ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

"Yurdunu Kaybeden Adam" Cengiz Dağcı'ya Veda

Mehdi Çetinbaş

04 Ekim 2011 Salı 11:19
  • A
  • A
22 Eylül Perşembe günü ünlü romancı Cengiz dağcı, Londra’daki evinde hakkın rahmetine kavuştu.

Ben sandım ki bütün televizyonlar bu ölüm olayını, yayınlarını keserek vermeseler bile, en azından alt yazılarında FLAŞ FLAŞ başlığı altında duyururlar. Ne gezer…

Ölüm olayının duyulması bile çok dramatik oldu. Dağcı’nın İngiltere’de yaşayan oğlunun tanıdığı bir Türk gazetecisine, ölüm olayını haber veren bir mail atması ile basınımızın olaydan haberi oldu. Maazallah Cengiz Dağcı, Polonya’lı Katolik eşinin dinini seçen oğlu ve kızının hassasiyetleri olmasa belki de Katolik usullerine göre defnedilecekti.

Cengiz Dağcı benim çocukluğumun idolü idi. Kim bilir belki ben de Dağcı gibi “Yurdunu Kaybeden Bir Adam”ın torunu olduğum için mi bilmem Cengiz Dağcıya büyük sempati duydum. Daha orta okul ve lise sıralarında bütün romanlarını hatmettim.

Sadece bununla da kalmadım. Edebiyat öğretmeni olarak görev yaptığım yirmi beş yılı aşkın süre içinde, binlerce öğrencime Dağcı’nın romanlarını, bazen ödev şeklinde, bazen de sevdirerek okutma şerefine nail oldum.

1942 yılında ayrılmak zorunda kaldığı vatanına, 69 yıl sonra omuzlar üstünde geri döndü Cengiz Dağcı. İkinci dünya savaşında, Almanlara karşı Rus ordusu tarafında savaşırken esir düşen, daha sonra yurdu Kırımın Rus işgalinden kurtulması umuduyla oluşturulan Türkistan Lejyonuna katılan Cengiz Dağcı, Almanların savaşta yenilmesiyle vatansız duruma düştü.

Cengiz Dağcı savaştan sonra canını kurtararak İngiltere’ye sığındı. Burada çok zor şartlar altında bir hayat sürdü. Lokantalarda bulaşıkçılık dahil olmak üzere yapmadığı iş bırakmadı. Bütün hayali Türkiye’ye gelip Türk vatandaşı olarak hayatını idame ettirmekti.

İkinci Dünya savaşının bitiminden sonra Rus’lara teslim edilme tehlikeleri atlatan Dağcı, o dönemde bütün çabalarına karşı Türkiye’ye gelmeye muvaffak olamadı. O zamanki Londra Büyük elçisinin kendisine vize vermek için sorduğu “Türkiye’de akraban var mı” sorusuna “Bütün Türk halkı akrabamdır” cevabını vermesine rağmen vize alıp Türkiye ‘ye gelemedi. Dağcı daha sonra ünlü olduktan sonra yapılan bütün davetlere rağmen küserek Türkiye’ye hiç gelmedi.

Cengiz Dağcı, daha Kırım'dayken, lise öğrencisi olarak başladığı yazı hayatına,askerde de devam etti. Askerliğin o zor şartlarında bile günlükler tutan Dağcı, daha sonra bunları yazılı olarak edebiyat dünyasına takdim etti.

Dağcı’yı Türk okurları ile buluşturan Varlık yayınlarıdır. Yayınların kurucusu Yaşar Nabi Nayır, Londra’da tanıştığı Cengiz Dağcı’nın Kırım Türkçesi ile yazdığı romanları, Şair Ziya Osman Saba’ya redakte ettirdikten sonra Türk okuyucusu ile buluşturdu.

Cengiz Dağcı 1956 yılında yayınladığı “Korkunç Yıllar” romanı ile başladığı yayın hayatına ölümsüz eserler sığdırdı. Dağcı bu romanlarıyla, kendi hayatının ekseninde, Kırım Tatarlarının Sovyet işgali altına girdikleri dönemde yaşanan trajedileri kronolojik roman olarak okuyuculara aktardı. Bizler Dağcı sayesinde, Kırımın unutulan Akmescit, Bahçesaray, Gözleve, Akyar, Canköy, Kefe gibi şehir ve beldelerinin sokaklarında özgürce dolaştık.

