ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Türküler Sınır Tanımaz

Mehdi Çetinbaş

25 Eylül 2011 Pazar 14:10
  • A
  • A
Bilmem farkında mısınız, son zamanlarda Türkiye gündemi, terörü saymazsak, (yıllardır devam ediyor) dış politika haberleri ile dolup taşıyor. Başbakanımızın çeşitli platformlarda yaptığı konuşmalar sadece bizde değil, bütün dünyada geniş yankı buluyor.

Bazılarımız nedense bunu anlayamıyorlar. Yıllardır içlerinde taşıdıkları aşağılık kompleksinden bir türlü kurtulamadılar. Oysa çok değil bundan yüz, ya da yüz yirmi sene önce, Osmanlı devleti o hasta haliyle bile dünyanın en büyük beş ülkesi arasında yer alıyordu.

Osmanlı Devleti’nin külleri arasından doğan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yıllar boyunca maziye sırtını dönerek redd-i mirasta bulundu. Zannetti ki böyle yaparsa, batılı devletlerin içine girecek ve onlar Türkiye’yi bir anda kalkındıracak ve ileri refah seviyesine ulaştıracaklar. Aradan yıllar geçti bir arpa boyu bile yol alınamadı.

Neden?

Çünkü bizim mazimiz, tarihe silinmez izler bırakmıştı. Bilmiyorum; bizim ülkemizin dışında, şarkılarında, türkülerinde yüzlerce yıllık coğrafyasını seslendiren, ya da dillendiren başka bir ülke var mı? Şimdi topraklarımız dışında kalmasına rağmen, halen bizimmiş gibi türkülerimizde yaşattığımız coğrafyalardan kopmak öyle sanıldığı kadar kolay değil.

Osmanlı coğrafyası halkıyla öyle özdeşleşmiş ki, birbirinden binlerce kilometre uzakta bulunan şehirler bile türkülerle birbirine bağlanmıştır.

Öyle ki; Anadolu’nun bir köyünde düğünde oyun havasına eşlik ederek göbek atan genç kızımız, “Hanya da benim, Konya da benim, elli de dirhem prasam” derken “Hanya” nın Girit adasında bir yerleşim yeri olduğunu bilmiyordur. Hanya, onun için halen Türk’tür. Neresi olduğu pek de umurunda değildir. Türkülere girmiş olan “Hanya” onun nezdinde Türk’tür.

Bunları düşünürken aklıma Osmanlı coğrafyasında, şu anda sınırlarımız dışında kalan şehirlere yakılan, ya da o şehirlerin adlarının geçtiği türküler aklıma geldi. Nedenini bilmiyorum ama, sınırlarımız dışında kalan coğrafyamıza ait türküleri dinlemeyi çok seviyorum. Arabamda özel olarak oluşturduğum; Kerkük Türküleri, Balkan Türküleri, Azerbaycan müziği ve Kafkas otantik müzikleri ile ilgili CD’ler dinliyorum.

Balkan havalarının kendine has o yanık nağmeleri ve ağıtları ile Arda ve Tuna boylarında dolaşıyorum. Aman bre deryalar türküsü ile birlikte, Feride’sine kavuşamadan Arda nehrinde boğulan zavallı Yusuf için ağıtlar yakıyorum. Mayadağdan kalkan kazlar, türküsü ile birlikte sevdiğine kavuşmak için para kazanmaya, sılaya giden delikanlıların dertlerine ortak oluyorum.

Bu sırada Fahriye Güney yanık sesiyle çoğumuzun pek fazla bilmediği bir parçayı okuyor.

Belgrat yolu uzun urgan
Üstümüzde yoktur yorgan
Ağla benim anneciğim

Ben Belgrat’ta kaldım kurban

Bu türküyü dinlerken bir zamanlar Belgrat’ın ne kadar da bizim olduğunu düşünüyorum.

Türkü bitiyor bu sefer Zara okuyor.

