ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Turpun büyüklüğü 31 Mart sabahı ortaya çıkacak

Mehdi Çetinbaş

05 Mart 2014 Çarşamba 15:49
  • A
  • A

 Yaklaşık on beş gündür yazı yazmadım. Bu süre zarfında farklı şeyler denedim.

Önce muhalif ve Erdoğan düşmanı arkadaşlarımla empati kurmak amacıyla sürekli olarak Sözcü, Karşı ve Taraf gazeteleri okudum. Tabi bu arada Cemaat medyasını da yakından takip ettim.

Televizyonlarda Halk TV, Ulusal Kanal, Sokak TV, STV, Bugün TV kısacası aklınıza gelebilecek her türlü muhalif yayını takip ettim.

Bu arada Twiter takibinde Önder Aytaç, Emre Uslu, Mehmet Baransu, Ergun Babahan ve Fuat Avni hesaplarını da büyük bir merakla takip ettim.

 “Turpun büyüğü geliyor” “Alo Fatih” “ Baş çalan çok küfür” ve daha birçok başlıkta açılan twitleri sabırla takip ettim.

     Bu yayınları sabırla ve anlamaya çalışarak on beş güne yakın bir süre izledim.
     Sonucunu merak mı ediyorsunuz?
     Görüşlerimde bir milim değişme olmadı.
     Aksine Türkiye’de bir iktidar değil, bir muhalefet sorunu olduğuna daha fazla inandım.
     Meclis genel kurulunda kaset dinleten, seçim meydanlarına kurduğu ses sisteminden Başbakan’ın montaj dediği ve yasadışı yollardan elde edilen konuşmaları yayınlayan Kemal Kılıçtaroğlu’nun acziyetine bir kez daha şahit oldum.

Kendisini gerçekten de CHP lideri olarak gören Kılıçtaroğlu’nun haline çok ama çok üzüldüm.

CHP’ye uygun karizmatik bir lider bulunduğunda, en kolay şekilde indirilebilecek biri olduğu için o makama getirildiğini bilmeden lider pozlarında esiyor ve gürlüyor.

Partisinin içinde etkisi olmayan, herkesin ayrı hizipler halinde bir tarafa çektiği bir partide liderlik yapamayan Kılıçtaroğlu Türkiye’yi nasıl yönetecek.

 İşte bu gerekçelere dayanarak Türkiye’nin asıl probleminin muhalefet problemi olduğunu söylüyorum.
Böylesi bir muhalefeti desteklemek için kırk takla atan yazar ve çizer takımının hallerini gördükçe de içim sızlıyor.

AKP İktidarını eleştirebilirsiniz, ancak bütün stratejinizi yolsuzluk üzerine kurarsanız, cumhuriyet tarihi boyunca en büyük yolsuzluklar iktidarı gibi bir söylem kullanırsanız, buna kendinizin inanmadığı gibi, başkalarını da aptal yerine koyup inandıramazsınız.

Bu iktidar döneminde yolsuzluk yapılmamış mıdır? Dünya üzerinde hiçbir yönetim yoktur ki, rüşvet ve yolsuzluğu sıfırlamış olsun.

AKP yönetiminde de mutlaka şahsi çıkarları için çalışan insanların olduğu muhakkaktır.
Başbakanın ve çok yakın çevresinin Şahsi çıkarları için rüşvet olarak adlandırılabilecek bir para aldıklarına inanmıyorum ve inanmak istemiyorum.

Geçmiş iktidarlar döneminde yapılan büyük ihalelerden alınan ve şahısların cebine giren paraları da unutmadık.
Bu gün de ihalelerden bağışlar alındığını ve bunların çeşitli hayır işlerinde kullanıldığını biliyoruz.
Ataşehir Mimar Sinan Camii Başbakanımızın yönlendirmesiyle milyonlarca dolara kısa sürede bitirilmiştir.
Çamlıca Camii inşaatı yüz milyonlarca dolara mal olacak. Bunun finansmanı da çok çok büyük ihaleler alan müteahhitler tarafından karşılanmaktadır.İnşaat büyük bir hızla devam etmektedir.
Süper ligde oynayan Kasımpaşa Spor neden büyük sponsorlar buluyor da, Kartal ya da Maltepe spor aynı şansı bulamıyor hiç düşündünüz mü?