Yurdunu Kaybeden Adam romanı, bana göre bir şaheserdir. Dağcı bu romanda, Yüzbaşı Sadık Turan karakteri ile, işgal altındaki Kırım’ın kurtuluşu için oluşturulan Türkistan Lejyonunda savaşırken yaşadıklarını çok dokunaklı bir dille anlatır. Bu romanı okumayan insan, vatanın ne demek olduğunu ve değerini bilemez. Temennim odur ki, Dağcı’nın bu romanı bilhassa lise sınıflarında mutlaka okutulması gereken bir romandır.

Cengiz dağcı 1942 yılında ayrı düştüğü vatanına bir daha dönemedi. 1990’lı yıllardan sonra Kırıma gitme imkanı olmasına rağmen Cengiz Dağcı Kırım’a gitmedi. Belki de o hayallerinde yaşattığı Kırım’ı o haliyle bırakmak istedi.

Kendisinin ikinci dünya savaşı sırasında kaybettiği Kırım’ı, soydaşları mayıs 1944’te tamamen kaybettiler. Kırım'lılar 1944 yılında bir kişi kalmamacasına vatanlarından sürülüp Sibirya bozkırlarına atıldılar. Cengiz Dağcı bu süreçte Kırım halkının dünyaya açılan penceresi oldu. Dağcı bu süreçte bıkmadan usanmadan kırımı yazdı.

Her fani gibi Cengiz Dağcı’nın da vadesi 91 yaşında doldu. Sağlığında bazı dostlarına, öldüğünde Kırım’a, doğduğu köye(Kıztaşı) dedelerinin yanına gömülmeyi çok arzu ettiğini, ama bunun imkansız olduğunu söylemişti. Cenazeyi haber veren çocuklarının da zaten böyle bir beklentisi yoktu.

İşte böyle bir anda, büyük devlet olmayı şiar edinen hükümetimizin örnek bir davranışına şahit olduk. O sırada BM toplantıları için Newyork’ta bulunan Başbakan’ımız ve Dış işleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun,haberi alır almaz yaptıkları takdire şayandı.

Başbakan’ın talimatıyla kolları sıvayan Davutoğlu, Cengiz Dağcı’nın Kırım’da defnedilmesi için diplomatik kanalları harekete geçirdi. Önce Dağcı’nın çocukları ile temasa geçildi. Cengiz Dağcı artık Türkiye Cumhuriyeti’nin şemsiyesi altındaydı. On günü aşan bürokratik engeller bir bir ortadan kaldırıldı. Londra İslam Cemiyeti’nin morgunda bekletilen Cengiz Dağcı’nın naşı, özel bir uçakla Kırım’a getirildi.

Bunlar İngiltere cephesinde yaşanırken, Türk Dışişleri bakanlığı, cenaze için Ankara’dan özel bir uçak kaldırdı. Başta Davutoğlu olmak üzere Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, ve bir çok milletvekili ile birlikte iki yüzü aşkın insan cenaze törenine katılmak için Akmescit’e gitti.

Burada Tarihi Kebir camiinde kılınan cenaze namazının bir özelliği vardı. Diyanet işleri Başkanımız Sayın Mehmet Görmez, bu kafilede yer alarak Cengiz Dağcı’nın cenaze namazını bizzat kıldırdı. Bu davranış devletimizin yeni bir kimlik arayışı olarak inşallah bizleri daha güzel yerlere götürecektir.

Kırma defnedilen Cengiz Dağcı, Kırımın tarihi bir Türk yurdu olduğunun en önemli bir delili olarak, bu topraklardaki Kırım tatarlarının mührünü bu topraklara vurmuştur. O orada yattıkça Kırım Türkleri göğüslerini gere gere vatanlarında dolaşacaklardır.

Dağcı’yı yetmiş yıl sonra vatanıyla buluşturanlara minnet borçluyuz. Türkiye geç de olsa büyük yazara karşı sorumluluğunu yerine getirmiştir.

Şimdi sıra Kırım’a büyük bir Cengiz Dağcı anıt mezarı dikmeye geldi. Umarım Akmescit’te inşa edilecek Cengiz Dağcı Kültür Merkezi’nin projeleri şimdiden hazırlanmaya başlamıştır.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.