ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Üsküp...Üsküp...Bizim Üsküp

Mehdi Çetinbaş

11 Mayıs 2014 Pazar 21:48
  • A
  • A
Kalkandelen’den ayrılıp Üsküp’e hareket ediyoruz. Kalkandelen ile 
 
Üsküp arası oldukça yakın. Yine sağımızda ve solumuzda ince minareli 
 
Müslüman köyleri adeta resm-i geçit yapıyorlar.
 
 Otobüsümüz önümüzde bulunan bir tepeyi aşınca, Üsküp bir anda 
 
karşımıza çıkıverdi.
 
 Ben Üsküp’ü görmeden sevdim. 520 yıl Osmanlı egemenliğinde 
 
kalan bu şehri, Bursa kadar, Edirne kadar sevdim. Büyük şair Yahya 
 
Kemal ile birlikte, Üsküp çarşısında dolaştım, Rakofça kırlarının hür 
 
havasını teneffüs ettim. Dilimde ünlü şairin şiiri Üsküp’e giriyorum. 
 
Üsküp ki Yıldırım Bayazıd Han diyârıdır
 
Evlâd-ı Fâtihân’a onun yâdigârıdır.
 
Firûze kubbelerle bizim şehrimizdi o;
 
Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyle biz’di o.
 
Üsküp ki Şar-dağ’ında devâmıydı Bursa’nın
 
Bir lâle bahçesiydi dökülmüş temiz kanın.
 
Üç şanlı harbin arş’a asılmış silâhları
 
Parlardı yaşlı gözlere bayram sabahları.
 
Ben girmeden hayatı şafaklandıran çağa,
 
Bir sonbaharda annemi gömdük o toprağa.
 
İsâ Bey’in fetihte açılmış mezarlığı
 
Hulyâma âhiret gibi nakşetti varlığı.
 
Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin
 
Üsküp bizim değil? Bunu duydum için için.
 
Kalbimde bir hayali kalıp kaybolan şehir!
 
Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!
 
Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
 
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.
 
 Bu şiiri her okuduğumda gözlerim yaşarırdı. Şimdi Üsküp’e girerken 
 
bırakın gözlerimin yaşarmasını ; haykıra haykıra yüksek sesle ağlamak 
 
istiyorum.
 
 Üsküp artık bizim Üsküp değil. Makedonlar bize ve tarihe nispet 
 
yaparcasına, şehrin en yüksek tepesine Vodno dağına, devasa bir haç 
 
dikmişler.
 
 Vodno tepesindeki haç öylesine yüksek ki, açık havalarda 20 -30 
 
kilometre uzaktan görülüyor.
 
 Yiyecek ekmeğe muhtaç Makedonlar, Hıristiyan kültürü temeline 
 
dayanan yeni bir kimlik oluşturmak için varlarını yoklarını ortaya 
 
koyuyorlar.
 
 Bundan on üç sene önce yapılan son nüfus sayımında, 
 
Makedonya’nın yüzde kırkı Müslüman olarak tescillenmiş. 
 
Makedonlar o tarihten bu yana bin bir bahane ile resmi sayımı 
 
engelliyorlar. Genel kanaat odur ki, şu anda Müslüman nüfusu 
 
Makedonya’da Hıristiyanları geçmiş durumda.
 
 Bunu hisseden Makedonlar, Üsküp’te ve belli başlı yerlerde kalıcı 
 
dini ve milli semboller oluşturma yarışı içine girmiş durumdalar. Hizmet 
 
personelinin aylık 80-100 euro gibi aylıklarla geçinmeye çalıştığı ülkede 
 
heykeller için harcanan paralar neredeyse milyar dolarlara ulaşacak.
 
 Son üç dört yıl içinde eski Üsküp ile yeni Üsküp’ü birbirinden ayıran 
 
Osmanlı mimarisinin şaheserlerinden Vardar köprüsünün etrafına yüksek 
 
yüksek binalar dikmişler.
 
 Tarihi Vardar köprüsünden görülen ve fotoğraflara yansıyan tarihi 
 
Üsküp kalesi artık görülmez olmuş. Rehberimiz buralar sit alanı 
 
olmasına rağmen kasıtlı olarak buraya bu binaları dikiyorlar” diyor
 
 Köprünün hemen yanına eski Üsküp yakasına devasa bir 
 
II.Philip (Makedonya Kralı İskender’in Babası) heykeli dikmişler. 
 
Karşı yakada ise İskender heykeli. Baba oğul güya birbirlerini 
 
selamlıyorlar. Heykeller tunçtan yapılmış, on beş yirmi metre 
 
yükseklikteler. Milyonlarca dolar masraf yapılmış.
 
 Olay bununla bitmemiş, iki ya da üç bin metre karelik alanda yüzlerce 
 
heykel bulunuyor. Arkadaşlardan biri espri yapıyor. Eski Yunan ve 
 
Roma’da bile bu kadar heykel olduğunu sanmıyorum. 
 
 Konu konuyu açınca biraz derinlere dalmak durumunda kaldık. 
 
