ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Solcu Müslümanlar

Mehdi Çetinbaş

23 Ağustos 2010 Pazartesi 22:55
  • A
  • A
Ben Türkiye’deki sol-sağ kavramlarını bir türlü yerli yerine oturtamadım. Siyasi literatürdeki sol ya da sağ kavramları, daha çok ekonomik seviye ile ilintilendirilir; sol daha çok, işçi sınıfı, ya da ezilen halk tabakalarının siyasi bir temsilcisi gibi algılanır. Bu durum bütün dünyada böyle bilinir.
Bir zamanlar Lübnan iç savaşı sırasında, karşılıklı olarak savaşan taraflar için, TRT tarafından kullanılan, Sağcı Hristiyan-Solcu Müslüman gerillalar tabirini çok yadırgar, TRT’ye eleştiriler yöneltirdik. Hiç solcu Müslüman olur mu; sorusunu sorardık. 12 eylül öncesi siyasi dönemde, sol ve sağ kavramlarını uzlaşmaz uç noktalar olarak görürdük.
Aradan zaman geçti, köprülerin altından çok sular aktı. Sağcı Demirel’den, CHP’yi ve Baykal’ı destekleyen demeçler duyduk. Yine ünlü sağcılardan, şimdilerde Demokrat Parti başkanlığı sıfatını taşıyan Cindoruk’un İstanbul’da yerel seçimlerde açıkça CHP’yi desteklediğine şahit olduk.
Yine 12 eylül öncesinin iflah olmaz komünisti Doğu Perinçek’in, MHP’yi fersah fersah gerilerde bırakan milliyetçi söylemlerine şahit olduk. Bekaa Vadisinde Abdullah Öcalan ile birlikte PKK militanlarını denetleyen Perinçek’in birden bire Kürt düşmanı kesildiğini gördük.
Batı literatüründen öğrendikleri sol-sağ kavramlarını uygulamaya kalkıp, kırsaldaki ezilen köylüleri ayaklandırarak kentlere yürümeyi hayal eden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının romantizmlerine de şahit olduk. Kendilerine kitaplarda okutulanın yanlış olduğunu, köylüyle karşılaştıklarında anlayan zavallı sol gençlik! Nasıl da aldatıldın.

Aynı Anadolu kültüründen beslenen çocukların sağ-sol olarak ayrışması ibretlik bir olaydı.

Merhum İnönü’nün damadı, merhum Metin Toker’in yazdığı bir kitabın adını hatırlıyorum” Solda ve Sağda vuruşanlar” Kitap Türkiye’de büyük ses getirmişti. Kitap, o tarihlerde olaylara karışan, en küçük gençlik örgütlerine varıncaya kadar hepsinden bahsediyordu. Büyük ihtimalle MİT raporlarından yararlanılarak hazırlandığı anlaşılan bu kitapla, gençlere siz önemlisiniz mesajı veriliyordu.
12 eylül darbesi geldiğinde, birbirlerini öldüren, bir kaşık suda boğmaya kalkışan insanlar, aynı hücreleri paylaştılar.Hücre sohbetlerinde aslında birbirlerinden çok farklı düşünmediklerini de gördüler. Anadolu kültüründen beslenen bu insanlara verilen sol ve sağ kültürünün, aslında yapay bir kültür olduğu çok net anlaşıldı.
Düzen onları birbirinden hiç de farklı görmüyordu . Asarken bile denge gözetiyordu. Bir gün solcu bir genç asılmışsa, ertesi gün bunu dengelemek için sağcı bir genç idam sehpasına çıkarılıyordu. Rejimin oynadığı bu tahterevalli oyununu fark etmek için binlerce can gerekmişti.
Neden bunları yazıyorsun diyeceksiniz. Televizyonları seyrederken gözümde birdenbire koskoca mazi canlandı. Kemal Kılıçtaroğlu’nu propaganda çalışmaları sırasında izliyorum. Bu kadar da olmaz diyorum. Ne kadar kötü bir Ecevit taklidi. Benim işçim, benim köylüm, memurum, esnafım velhasıl aklınıza gelebilecek bütün meslekler tek tek sayılıyor. Sürekli olarak yapılan fukara edebiyatı. Alt gelir seviyesinde yaşayan insanlara hitap ederek, onlara Kaf Dağından Zümrüd-ü Anka’yı getirmeyi vaad eden bir söylem.
Acaba bu söylem inandırıcı oluyor mu. Kılıçtaroğlu ne yapacaktır. Oylarıyla kendisine destek veren, sermaye çevrelerinin servetlerini ellerinden alarak bu insanlara mı dağıtacaktır. Geçmişte tepe tepe kullanılan bu sloganlar değil mi solu bu hale getiren. Kendisini yenileyemeyen, söyleyecek söz bulamayan Türk solu, dünyanın aksine, kapitalizmin ve sermaye çevrelerinin temsilcisidir.

