ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Taşeron örgüt

Mehdi Çetinbaş

04 Şubat 2013 Pazartesi 12:55
  • A
  • A

Ankara ABD Büyükelçiliğine karşı yapılan bombalı saldırı, dikkatleri yeniden terör üzerine çekti. Kısa süre sonra, olayın bir intihar bombacısı eylemi olduğu anlaşıldı. Eylemci DHKP-C örgütüne mensuptu.

DHKP-C örgütü adını PKK kadar olmasa bile, yine de sıklıkla duyduğumuz bir örgüttür. Temelleri, 12 eylül öncesindeki silahlı terör örgütlerine uzanır. Bu dönemin en önemli terör örgütü olan DEV-YOL’dan (Devrimci Yol) ayrılıp DEV-SOL’u (Devrimci Sol) kuranlar, DHKP-C’nin atalarıdırlar.

DEV-YOL’dan ayrılan Dursun Karataş ve arkadaşları tarafından kurulan DEV-SOL, daha sonraları illegal bir parti haline dönüşerek, THKP-C (Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi) adını aldı.

12 eylülde büyük darbe yiyen ve kurucularının büyük bir kısmı tutuklanan ya da Avrupa’ya kaçan örgüt üyeleri ,1994 yılında yeniden örgütlenerek toparlanma sürecine girdiler. İşte bu gün adını zaman zaman duyduğumuz DHKP-C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi) bu tarihte kuruldu.

Marksist ve Leninist bir örgüt olan DHKP-C, başlangıçta metropollerde eylem yaparken, zamanla kırsala da açıldı. Dikkat çekici bir özellik de, DHKP-C’nin, 1999 yılından itibaren PKK ile yaptığı anlaşma sonucu bazı eylemlere taşeron olarak katılmasıdır.

İlginç olan bir husus da şudur; PKK kendi kontrolünde olmayan örgütlerle mesafeli bir duruş sergilerken, DHKP-C PKK’dan büyük bir hüsn-ü kabul görmüştür. DHKP-C mensupları, PKK kamplarında eğitilerek ortaya salınmışlardır.

Yukarıdaki geniş bilgileri vermemizin sebebi ,önümüzdeki günlerde yaşanacak olan süreci daha iyi anlayabilmek içindir. PKK terör örgütüne silah bıraktırmak için önemli mesafeler kat eden Türkiye’yi rahat bırakmak istemeyen güçlerin ne yapmak istedikleri belli olmuştur.

DHKP-C silahla Marksist devlet kuracağına kendisi bile inanmıyordur.

PKK terörü yüzünden büyük acılar yaşayan, enerjisini ve ekonomik kaynaklarını terörü önlemek için kullanan Türkiye, gelişme yolunda önemli bir zaman kaybı yaşamıştır.

Kriz üstüne kriz yaşayan Avrupa’ya inat ,ekonomisini düzelten, büyüyen ve hızla gelişen Türkiye, ihtimaldir ki yine birilerinin nasırına basmıştır. PKK’nın aksine halk tabanı olmayan DHKP-C mensuplarının Avrupa’da cirit atmaları, ekonomik ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri önemli soru işaretleridir.

Sabancı suikastı dahil, sansasyonel olaylar tertipleyerek adını duyuran bu örgüt, tam bir taşerondur. Sözüm ona silah yoluyla Türkiye’de Marksist bir ihtilal yapmayı amaçlayan örgütün, bu yolla başarılı olacağına kendisinin bile inandığını sanmıyorum.

Kurdukları örgütle terör baronu haline gelen insanların, zavallı halk çocuklarının beynini yıkarak sürdürdükleri saltanat herkesin malumudur.

Son saldırıda kullanılan terörist, Ordu’nun Gürgentepe ilçesinde garip bir koyun çobanının oğlu. İlk okul mezunu olan Ecevit Şanlı isimli terörist, askerlik sonrası örgütün pençesine düşmüş. Kim bilir ailesi onu büyütürken ne büyük zorluklar yaşamıştı.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Polisi, DHKP-C nin dokuz adet çelik kapı ile korunan örgüt arşivine baskın yaparak, bir çok avukatı göz altına almıştı. Bu avukatlardan beş tanesi de tutuklanmıştı.

Anlaşılan Devlet, DHKP-C ile ilgili önemli istihbaratlar almış ki, bu eylemi gerçekleştirmiş. Anlaşıldığı kadarıyla örgüt, PKK’nın muhtemel silah bırakma kararına karşı hazırlık yapmaktadır. PKK tarafından boşaltılan terör sahnesinde baş rolü kapmak istemektedir.

Terör baronları tatlı kazançlarından kolayca vazgeçmeyeceklerdir.

Önümüzdeki günlerde İmralı’dan gelecek silah bırakma kararına karşı,bu emre uymayacak guruplar ile, DHKP-C arasında geçmişte de var olan ilişki daha da ileri götürülecektir.

Ben, önümüzdeki günlerde yeni terör saldırılarının ihtimal dışı olmadığını düşünüyorum. Bu olayların aktörünün sadece DHKP-C ile sınırlı olmayacağını tahmin etmek de güç değil. Sol örgütlerin dışında, dindar radikal gurupların kullanılabileceğini de gözden uzak tutmamak gerekir.

Geçmişinde cihan imparatorluğu gibi bir maziye sahip olan Türkiye, bazıları için halen potansiyel bir korkudur. Türkiye’nin büyüme ve eski gücüne kavuşma ihtimali, bir çok ülkenin uykularını kaçırmaktadır.

Bu durumları göz önüne aldığımızda, Türkiye’nin çok kısa zamanda öyle terör belasından kurtulacağına inanmak saf dillik olur.

PKK meselesini bitirme noktasında kararlı adımlar atan hükümet, muhtemeldir ki önümüzdeki baharda bu konuda önemli mesafeler kat edecek olan kararlara imza atacaktır.

Terörü bir kazanç kapısı haline getiren bazı baronlar, bu alışkanlıklarını kolayca terk etmeyeceklerdir.

Burada en büyük sorumluluk bizlere düşmektedir. Terör karşısında paniğe kapılmayarak soğukkanlılığımızı koruduğumuzda, terör örgütü başarılı olamayacaktır.

Terörü bitirme noktasında atılan kararlı adımları, DHKP-C ve benzeri taşeron örgütler engelleyemeyeceklerdir.

Yeter ki bizler kararlı olalım.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.