Üsküp girişinde bütün heybeti ile Üsküp kalesi görünüyor. Makedonlar 
 
bu kalenin içinde tarihi bir kilisenin eskiden var olduğunu iddia ederek 
 
kazı yapmaya kalkmışlar. Ardından da buraya bir kilise inşa etmek için 
 
girişimlerde bulunmuşlar.
 
 Kalede yapılan kazılar sebebiyle Müslümanlar ile Makedonlar 
 
arasında kavgalar yaşanmış. Kaleye giriş bu sebepten üç yıldır 
 
yasakmış. Bu kale anladığım kadarı ile Makedonları oldukça rahatsız 
 
 Kalenin hemen yanı başında TİKA tarafından onarılan tarihi İsa 
 
Bey camii bütün heybetiyle duruyor. İsa Bey camiinin hemen yanında 
 
tarihi bir binada asılı tabela gözüme çarpıyor. “Uluslararası Balkan 
 
Üniversitesi” yazılı . Burada üniversite rektörü Şinasi Gündüz Hoca’yı 
 
ziyaret edeceğiz.
 
 Üniversitenin rektörlük binası olarak kullanılan tarihi mekân ,eski 
 
Üsküp telgrafhanesi imiş. Rektör Bey, kırk beş kişilik gurubumuzu burada 
 
ağırlıyor.
 
 2006 yılından bu yana faaliyette olan Balkan Üniversitesi ,son üç yılda 
 
büyük hamle yapmış. Kiralık binalarda eğitim veren üniversite şu anda 
 
bin civarında öğrenciye sahip.
 
 Rektör Şinasi Hoca “daha fazla öğrenci almaya kapasitemiz zaten 
 
müsait değil “ diyor. Bir iki yıl içerisinde on bin civarında öğrenciye hitap 
 
edecek büyük bir kampüs kurulmaya başlandığını söylüyor. Beşer katlı 
 
üç binanın inşaatının başladığını, ekim ya da kasım ayında binaların 
 
hizmete gireceğini anlatıyor. “Bu binaları yeni binalar takip edecek . 
 
Yurtları ve sosyal tesisleri ile Balkan Üniversitesi Balkanlarda yıldız 
 
olacak” diyor Şinasi Hoca .
 
 Genel toplantıdan sonra birkaç arkadaş Rektörün etrafını çeviriyoruz. 
 
Türkiye’de Halkbankası genel müdürünün odasında bulunan paraların 
 
gerçekten de Balkan üniversitesine ait olup olmadığını soruyoruz.
 
 Şinasi Hoca “ Makedonya’da şubesi bulunan tek Türk Bankası 
 
Halkbank . O sebeple bu bankayla iş yapmak durumundayız. 
 
İstanbul’daki Üniversite Mütevelli üyelerimiz topladıkları bağışları 
 
fazla komisyon ödemeden buraya aktarmanın yolarını aradılar. 
 
Halkbank Genel müdürü de paraları buraya en masrafsız şekilde 
 
göndermeye çalıştı. 17 aralıktan önce de Halk Bankası Genel 
 
Müdürü kanalıyla 900 bin avro civarında bir para bize ulaşmıştı.”
 
 Şinasi Hoca 17 Aralık dolayısıyla üniversiteye gönderilemeyen 
 
paraların kısa bir süre sonra ellerine ulaşacağını söylüyor. Bu sayede 
 
binaların hızla tamamlanacağını ifade ediyor.
 
 Bizler de Türkiye’de alay konusu yapılan, istihzalı dille konuşulan 
 
ayakkabı kutularındaki paraların nereye harcandığını gözlerimizle 
 
görmüş oluyoruz. Üniversitede okuyan iki Arnavut öğrenci, Balkan 
 
Üniversitesine gönderilen paraların polemik konusu yapılmasını bir türlü 
 
anlayamadıklarını söylüyorlar.
 
 Üniversite ziyaretinden sonra hemen yan taraftaki tarihi İsa Bey 
 
Camiine geçiyoruz. 
 
 İsa Bey Camii,1475 yılında Üsküp Sancak Beyi İshak Paşa’nın 
 
oğlu İsa Bey tarafından yaptırılmış. Balkanlardaki çift kubbeli 
 
tek cami olma özelliğini taşıyormuş. Bu şekliyle adeta Selçuklu 
 
mimarisini andırıyor. Üsküp’ün ayakta kalan en eski camii olan 
 
İsa Bey Camii, yakın tarihte Tika tarafından onarılmış ve çevre 
 
düzenlemesi yapılmış.
 
 Burada ikindi namazını kıldıktan sonra, yürüyerek tarihi Üsküp 
 
Çarşısına iniyoruz. Daracık ve kayrak taşıyla döşenmiş sokakları 
 
arşınlıyoruz. Sanki tarihin içinde yolculuk yapıyoruz. İstanbul Tahtakale 
 
ve mercan yokuşundaki hanlara benzer yapıların içinden geçiyoruz. 
 
