ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Sömürgeye elverişli olma

Mehdi Çetinbaş

25 Mart 2013 Pazartesi 14:50
  • A
  • A

     CHP gurup başkanvekili Muharrem İnce, Londra’da bir kilisede yapılan toplantıda konuşmuş. Malum olduğu üzere Ak Partinin politikalarını eleştirmiş.

     Konu İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi. Hazret diyor ki; İsrail özür dileme karşılığında Türkiye’den ne aldı. İki yıl özür için neden bekledi.

     Bu satırları okuyunca, ister istemez aklıma Cezayirli ünlü alim Malik bin Nebi’nin “Sömürgeye elverişlilik” adlı kitabı geldi. Dünya üzerindeki sömürgelere baktığımızda , bu ülkelerin sömürgeleşmeden önce, bu yapıya teşne hale getirildiklerini görürüz.

     Sömürge önce iradesizleştirilir, kendisine olan güveni sarsılır, sömürücüsü olacak olan ülkeye karşı hayranlık duyguları yükseltilir, sonuçta egemen gücün hakimiyetini tesis etme yolundaki engeller bir bir ortadan kaldırılarak, sürü haline gelen bir toplum oluşturulur.

     Muharrem İnce’yi dinleyince, sömürgeciliğe karşı kurtuluş savaşı veren bir ülkenin aydınlarının, savaş meydanlarında kazanılan fiili bağımsızlığa karşın, zihni anlamda nasıl da sömürgeleştiklerini görüyoruz.

     Kendisini sürekli olarak başka toplumların altında gören ve kendisine efendiler edinen toplumların, dünya üzerinde etkili ve yetkili olma şansları yoktur.

     En kötü şey bir, toplumun iradesini ve kendine olan güvenini kaybetmesidir. İbni  Batuda seyahatnamesinde ilginç bir olay anlatılır.

     Cengiz’in idaresinde Moğol orduları, Anadolu’yu  istila ettiklerinde büyük katliamlar yaparlar.  Bir Moğol birliği Anadolu’da işgal edilen bir yerde yüz civarındaki insanı bir araya toplayıp kılıçtan geçirecektir. Birkaç kişinin boynunu vururlar. O sırada merkezden gelen bir ulak, infazı gerçekleştiren komutanı ve birliğini acele olarak çağırır.

     Komutan kılıçtan geçirme işini bırakır, verilen emri yerine getirmek için oradan ayrılır. Ayrılırken de ölüm sırasının kendilerine gelmesini bekleyenlere sert bir eda ile hitap eder. “ Kimse buradan ayrılmasın beni bekleyin! Sizi işim bitince sonra öldüreceğim.”

     Böyle bir şey gerçekten olmuş mudur, olmamış mıdır bilemeyiz ancak, verilen örnek tam bir irade çözülmesi örneğidir.

     Muharrem İnce’nin konuşması , iradesiz  ve güvensiz bir toplumun tipik bir örneğidir. Kendi toplumunun bağımsız bir politika yürütebileceğine inanmayan, ülkemizdeki olayları tamamen dış etkenlere dayanarak yorumlamaya çalışan bir siyasetçi yorumuyla karşı karşıyayız.

     Muharrem İnce bu yorumlarında kendince  belki de haklıdır. Türkiye’nin dış politikalarını yürütenler, bu güne kadar hep tabularla hareket etmişlerdir.

     Çok iyi hatırlıyorum!.Davos’ta  “ONE MİNUTE” hadisesi gerçekleşince, televizyon ekranlarına çıkıp, “eyvah Türkiye’yi çok büyük  krizler bekliyor, yandık, öldük ,bittik” diye nutuklar atan CHP’li siyasetçileri unutmuş değiliz.

     Türkiye’nin bir konuda başarı kazanmamasını, ya da dediğini yaptırmasını, vereceğiniz tavize bağlayan anlayış klasik CHP anlayışıdır. Başbakan’ın tabiriyle dikleşmeden dik durmak,  Türkiye’nin yeni politikasıdır.

     Ben her zaman söylüyorum ve yazıyorum. CHP Erdoğan için bir şans, Türkiye için ise bir şanssızlıktır. Kılıçtaroğlu yönetimindeki bir CHP, Erdoğan karşısında ilel ebed muhalefette kalmaya mahkumdur.

     Olaya diğer tarafından baktığımızda ise, etkisiz muhalefete sahip olan ülkelerde meydana gelebilecek olan bir krizde, ülkenin derin bir karmaşaya sürüklenebilme ihtimalinin yüksek olmasıdır.

     Allahtan Ak Parti yönetimi ,muhalefetin yapması gereken denetimi kendi iç bünyesinde yaparak istikrarlı bir yönetin sergilemektedir.

     Politikasını ve varlığını, hükümetin yaptığı her şeyi eleştirmek üzerine kuranlar, bu toplumdan sürekli olarak kırmızı kart görürler.

     Hızlı trene binip çok kısa sürede Eskişehir’e ve Konya’ya gidenler, Kartal’dan metroya binip yarım saatte Kadıköy’e ulaşanlar elbette kör değil.

     On yıl öncesinde uçağı havada görenler, şimdilerde otobüs bileti fiyatına, binip memleketlerine gidiyorlar. Bir yıl sonra insanlar, Ankara’dan İstanbul’a üç buçuk saatte trenle gelecekler. Yine insanlar, bir yıl sonra boğazın altından trenle geçerek mesafeleri alabildiğine kısaltacaklar. Bu ve benzeri sayamayacağımız kadar çok şeyi gören insanlara, Muharrem İnce’nin konuşması ne kadar etkili olabilir.

     Türkiye son birkaç yıldır izlediği politikalarla, dünya siyasetinde ağırlığını yavaş yavaş hissettirmeye başlamıştır. Ak Parti hükümeti geçmişte yok edilen güven duygumuzu, yeniden kazanmamız yolunda önemli adımlar atmıştır.

     Ülkemizde meydana gelen son gelişim hamleleri, hükümetle birlikte insanımızın da kendine olan güveninin yeniden kazanılması sonucunu  ortaya çıkmıştır.

     Ta Tanzimat ile başlayan ve yanlış anlaşılan batılılaşma söylemiyle, maalesef aydınlarımız zihnen “Sömürgeye elverişli” hale gelmişlerdir. İlk cumhuriyet nesli aydınları, bağımsız düşünceden yoksun olarak yetişmişlerdir.

     Erbakan Hoca ile başlayan, maalesef aydın kesimler tarafından bilinçli olarak sulandırılan ve alaya alınan batı karşısında ezilmeden dik durma tavrı, Ak Parti yönetimi tarafından revize edilerek fiiliyata geçirilmiştir.

     CHP’nin, kökü Lozan’a dayanan bir şeyler vererek yönetme tarzı artık tarihe karışmıştır. Herkesi kendileri gibi görerek elde edilen başarıları, verilen tavize dayandırma  felsefesi  millete inandırıcı gelmemektedir.

     CHP kölelik düşüncesinden kurtulup, bu millete düzgün bir yol gösterildiğinde neler yapabileceğine bizzat kendisi inanmak durumundadır.

     CHP’nin en büyük problemi, millet ile arasındaki bağın kopuk olmasıdır.

     CHP ne zaman ki milletle kucaklaşır, işte o zaman söyleyecek sözü olan ve millet tarafından dinlenen bir parti haline gelir.   

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - ŞAMİL DAĞISTANLI-AWAR:25 Mart 2013, Pazartesi 20:53

    Kendisini sürekli olarak başka toplumların altında gören ve kendisine efendiler edinen toplumların, dünya üzerinde etkili ve yetkili olma şansları yoktur.