ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Parçalı Bulutlu

YAZARLAR

İran seçimleri: siyasi profil ve çözüm kapasitesi

Musa Umutcan Yüksel

20 Haziran 2013 Perşembe 09:03
  • A
  • A

14 Haziran’da İran’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turundan Hasan Ruhani, oyların \%50’sinden biraz fazlasını alarak zaferle çıktı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 686 adayın başvurusu söz konusuydu ancak, bunlardan sadece altısı seçimlere katılma hakkını elde etti. Önceki iki seçimin siyasi ve toplumsal çalkantılar içerisinde geçtiği düşünülürse 14 Haziran’da yapılan seçimlerin görece sakin geçtiği söylenebilir. Diğer yandan seçimlere katılım oranının \%72.2 olduğu da gözlemlenmiştir. İran seçim yasasına göre herhangi bir adayın cumhurbaşkanı olarak seçilebilmesi için seçimde kullanılan oyların mutlak çoğunluğu alması gerekmektedir. Mutlak çoğunluk için seçim yasasında “oylardan bir fazla, \%50+1 olarak belirlenmiştir ve cumhurbaşkanlığı resmi görev süresi 4 yıldır.

İran’da iki dönem tartışmalı seçimlerle cumhurbaşkanlığına gelen Ahmedinejad’ın ülkeyi ekonomik yıkıma ve dış dünya ile ilişkilerin bozulmasına sürüklediğine inanılıyor. Ruhani ise, İran’ın nükleer programından kaynaklanan uluslararası yaptırımlara son verme, ekonomik yıkımı sonlandırma ve artan enflasyonu kontrol altına alma vaatleriyle seçildi. Diğer yandan Ruhani’nin siyasi profili de halkın artık, “içeride de dışarıda da çatışmadan uzak duran, politik dengeleri gözeten pragmatist bir cumhurbaşkanı istediği”ni kanıtlıyor. Seçimlerden sonra, 17 Haziran’da Ruhani’nin “dünya ile yapıcı ilişkiler içerisinde olacağız” mesajını vermesi ve uluslararası yaptırımları “haksızlık” olarak görmesi de halkın talepleriyle doğru orantılı ilerliyor. Bu kapsamda İran seçimlerinin olası sonuçlarının iki önemli gündem maddesini içerdiğini söylemek mümkün: Birincisi Hasan Ruhani’nin siyasi geçmişi ve profili, ikincisi ise seçimlerin iç ve dış sorunların çözümüne yönelik yarattığı toplumsal ve siyasal beklentiler.

Öncelikle Ruhani’nin siyasi profili ve geçmişinden başlamak yararlı olacaktır. 1948’de Semman şehrinde doğan Ruhani, 1979 yılında İngiltere’de Hukuk Sosyolojisi alanında doktora yaptı. 1989 yılında Milli Güvenlik Yüksek Şurası’na üye oldu. 1991 yılında Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyeliğini elde etti. 1992 yılında Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Stratejik Araştırma Merkezi’ne başkan olarak atandı. 1989-1995 yılları arasında aynı zamanda Milli Güvenlik Yüksek Şurasının sekreterliğini yaptı ve bu departmanda İran Nükleer Enerji Kurumunun da başkanlığını üstlendi. Önemli bir din adamı olmasından dolayı da 1999’da Meclis-i Hobregan’ın üyeliği görevinde bulunmaktadır. Ruhani şiarını, “ılımlılık, rasyonalite ve tedbir” olarak açıklar. Bu kapsamda bazı akademisyenlerce reformist bir profile sahip olduğu söylense de, Ruhani, İran içerisinde mutedil profile sahip olarak görülüyor. Diğer yandan Ahmedinejad’ı fevri açıklamalar yaparak İran’a büyük zarar vermekle suçlayan Ruhani, bu söylemini seçim kampanyasının odağına yerleştirmiş ve bu odakla bağlantılı olan vaatlerini de seçim sonrasına yansıtacağını 17 Haziran’daki konuşmasında dile getirmiştir.

İran seçimlerinin olası sonuçları açısından ikinci gündem maddesini de, seçimlerin iç ve dış sorun çözümüne yönelik yarattığı toplumsal ve siyasal beklentiler oluşturmaktadır. Bu kapsamda göreve başladığında Ruhaniyi bekleyen önemli dört sorunun olduğundan bahsetmek mümkün: Birincisi sorun, siyasi tutuklular konusu. Guardian’ın haberine göre bugün İran’da 800 siyasi tutuklu bulunuyor ve artan fiyatlar, işsizlik gibi sorunların yanında siyasi tutukluların serbest bırakılması en önemli taleplerden birini oluşturuyor. Bu bağlamda Ruhani ilk otorite sınavını siyasi tutukluların serbest bırakılıp bırakılmamasını sağlama konusunda verecek. İkinci sorun ise artan enflasyon ve katı uluslararası yaptırımların yıkım süresine soktuğu ekonomi konusunda. Buna göre resmi enflasyon oranı \%30’ların üzerinde ve bu ekonominin dengelenmesi için uluslararası yaptırımların kalkması gerekiyor. Üçüncü sorunu ise nükleer program konusu oluşturuyor. Ruhani, İran'ın nükleer programını devam ettirmesinin ve diğer ülkelere bu konuda güvence vermesinin mümkün olduğunu söylüyor. Ancak bu zor bir olasılık olarak değerlendiriliyor. Son olarak dördüncü sorunu ise dış dünya ile ilişkiler, diğer bir deyişle dış politika konusu oluşturmaktadır. Ruhani, mutedil siyasi profili nedeniyle dış politika konusunda ağırlığını daha fazla hissettirme potansiyeline sahip görünüyor. Bu potansiyelin arkasında nükleer müzakereleri yürütmüş olma deneyimi ve diplomasi konusundaki uzmanlığı yatıyor. Diğer yandan Ruhani’nin seçim vaatlerinin en önemli maddesini de “dış dünya ile ilişkileri iyileştirmek” olduğu düşünülürse İran siyaseti için bu potansiyel, umut vadeder nitelikte.

Ruhani’nin siyasi profili ve karşısına çıkacak ilk sorunları çözüm kapasitesi aslında İran siyaseti açısından önemli bir değişkene bağlı: Dini lider ve muhafazakârlarla ilişki. Önemli siyasi kararların Rehber’e bağlı olarak oluştuğu düşünülürse cumhurbaşkanının yetkileri kısıtlanmış olarak görülebilir. Ancak bu ilişki tek yönlü değil. Çünkü muhafazakârlar ve Rehber de Ruhani’ye görece bağımlı olarak nitelendirilebilir. Çünkü rejimin halk içerisindeki meşruiyeti içeride ve dışarıda yaşanan sorunlar nedeniyle halk tarafından sorgulanıyor. Bu nedenle muhafazakârların da Ruhani’nin vaatlerine ve mutedil siyasi profiline ihtiyaçları var; tıpkı Ruhani’nin sorunların çözümü için muhafazakârların desteğine ihtiyacı olduğu gibi. Ayrıca Ruhani’nin dini ve siyasi profili nedeniyle Rehber ile uzlaşı içerisinde çalışabileceği de söylenebilir. 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.