Selanik içinde selam okunur
Selamın sedası cana dokunur
Gelin olanlara kına yakılır
Aman ölüm zalım ölüm üç gün ara ver
Al başımdan bu sevdayı götür yara ver


Türkü ister istemez çekiyor insanı içine. Diğer kısımları da dinleyince, bir zamanlar Urfa, ya da Maraş kadar bizim olan Selanik’in nasıl olup ta bu gün sınırlarımız dışında kaldığına şaşıyorum.

Balkan türküleri kaseti akmaya devam ediyor. Yine Fahriye Güney Koşu Kavak Çamları türküsünü söylüyor. Şalvarını giyip de salına salına köy meydanında yürüyen ve gençlerin aklını başından alan Fadime ile birlikte Koşukavak sokaklarında dolaşıyoruz.
Ardından Havva Karakaş bizi Mavrova’ya götürüyor.

Mavrova’dan aldım sümbül bir okka nohut
Al beni bre more sümbül koynunda uyut
Gel yanıma gir canıma ayletme beni
Yedi da sene mapusta yatsam alacam seni


Bakar mısınız balkan gencindeki kararlılığa! Türküyü dinledikçe değme senaryolara taş çıkartacak bir hikaye oluşuyor kafamda. Balkan türküleri kendini öyle güzel anlatıyor ki yoruma hiç gerek yok.

Balkan türküleri kaseti Arif Şentürk’süz olur mu?

Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez
Soğuktur suları bre Hasan bir tas içilmez
Anadan geçilir bre Hasan yardan geçilmez
At martini Debreli Hasan dağlar inlesin
Drama mapusunda bre Hasan namın yürüsün!


Arif Şentürk’ün o kendine has sesini taklit ederek, Türkünün nakarat kısmına be de eşlik ediyorum. Balkanları titreten, komitacıların korkulu rüyası olan Debre’li Hasan ile birlikte Makedonya dağlarında komitacı kovalıyoruz.

Bulgaristan Türkleri’nin yetiştirdiği en büyük sanatçılardan Kadriye Latifova’nın sesinden enfes bir Alişimin Kaşları Kare türküsü başlıyor. Latifova’nın büyüleyici sesi ile duygulanmamak mümkün mü? Bir anda gözlerim dalıyor. Radyolu günlere geri dönüyorum. Sofya Radyosu’nun Türkçe yayınlarında sesini duyduğum, hayran olduğum Kadriye Latifova ile beni yeniden buluşturan internet dünyasına bu arada saygılarımı sunuyorum. 1928-1962 yılları arasında geçen 34 yıllık bir ömre, ne kadar çok eser sığdırmış Rodop’ların Bülbülü. Onu da burada rahmetle anıyorum.

Benden hep politik yazılar okumaya alışanlar için, bu yazı belki de değişik bir tarz gibi algılanabilir. Ancak bu yazının da çıkış noktası politika. Uluslar arası politika! Başbakanımızı Newyork’ta Balkan ülkelerinin (Bosna-Kosova-Arnavutluk-Karadağ) halklarına hitap ederken görünce ister istemez göğsüm kabardı. Recep Tayyip Erdoğan’ı, salona girişinde bir karşılayışları vardı ; duygulanmamak elde değil.

Çok değil, yüz sene önce beraber olduğumuz, ortak kaderi paylaştığımız bu coğrafyanın insanları, ne kadar da bize benziyorlar. Avrupa ne kadar içine alıp ta eritmek isterse istesin, balkanlar bizim mührümüzü taşıyor. Balkan insanının karakteri ve kültür yapısı, Türk harsıyla harmanlanmış. Ne yaparsanız yapın bunu değiştiremezsiniz.

Türkiye, uzun zamandır üzerine örtülen ölü toprağından silkiniyor. Yeniden şahlanışa geçiyor. Bütün dünya basını Türkiye’den bahsediyor. Başbakan’ımız, tanınırlık bakımından dünyanın ilk on lideri arasında zikrediliyor.

Sizlere de tavsiye ediyorum! Bu sıralarda coğrafyamız dışında kalan ülkelerin türkülerini dinleyin. Dinleyin ki, ne kadar büyük olduğunuzu görün. Bu gün Balkan türküleri ile bir ufuk turu yaptım.

Sıra Kerkük yöresi türkülerine geldi. Kerkük CD’si de çalmaya hazır…
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.