Bu ve buna benzer birçok faaliyet, Türkiye’nin birçok vilayetinde Başbakanın yönlendirmesiyle devam etmektedir.
Yine bu iktidar döneminde birçok dernek ve vakıf altın çağını yaşamıştır. Bu vakıfların bürokrasideki üyeleri ,doğal olarak tanıdıkları iş adamlarını buralara yardıma teşvik etmişlerdir.

İş adamlarının bu dönemde bu vakıflara yaptıkları bağış miktarının artışını sorgulayabilirsiniz. Bu sorgulamayı hayatında zekat, sadaka ya da hayır maksadıyla bağış yapmayan insanlar yapamazlar ve anlayamazlar.

Önemli ihaleler alan iş adamları, önceden Mehmetçik Vakfına bağış yaparlardı ve kimse onların bu ihaleyi kaça ve nasıl aldığını sorgulamazdı.

Ak parti döneminde de aslında değişen pek fazla bir şey olmadı. Sadece iş adamlarının zorunlu bağış yaptıkları vakıfların isimleri değişti.
Bilal Erdoğan da, yüzden fazla vakfın bir araya gelerek oluşturduğu bir platformun üyesidir. Türgev’in de içinde bulunduğu beş vakıftan oluşan yürütme kurulunda yer almaktadır.

İş adamlarından alınan bütün paralar kayıt alındadır. Makbuzu da bu parayı alan vakıf tarafından kesilmektedir.
Bütün sorun bu paranın bir vakıf idarecisi olan Başbakanın oğlu tarafından emanette tutulması ve dağıtılmasıdır.
Ben şahsen burada bir yolsuzluk yapıldığına inanmamakla birlikte, bu işin daha şeffaf olarak yapılmasından yanayım.

Bu yazıyı okuyanlarınızdan bir kısmı, biliyorum gıyabımda bana ağız dolusu küfürler savuracaksınız.
Kem söz sahibine aittir ve geri dönüp onu bulur diyorum.

Bu düşüncelerimi dile getirirken geçmişte Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi üyeliği yapmış, Kafkas Vakfının kurucusu ve üç dönem başkanlığını yapmış birisi olarak konuşuyorum.
Yasal bir çerçeve içinde olmakla birlikte yapılan iş bir güven işidir. Kayıtlı ve kayıtlı olamayan çok büyük paralar elimizden geçmesine rağmen herhangi bir güvensizlik durumuyla karşılaşmadık. Bu işlerde çalışırken bırakın zenginleşmeyi tam tersine geçim sıkıntısı içine düştük.

Ben Allaha inanan ve Allah korkusu taşıyan bir kimsenin vakıf malına ya da devlet malına el uzatacağına inanmak istemiyorum.

Bu konuyu çok iyi bilen, üstelik hiçbir kayıt altına almadan para toplamayı önceden beri alışkanlık haline getiren, varlığını büyük ölçüde zekat,bağış, kurban bağışı gibi kampanyalara borçlu olan Cemaatin, hükümeti buradan vurmaya çalışmasını anlamakta zorluk çekiyorum.

Bu metodla Türkiye’de iktidar değişikliği umanlar umutlarını bir başka bahara saklamak zorunda kalacaklardır.
Ben halen bu saate kadar muhalefetten Türkiye ve geleceği ile ilgili somut bir proje duymadım. Aksine bütün kampanyalar dedikodu ve röntgencilik üzerine kurulmuş.

Sadece “Mustafa Sarıgül gelecek İstanbul’un trafik çilesi bitecek” sloganını duydum. İşin açıkçası kulağıma da hoş gelmedi değil. Peki nasıl bitecek sorusunun cevabı var mı? Yok!
O zaman Sarıgül’e de oy yok.
CHP’ye de oy yok !
Bekleyin bakalım !
Asıl büyük turp 31 mart sabahı çıkacak.



 

YORUM YAZ
TOPLAM 4 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Rasim Bostancı:16 Mart 2014, Pazar 02:29

  • - Tufan ABDULLAHOĞLU:06 Mart 2014, Perşembe 10:27

    Eline sağlık Mehdi Hocam. Anlamak istemeyen yine anlamayacaktır ama ben şimdi daha rahatım.

  • - Ibrahim ege:06 Mart 2014, Perşembe 01:45

    Yazı çok güzeldi yine...sonuda komiklik:)

  • - Remzi Karabulut:06 Mart 2014, Perşembe 00:42