Ramazanda CHP mitinglerine seyyar satıcıların yoğun ilgisi dikkat çekicidir

Ben kendi çevremde gözlem yapıyorum. CHP’ye oy veren, ya da oy verme potansiyeli olan çevreleri de görüyorum. Kim ne derse desin Türkiye’de sol ya da sağ diye nitelendirilen kavramlar dünya ölçeğine uymamaktadır.
Türkiye’deki sağ ve sol, siyasetin dine karşı aldığı tavırla yakından ilgilidir. Katılır ya da katılmazsınız sol, dini hassasiyetleri pek fazla olmayan kesimlere dayanmaktadır. Bu kesim elbette kendi arasında da kategorilere ayrılır. Ancak ortak noktaları din algısı karşısında duyarsız olmalarıdır.
AKP mitingleri sırasında alan çevresinde tek bir seyyar satıcı görülmezken, CHP mitinglerine katılan vatandaşlar arasında bu durum çok daha farklıdır. Kemal Kılıçtaroğlu’nun bütün uyarılarına karşın, CHP seçmenleri arasında oruç yeme oranı, diğerlerine göre oldukça yüksektir.
Bunu kesinlikle kınama amacıyla söylemiyorum. Sadece bir tespit olarak dile getiriyorum. İbadet de, kabahat ta ferdin kendi özelidir.
Ankara’nın elit ve kaymak tabakasını oluşturanların oturduğu, Çankaya semtinde oy çoğunluğunun CHP’ye çıkması neyin ifadesidir. Aynı olay İstanbul başta olmak üzere, bütün şehirlerde, hali vakti yerinde olanların, en üst gelir tabakasını işgal edenlerin yaşadığı semtlerde, CHP’in açık ara önde çıkması sizce çelişki değil midir.
Kartel medyasında köşe kapmış, maaşını on binlerle ifade edilen dolar bazında alan sosyal demokrat yazarlar,Türkiye’nin en büyük çelişkisidir. Halkını cahil olarak gören, onun kullandığı oyla kendi oyunu bir görmeyen,vatandaşı“bidon kafalı” “göbeğini kaşıyan adam” diyerek aşağılayan insanların CHP’ye oy vermesi bana çok ilginç geliyor.
Batı demokrasilerinden yayılan sol-sağ kavramları, Türkiye’de yeniden tarif edilmeye muhtaçtır.Her olayda olduğu gibi Türkiye’nin özel şartlarından bahsetmeyeceksek, bu konunun kesin olarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
CHP’li zenginleri zekat ve ramazan yardımı dağıtmaktan alıkoyan nedir?
Daha önceleri de kısmen değinmiştim. Benim kanaatime göre CHP kesinlikle sol parti değildir. Eğer batılı anlamda bir değerlendirme yapacaksak, savundukları düşünce yapısına göre Türkiye’nin en sol partisi Saadet Partisidir. Bu çizgiyi esas alırsak AKP, CHP karşısında Sosyal Demokrat bir parti konumunda kalmaktadır.
Zavallı Kılıçtaroğlu, miting meydanlarında fakir fukara edebiyatı yaparken, keyfi tıkırında olan fabrikatör destekçileri nasıl daha çok kazanırım derdindedirler. Üstelik zengin muhafazakarların ramazan ayında dağıttıkları fitre, zekat ve kumanyayı da utanmadan eleştirirler. Allah rızası için verilen bu yardımın sahipleri, sanki sandık başında oy kontrolü yapıyorlar.
Aynı şey, CHP zenginleri için de geçerli değilmidir. O zenginleri, fitre, zekat ve fukaraya yardım etmekten alıkoyan nedir. Unutmayalım, fitre, zekat ve ramazan bağışı yapan bu insanlar, ayrıca devlete de vergilerini vermektedirler.
Geçmişte Müslümanların dini ibadet maksadıyla kestiği kurbanları zorla gasp edenleri, bu millet çok iyi tanımıştır. CHP’nin milletle barışması ve kucaklaşması için çok büyük zihniyet değişikliği gerçekleştirmesi gerekir. CHP sık sık vurguladığı gibi gerçekten de sol parti olsa, çok daha iyi yerde olacaktır. Milletin inancıyla ters bir hareketin bu ülkede başarıya ulaşması mümkün değildir
Din istismarı, gerçek hayatında camiye giden ve bu konulara yabancı olmayan insanların davranışlarını kapsamaz. Din istismarı, seçimden seçime cami kapılarına uğrayan, oy isteyen ve içeri girmeyen insanların davranışlarıdır.
Tekrar ifade ediyorum! CHP referandum kampanyasında yanlış yoldadır. Modası geçmiş klasik sol sloganlarla referandum kampanyası yürümez. Kılıçtaroğlu kendisine verilen bir atımlık barutu çok erken harcamıştır. Büyük bir ihtimal ile referandumdan on ay sonra yapılacak genel seçimlerde kullanacağı argüman bırakmamıştır.
13 Eylül sabahı çıkacak olan evet oyları, Türkiye’de büyük değişimlerin önünü açacaktır. Bu referandum, Türkiye’deki siyasi yelpazenin gerçek anlamda şekillenmesine vesile olacaktır.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.