmıştı.

Bilindiği gibi Tahran yönetimi, BM davetinin geri çekilmesinden dolayı ABD yönetimini

suçluyor. IMPR Başkanı Veysel Ayhan ise 22 Ocak’ta AHaber’e verdiği mülakatta “İran

ile yaşanan davet krizinin ABD’nin Suriye ile ilgili net bir politikasının olmamasından

kaynaklandığını belirtmişti.”

Peki İran’sız Suriye’de barış mümkün mü? Veysel Ayhan’ın da bu sütunda aktarıldığı üzere,

belirttiği gibi İran’sız Suriye’de barış mümkün gözükmemektedir. Bunu üç sebebe bağlamak

mümkün: İran, sahadaki savaş nedeniyle, Hizbullah üzerindeki etkisi nedeniyle ve diğer

bölge ülkeleri üzerindeki etkisi nedeniyle Suriye’deki kriz açısından kilit bir ülke. Zira bunu

Katar ve ABD Dışişleri Bakanları da yukarıda aktardığımız üzere doğrulmakta. Diğer yandan

İran’ın fiili olarak Cenevre-2’den dışlansa bile Suriye krizi açısından bir yaptırım realitesinin

olduğunu vurgulamak gerekir; tıpkı Cenevre-2’ye davet edilmeyen PYD faktörü gibi İran da

Suriye krizinde taraf ve kilit aktör olarak görülmelidir.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.