Kısacası her yer, her taş adeta tarih kokuyor.
 
 Çarşıyı gezerken yolumuz doğal olarak bir meydana çıktı. Meydanın 
 
Kuzey Doğusunda bembeyaz görünümüyle şirin bir cami ile karşılaştık. 
 
Adı Murat Paşa ya da Çarşı Camii olarak da anılıyor. Mesai saatlerinde 
 
çarşı esnafı tarafından çok yoğun olarak kullanılan bir camii . Etrafında 
 
çay ocağı ve yemek mekânları var.
 
 Çay ocağında oturup Anadolu usulü çay ve kahvelerimizi içiyoruz. 
 
Yerli halk ile de doğal olarak Türkçe konuşuyoruz. Çarşıda resmi dil 
 
Türkçe. İstisnasız neredeyse bütün esnaf Türkçe biliyor ve konuşuyor.
 
 Dinlenme molasının ardından çarşının kuzey istikametinden çıkıp 
 
tarihi Vardar köprüsüne ulaşacağız.
 
 Gostivar yakınlarından doğan Vardar nehri Üsküp’ü tam ortasında 
 
ikiye bölüyor. Güney kısım eski Üsküp, kuzey ise yeni Üsküp olarak 
 
anılıyor. Eski Üsküp buram buram tarih kokan yapısıyla Osmanlı 
 
özelliğini koruyor.
 
 Bütün tahribata rağmen eski Üsküp’te adım başı Osmanlı 
 
eserlerine rastlıyorsunuz. Ya eski bir cami, ya bir türbe, ya yıkılmış 
 
bir hamam kalıntısı ya da farklı özelliklerde sayısız Osmanlı iziyle 
 
karşılaşıyorsunuz.
 
 Vardar’ın karşı yakasında yeni Üsküp kurulmuş. Sosyalist sistem 
 
zamanında kurulan şehir, bütün doğu bloku ülkelerindeki gibi geniş 
 
caddeleri ve çok katlı binaları ile düzenli bir yapı arz ediyor.
 
 Bütün bunlara karşın yeni Üsküp’ü ruhsuz buluyorum. Eski Üsküp’te 
 
o viraneler arasında soluduğum havayı burada bulamıyorum. Adım başı 
 
her köşe başına dikilen heykelleri görünce içim daralıyor. Pompeinin 
 
son günlerini andıran adeta putperestlik derecesine varan bu heykel 
 
denizinden kendimi bir an önce kurtarmak için geri dönüp Vardar’ın karşı 
 
yakasına geçiyorum.
 
 Makedon’lar tarih boyunca olmayan bir milleti oluşturmak için büyük 
 
bir çaba sarf ediyorlar. Bir coğrafi ad olan Makedonya isminden Makedon 
 
diye bir millet yaratma çabası oldukça pahalıya mal oluyor.
 
 Yunanlılar Makedonya’nın kendi ülkelerinin içinde bir coğrafya 
 
ismi olduğu gerekçesiyle Makedonya’yı bu isimle tanımıyorlar. 
 
Onlar da kendilerince bir isim uydurup Makedonya’ya Skopya adını 
 
uygun görmüşler.
 
 Ünlü Makedonya kralı Philp ve oğlu Büyük İskender, hem Yunan hem 
 
de Makedonyalılar tarafından ata olarak kabul ediliyor. Gördüğümüz 
 
kadarıyla Makedonyalılar büyük heykeller dikerek şimdilik bir sıfır öne 
 
geçmiş görünüyorlar.
 
 Makedonya’da Müslüman nüfusun, Makedonların iki katı bir 
 
artışla çoğaldığını hesaplarsak ileride Makedonya’da bazı dini 
 
problemler yaşanması kaçınılmaz olacak gibi görünüyor.
 
 Makedonlar şimdilik dini hassasiyetlerden çok, etnik yapıları 
 
kaşıyarak ülke yönetiminde ağırlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. 
 
 Akşam yemeğimizi tarihi Üsküp çarşısının en ünlü restoranı “Destan” 
 
da yedikten sonra otelimize gideceğiz.
 
 Ertesi sabah Kosova’ya hareket ediyoruz. Günübirlik Kosova ziyareti 
 
oldukça uzun bir gün olacak.
 
Gelecek yazı: Şehit Padişah Murat Hüdavendigar Huzurunda
 
Üsküp Balkan Üniversitesi 
 
 
Üsküp İsa Bey Camii
 
 
Tarihi Üsküp Çarşısı
 
 
Tarihi Üsküp Çarşı(Murat Paşa)Camii
 
 
Yeni Üsküp her yer Heykel
 
 
Makedonya Kralı İskender Heykeli
 
 
Vodno tepesine dikilen büyük haç
 
 
Üsküp Çarşısında Erdoğan Afişleri
 
YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - derya ardemir:14 Mayıs 2014, Çarşamba 14:56

    üsküp hayallerimin şehri osmanllı yadigarı ne diyeyim ah dan başka kaleminize sağlık sevinç çokum bizim diyar roman tavsiye edrim